İnsan vücudunda hayati önem taşıyan 11 mineralden biri olan magnezyum (Mg), kimyasal olarak, atom numarası 12; atom ağırlığı 24,312 olan alkali toprak metalleri sınıfından bir elementtir.
İngiltere’de Joseph Black tarafından 1755 yılında keşfedilmiştir. Humphrey Davy tarafından 1808 yılında saf olarak, magnezya ve cıva-II-oksit (HgO) karışımından izole edilmiştir.
Magnezyum, vücudumuzdaki hücrelerin enerji üretiminde kritik bir rol oynar. Adenosin trifosfat (ATP) hücrelerimizin enerji kaynağıdır ve biyolojik olarak aktif olabilmek için bir magnezyum iyonuna bağlanmalıdır. Magnezyum, vücudumuzda bulunan 300’den fazla biyokimyasal reaksiyonda rol alan enzimin çalışması için kilit bir role sahiptir ve kas, sinir, kalp ve kemik sağlığında önemli bir rol oynar. Yeterli magnezyum alımı, tansiyonu düşürebilir, kalp hastalıkları riskini azaltabilir ve genel enerji seviyelerini artırabilir. Bunun yanı sıra, vücuttaki stresle başa çıkma yeteneğini de güçlendirir. Vücuttaki magnezyum seviyeleri düştüğünde, yorgunluk, baş ağrısı, kas spazmları ve anksiyete gibi birçok belirti ortaya çıkabilir. Kronik magnezyum eksikliği, ayrıca kalp hastalıkları, osteoporoz ve diyabet riskini artırabilir.
Ortalama bir yetişkinde yaklaşık 24 gram magnezyum bulunur. Magnezyumun etkinliği için D vitamininin yeterli düzeyde olması önemlidir. Magnezyum gıdalarda doğal olarak bulunmaktadır. İnsan vücudu magnezyumu doğal olarak üretemediği için besin veya takviye yoluyla alınması gerekir. En çok magnezyum içeren besinlerin başında muz, avokado, kaju, badem, kabak çekirdeği ve bitter çikolata gelir. Besinlerden karşılanamayan magnezyum ihtiyacı için doktor tarafından magnezyum takviyeleri de önerilebilir. Magnezyum desteklerde tuz halinde bulunur. İnorganik veya organik tuzları mevcuttur.
İnorganik tuzlarda magnezyum içeriği yüksektir, ancak çözünürlüğü düşüktür ve emilimi kötüdür. Magnezyum oksit, magnezyum hidroksit, magnezyum sülfat, magnezyum fosfat gibi inorganik magnezyum tuzları mevcuttur.
Organik magnezyum tuzlarından bazıları magnezyum sitrat, magnezyum malat, magnezyum glisinat, magnezyum N-asetiltaurinat, magnezyum L-treonat, magnezyum pikolinat, magnezyum aspartat, magnezyum taurat şeklindedir.
Magnezyum sitrat: Kaslarla ilgili şikayetlerde tercih edilir. Kas ağrıları ve bacaklardaki kramplar için faydalı olabilir. Kabızlıkta da kullanılabilir.
Magnezyum malat: Özellikle enerji üretimine destek istendiğinde, ağrı ve hassasiyet, kronik yorgunluk ve kramp durumlarında, insülin direncinde etkili olmaktadır. Özellikle enerji ihtiyacının arttığı durumlarda tercih edilir.
Magnezyum glisinat: Uyku problemlerinde, anksiyeteyi azaltmada, ağrının azalmasında, adet dönemi ağrılarında, migren baş ağrılarında etkilidir.
Magnezyum taurat: Kan şekeri düzenlenmesi, kan basıncının dengelenmesi, kalple ilgili problemlerde kalbin korunmasında faydalı olabilir.
Magnezyum N-asetiltaurinat: Migren tedavisinde, kaygının azaltılmasında, hafıza problemlerinde, premenstrüel semptomların iyileştirilmesinde, tansiyonun ve kan şekerinin düzenlenmesinde etkili olabilir.
Magnezyum L-treonat: Hafıza ve bilişsel işlevlerde iyileşme sağlar. Uyku bozukluklarında faydalıdır. Depresif durum, hafıza kayıpları, stres ve anksiyete gibi bozukluklarda faydalı olabilir.
Epsom tuzu magnezyum sülfat: Vücut banyolarında kullanılabilir. Lokal etkisinden faydalanmak istendiğinde, eklem ve kas ağrılarında, cilt hastalıklarında ve yorgunlukta tercih edilir.
Yemekten iki saat sonra magnezyum emilimi için en uygun zaman olup, alınan magnezyum formuna bağlı olarak sabah veya akşam saatlerinde alınması önerilebilir. Magnezyum glisinat ve N-asetiltaurinatın akşam alınması, malat veya sitrat içeren formlarının ise sabah saatlerinde alınması tavsiye edilir. Magnezyum mide boş iken alınmalıdır. Asidite magnezyum emilimi için önemli olup, magnezyum aldıktan sonra da 1 saat yemek yememek gerekir. Kombine magnezyum formları, uykuyu etkilemiyor ise akşam alınabilir, uyku düzeni bozuluyor ise, gündüz alınması önerilir. Böbrek hastalığı olanlar, Miyastenia gravis, atriyal fibrilasyon durumlarında doktora danışarak magnezyum almaları gerekir. İshal durumunda ishali artırabilir.
Hücre içi bir katyon olan magnezyum, stres sırasında salgılanan hormonlar tarafından hücre içinden hücre dışı boşluğuna doğru hareket eder, idrarda magnezyum atılımı artar ve sonrasında serum magnezyum düzeylerinin düşmesine yol açar. Düşük serum magnezyum seviyeleri ise, strese tepki olarak katekolaminler, adrenokortikotropik hormonlar ve kortizol gibi strese bağlı hormonların salımında artışa neden olarak bunların beyne erişimini engeller. Bunun sonucunda ise, düşük stres direnci ve daha fazla magnezyum kaybının oluştuğu kısır bir döngü ortaya çıkar.
Eczacı Dergisinin 2020 yılında çıkan 184. sayısında “Vitamin B6 ve Hayatımızdaki önemi” başlıklı yazımda B6 vitamini hakkında önemli bilgiler paylaşmıştım. Vitamin B6 (piridoksin), vücudumuzdaki proteinlerin ve temel bileşiklerin sinir sistemindeki nörotransmitterlerin, eritrositlerin ve prostaglandinlerin yapısında bulunan suda çözünen bir vitamin olup, hormonal dengenin sağlanmasında ve bağışıklık sistemi işlevlerinin düzenlenmesinde de önemlidir. B6 vitamini, depresyon ve anksiyeteyi etkileyen nörotransmitterler üzerinde düzenleyici etkiler yaratır; kan basıncını düşürebilir ve kortikosteroid salımının fizyolojik etkilerini azaltmak için periferik şekilde etki edebilir. B6 vitamini eksikliği ise, anemi, cilt döküntüleri ve sinir sisteminin bozulmasına yol açabilir.
Piridoksin, besinlerin yapısında piridoksal ve piridoksamin olarak adlandırılan farklı formlarda da bulunabilir. Aktif olarak görev yapan şekli ise piridoksin fosfattır. Piridoksinin aktif formu olan piridoksal fosfata (PLF) dönüşebilmesi için magnezyum ve riboflavin (B2 vitamini) gibi kofaktörler gereklidir. Magnezyum için de önemli bir kofaktör B6 vitaminidir. B6 vitamini magnezyumun vücut hücrelerine taşınmasına yardımcı olur. B6 vitamininin, hücresel magnezyum alımını kolaylaştırması, hem atılımını sınırlaması hem de magnezyumun etkinliğini artırması olası nedenlerden biridir. Günümüzde magnezyum ve B6 vitamini kombinasyonu içeren formülasyonlar bu nedenle önem kazanmıştır.
Magnezyum ve B6 vitamininin birlikte alımının faydaları
Magnezyum ve B6 vitamini, birlikte alındığında sinerjik bir etki gösterir. Bu kombinasyon, aşağıdaki faydaları sağlayabilir:
- Enerji metabolizmasını artırır ve yorgunluk hissini azaltır.
- Ruh halini iyileştirir ve stres ile başa çıkmayı kolaylaştırır.
- Kasların gevşemesine yardımcı olur ve kas kramplarını azaltır.
- Bağışıklık sistemini güçlendirir ve genel sağlığı iyileştirir.
Magnezyum ve B6 vitamininin zararları
Magnezyum ve B6 vitamininin aşırı alımı bazı yan etkilere yol açabilir. Bu yan etkiler şunlardır:
- B6 vitamini yüksek dozlarda alındığında sinir hasarına yol açabilir. Uzun süreli aşırı alım, nöropati belirtilerine neden olabilir.
- Aşırı magnezyum alımı, ishal, bulantı ve karın kramplarına yol açabilir. Böbrek problemleri olan bireylerde aşırı magnezyum alımı ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.
- Her iki bileşenin aşırı alımı, ilaç etkileşimlerine neden olabilir. Özellikle kan sulandırıcı ilaçlar ve bazı antihipertansif ilaçlarla birlikte alındığında dikkatli olunmalıdır.
Magnezyum ve B6 vitamini, bireylerin genel sağlığını destekleyen önemli besin maddeleridir. Ancak, her zaman dengeli bir diyet ve uygun dozaj ve formülasyon ile alım sağlanmalıdır. Sağlık sorunları yaşayan bireylerin, bu besin maddelerini kullanmadan önce bir sağlık uzmanına danışmaları önerilir. Bu iki bileşenin doğru ve dengeli alımı, vücudun ihtiyaçlarını karşılamak ve sağlığı korumak açısından büyük önem taşır.
Kaynaklar
Küçükgüzel ŞG. Vitamin B6 ve Hayatımızdaki önemi, Eczacı Dergisi, ISSN 1306-5734, Sayı:184, s.12, 2020.
Marion Eberlin, Evid Self Med 2022;2:220053 | https://doi.org/10.52778/efsm.22.0053

