Meslek de elli beşinci yılımı geride bırakırken, mesleğin sorunları neredeyse başladığım günkü gibi hiç dokunulmadan sadece büyüyerek devam etmekte.
Geçmişte pek çok defa TEB yönetiminde seçilmiş meslektaşlarımla görüşmek istemiştim. Hatta bir çok kere yazılı olarak da müracaatta bulunmuş yazdığım yazılara cevap verilmesini temin etmek için TEB sekreterlerine pek çok kez telefonla uyarıda bulunmama rağmen bir türlü ulaşamamış olmam son derece üzücüdür. Mesleğimizin pek çok sorunu varken TEB ve odaların çözüm üretmek yerine tribünlere gülücük atmalarından ötürü bu günkü sorunlar ile baş edememekteyiz. 2014 de adeta bir mesleki reform olarak tanıtılan yönetmeliğin yayımlandığı ilk günden itibaren bu günlere geleceğimizi ifade eden yazılar ve konuşmalarımda söylemlerde bulunmuştum. Hiçbir şey durup dururken karşımıza bir anda çıkmıyor. O günlerde İstanbul eczacı odasından saklanarak çıkarılan bu yönetmelik bana göre eczacılık adına bir darağacı idi ve işte geldiğimiz nokta.
Ben aklıma gelen ve düzeltilmesini istediğim konuları aşağıda belirtmekteyim, umarım siz okuyucular daha sonra da mesleğimize yön vermek üzere seçilenler yazdıklarımı ön yargısız dikkate alırlar.
- Çok acilen “REÇETESİZ SATILABİLİR İLAÇLAR” yasası hazırlanarak yayınlatılmalıdır. Son stok affı ile elden sattığımız ama stoklarımızda görünmeyen tüm ilaçlar kayıt altına alınacak. İkinci adımda eczanelerin “reçetesiz ilaç satımı” sıkı denetimlerle kontrol altına alınacak. Bu durumda da eczacıların sabah kapılarını açtığı dakikadan kapayana kadar suç işlemesi önlenerek !, batmaları sağlanacaktır. Yani bir Apranaxı reçetesiz verenler cezalandırılacak. Böylece eczanelerimizin büyük bir çoğunluğu yok olacak veya yok olmaya itilecektir. Bu yasanın bir an evvel ve çok detaylı olarak hazırlanması öncelikli olmalıdır. Diğer bir konu da Türkiye bütçesi bu kadar açık verirken hastanelerin girişine birer otomat eczane koyacak olurlarsa gerisini sizler düşünün. Unutmayın bu ülkede olamaz denilen her şey olmakta, bu tehlikede göz< ardı edilmeden şimdiden tedbirleri alınmalıdır.
- Eczacıya emeklilik hakkı verilmelidir. Gerçekte eczacı emekli olsa da eczanesinde çalışmaya devam etmekte ancak onu görevlerinden ya ölüm ya da hayatta iken haklarını satmakla ayırabilmekteyiz. Oysa 2014 yılında çıkan ama altı boş olan yardımcı veya ikinci eczacıya görev tanımları yapılarak eczacı emekli olduğunda mülkiyet onda, mesuliyet yardımcı eczacıda olabilmelidir. Böylece altmış beş yaşını geçen eczacı hayatında yapamadığı tatilini, gezisini hatta hayallerini gerçekleştirebilsin. Parasını, emeğini, yazını, kışını, gecesini gündüzünü mesleğine adayan eczacılara hayatlarının sonunda dinlenebilme imkanı tanınmalıdır.
- Eczacılıkta ikinci, yardımcı falan gibi altı boş kavramlara sahip zorlama istihdam metodları kaldırılmalı. Günümüzde ciro ile istihdam yaratılması geçmişte kalan devlet destekli fabrikalarda oluyordu artık gerçekler bu tip uygulamaların yanlış olduğunu göstermekte. Yani bu kavramlar değiştirilmeli veya altları doldurulmalıdır.
- Eczacılık beşer yıllık vizelere tabii tutularak sürekli değişen kavramların ve yeniliklerin öğrenilmesi sağlanmalıdır. Bunun için odaların her yıl birer eğitim semineri olmalı ve beş yılda üç kere katılım şartı koşulmalıdır.
- Eczacı yalnız eczanesinde üreterek satmak üzere kozmetik ve besin desteklerini kanunlardaki vecibelerini yerine getirmek kaydı ve şartıyla yapabilme özgürlüğüne sahip kılınmalıdır.
- Mesai saatleri eczanelerin bulunduğu bölgelere uygun olarak iki üç seçenekli olması sağlanmalıdır. Bir örnek verecek olursam AVM lerde bulunan eczaneler sabah 9 da açılırken AVM ler 10 da açılmakta. Keza işin yoğunluğu saat 18-22 arasıyken eczaneler 19 da kapatmak zorunda kalmakta. AVMler Pazar günleri en yüksek cirolarını yaparken AVM de bulunan eczaneler kapalı olmakta. Bu örnek daha da genişletilebilir, tren garı karşısındakiler 7/24 ve tüm yıl açık olmayı isterken kayba uğrayanın eczacı olduğu unutulmamalıdır.
- Günümüzde hiçbir yasada olmamasına rağmen üç kutudan fazlasını “TOPTAN SATIŞ” sayılması ve bunu yapan eczacının cezalandırılması kaldırılmalıdır.
- Eczacı gereksiz defter tutulmasından kurtarılmalıdır. Örneğin resmi kayıtları yapılan eczane personeli için personel defteri, stajyerler için staj defterleri kaldırılmalıdır.
- Eczacılık bir “SAĞLIK MESLEĞİ” olduğu için her tip duyumu ve halkla ilişkisi yasaklı durumdadır. Oysa doktorlar da, hastaneler de poliklinikler de reklam ve duyurular yaparken neden eczaneler ayrıcalıklı olarak yasaklansın. Belli kaideler konduktan sonra eczanelerde kendisini tanıtabilmelidir.
- Eczacılar birinci sınıf sağlık hizmeti sunar kaidesi bakanlıkça kabul edilmiş olsa da ne tansiyon bakmamız ne enjeksiyon yapmamız yasal olamamaktadır.
Bütün bu önerilerimde dikkat edecek olursanız eğitime hiç dokunmadım, gelecek sayıda da eğitimle ilgili görüşlerimi sizlere iletmek isterim.
Sevgilerimle

