Meksika ve Teksas’ta yapılan arkeolojik araştırmalar bu bölgelerde psikoaktif drogların kullanılışının 10.000 yıl önceye uzandığını göstermiştir.
Meksika’da tanrının bitkisi olarak bilinen ve peyote adı verilen kaktüsün 2 bin yıldır kullanıldığı sanılmaktadır.
İlk Avrupalıların Amerika kıtasına ayak basmasından itibaren peyote tartışma konusu olmuştur.
İspanyol istilacılar ve dini çevreler tarafından şeytani olarak suçlanan bu kaktüs Meksika yerlilerinin dininde önemli bir rol oynamaya devam etmiştir.
Bu dikensiz kaktüs Amerikan halüsinojenlerinin prototipi olarak düşünülebilir. Yerlilerin dini törenlerinin başlıca unsurudur. Avrupalıların bu geleneği engellemek için çabaları başarılı olamamış sadece dağlık bölgelere yöneltmiştir ve bugüne kadar sürmesine neden olmuştur.

Peyote kaktüsü Lophophora williamsii türünün vatanı orta ve kuzey Meksika ve Birleşik Devletlerin güney batısında Rio Grande vadisidir.
Avrupa’da 16.yy başında bu kutsal kaktüs hakkında konuşulmaya başlanmıştır. 17.yy’da İspanyol Cizvit rahipler Meksika yerlilerinin bu kaktüsü tedavi ve ritüel amaçlı kullanarak sarhoş olduklarını anlatmaktadırlar.
Kaktüsün tanımını ilk yapan Meksika’ya Aztek tıbbını incelemek üzere gönderilen II. Philippe’in özel doktoru Francisco Hernandez olmuştur.
Tadı tatlı gibi, ezilip ağrılı eklemlerin üzerine konulunca analjezik etki gösterir. Kökünün mucizevi özelliklere sahip olduğuna inanılır. Bu kökü yiyenler geleceği görürler. Kaktüs cesaret verir, açlık ve susuzluk hissettirmez
17. yy.da bir İspanyol misyoner ilk kez bir ayinde kullanılışına şahit olur ve şu şekilde tarif eder: “Kadınlar ve erkekler çember oluştururlar, sonra sırayla çemberin içinde müziğin ritmine uyarak dans ederler. Akşam 5’ten sabah 7’ye kadar bütün gece çemberi bozmadan dans ederler.”
Bu kaktüsü kullanan topluluklar bu kaktüsün yetiştiği bölgelere genellikle kasım başında kaktüs avına çıkarlar. Tecrübeli bir şaman rehberliğinde ava çıkan 10-15 yerli kilometrelerce yürür. Şaman şarkılar söyler, avcılar mumlar yakarak dualar söylerler. Kaktüs bulununca toplayıp sepetlere doldururlar.


Bir yerlinin kaktüs bahçesi
Meskalin
Lophophora williamsii 19.yy. da kimyasal olarak incelenen ilk halüsinojen bitkidir. 1896’da Arthur Heffner meskalini izole eder ve kendi üzerinde dener. Bu izole edilen ilk halüsinojenik maddedir. 350 mg meskalin halüsinojenik etki için yeterlidir.
Meskalin fenilalkilamin yapısında doğal bir alkaloittir. 1919’da Avusturyalı kimyacı Ernst Spath sentezini geçekleştirir.
Yerliler yüzyıllarca taze peyote’yi yaralarda enfeksiyonu önlemek ve iyileştirmek için yaraları taze kaktüs ile ovarak kullanmışlar.
Geleneksel tıpta ise artrit, influenza, bağırsak hastalıkları, diyabet, yılan ve akrep sokması ve Datura zehirlenmesinin tedavisinde kullanılmıştır.
Kaktüsü yedikten yarım saat sonra ilk etkiler görülür: hafif algılama değişiklikleri; fiziksel etkiler: solunum bozukluğu, kas gerilmesi, bulantı şeklindedir. Bu tatsız duygular bir saat içinde kaybolur. Daha sonra bilinç durumundaki değişim kendini göstermeye başlar. Takip eden birkaç saatte bu etkiler derinleşir ve daha görsel olur, renkler daha canlı olur, eşyalar geniş, küçük, yakın, uzak görünür.
Bütün bu deneyim kişinin yediği miktara bağlı olarak 6 saatten 12 saate kadar sürer.
En çok kullanılış şekli taze veya kuru kaktüs düğmelerinin ağızda çiğnenmesidir.
Meskalin veya peyote alan kişi en az 6 saat önce yemek yemiş olmalıdır.
Bazen de peyote’yi marihuana veya başka bitkiler ile karıştırıp sigara gibi içerler.
Peyote taze halde bir yıl saklanabilir. Kurutulmuş ise daha uzun süre saklanır. Kaktüs düğmeleri açık havada güneşte veya fırınlarda 1200 C’de kurutulur.
Doğal meskalin başlıca 4 kaktüste bulunur.

Lophophora williamsii (Peyote kaktüsü)

Echinopsis pachanoi (San Pedro kaktüsü)

Echinopsis peruviana (Peru meşalesi)

Echinopsis peruviana Echinopsis lageniformis (Bolivya meşalesi)
Psikedeliklerin M.Ö.8500 yıllarından beri ritüel ve tedavi amacıyla kullanıldığı bilinmektedir. Klasik psikedelikler olarak isimlendirilen psilosibin, LSD, dimetil triptamin (DMT) ve meskalin algı ve heyecan değişikliğine neden olurlar: kişi görsel ve işitsel halüsinasyonlar görür, bağımlılık riski yoktur. 60’lar 70’lerde popüler olarak kullanılan bu psikedeliklerin kullanımı 70’lerde artar. Bu durum üzerine bu psikedeliklerin kullanımı 70’lerde kısıtlanır.
Son yıllarda klasik psikedeliklerin bir çok psikiyatrik hastalıkta, alkolizm, depresyon, post-travmatik stres bozukluğu ve obsessiv kompülsiv hastalık tedavisi için önerilmiştir.
1950’lerde H.Denber ve S.Merlis şizofrenik 25 hastaya iv 500 mg sentetik meskalin sülfat vermişler. Bu çalışma sonucunda meskalin şizofreni için tedavi edici potansiyel göstermemiştir.
1974’te Albaugh ve Anderson alkolik Amerikan yerlileri üzerinde yaptıkları klinik deney sonucunda alkolizm tedavisinde olumlu potansiyel gösterdiğini yayınlamışlardır..
Bu doğrultuda klinik deneyler devam etmektedir, ancak bu çalışmalar çift-kör randomize değildir. Meskalinin klinikte kullanılabilmesi için modern araştırmalar yapılması gerekmektedir.
Kaynaklar:
- Balick M.J., Cox P.A., Plants, People and Culture, Scientific American Library New York 1997.
- Gottlieb A., Peyote and Other Psychoactive Cacti, Ronin Publishing Inc. Oakland 1997.
- Schultes R.E., Hofmann A., Les Plantes des Dieux – Pouvoirs Magiques des Plantes psychédéliques, Les Editions du Lézard Paris 2000.
- Vamvakapoulou I.A., Narine K.A.D., Campbell I., Dyck J.R.B., Nutt D.J., Mescaline: The Forgotten Psychedelic, Neuropharmacology 222, 2023.

