And dağlarında yaşayan yerliler , bu dağlardaki zor koşullara dayanabilmeleri için tanrıların kendilerine koka bitkisini hediye ettiğine inanırlar. Koka yaprağının 500 yıllarından beri İnkalar tarafından kullanıldığı sanılmaktadır. Peru’da bulunan mumyanın yanındaki koka yaprağı dolu çanta ve o döneme ait koka yaprağı çiğneyen yerli şeklindeki toprak kaplar bunu kanıtlamaktadır.

Kazılarda bulunan ve koka yaprağı çiğneyen bir yerliyi temsil eden toprak kap
İspanyollar 1532 de Peru’ya ayak bastığında İnka medeniyeti en parlak dönemini yaşıyordu. Koka yaprağı kutsal bir bitki olarak yerli halk tarafından çok rağbet görüyordu. Sadece soyluların ve din adamlarının kullanma yetkisi vardı. Dini seremonilerde kokanın önemli bir rolü vardı. Şamanlar trans haline geçmek ve ruhlarla iletişim kurmak için koka yaprağı çiğniyorlardı. Hükümdarın halkına vereceği en büyük ödül koka yaprağı çiğneme ayrıcalığı vermesiydi. Halktan birinin hükümdarın izni olmadan yaprak çiğnemesi yasaktı.
İnka İmparatorluğunun yıkılmasından sonra koka yaprağı halk yaygın olarak kullanmaya başladı. Yasak kalkınca yerliler özgürce yaprak çiğnemenin tadını çıkardılar. Hiçbir yerli yaprak heybesi dolu olmadan güne başlamıyordu. Günde birkaç kez oturup boynunda asılı duran heybeden bir yaprak alıyor ve yanında taşıdığı poporo denen kaptan bir parça kireç ilave ederek yaprağın daha etkili olmasını sağlıyordu. Çocukların yaprak çiğnemesi kesinlikle yasaktı. Erişkin olan bir erkeğe kendi koka heybesi ve poporo hediye ediliyor ve bir törenle koka yaprağı çiğnemeye adım atıyordu. O güne kadar ona yasak olan bu değerli yaprak ile genç yerli artık yetişkin bir erkek oluyordu. Gururla ve mutlulukla yaprağını çiğnemeye başlıyordu.

Koka bitkisi: Erythroxylon coca, And dağlarında yetişen küçük bir ağaçtır.
İspanyollar önceleri yerlilerin koka yaprağı çiğnemesini yasaklamak istediler. Katolik kilisesi koka yaprağını şeytani ilan ederek bitkileri kökünden sökmeyi düşündü. Ama kısa sürede yerlilerin yapraksız çalışamadıklarını gördüler. Maden ve arazi sahipleri yerlilere koka yaprağı vererek daha az yemek ile daha çok ve daha uzun süre çalıştırabileceklerini anlamakta gecikmediler.
Güney Amerika’ya giden Avrupalı gezginler madenlerde zorlu bir çalışma hayatı olan ve And dağlarının çetin doğasında yaşamak zorunda olan yerlilerin koka yaprağı çiğneyerek yorgunluk ve açlık hissetmediğini anlattılar.
Angelo Mariani ve Mariani Şarabı
Koka yaprağının uyarıcı etkisi Avrupa’da duyulmaya başlar. Korsika asıllı Fransız eczacı Angelo Mariani Peru’dan getirttiği koka yapraklarını Bordeaux şarabı ile karıştırarak bir preparat geliştirir. “Vin Mariani” yani Mariani şarabı tonik ve uyarıcı bir spesiyalite olarak 1871 de Fransa’da piyasaya çıkar.
Angelo François Mariani 1838 de Korsika’da büyük bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur. Eczacı olmaya karar vererek Paris’e gider ve bir eczanede çırak olarak çalışmaya başlar. Hırslı bir eczacı adayı olarak, servet yapmasını sağlayacak, ticarileştirebileceği bir spesiyalite aramaktadır. Bu amaçla tonik preparatlara dikkatini verir. Hazırladığı tonik koka preparatını kullanan bir opera sanatçısı çok memnun kalarak bir sandık ısmarlayınca beklediği fırsatı yakalar.


Mariani Şarabı Angelo François Mariani (1838 – 1914)
Mariani şarabı Avrupa’da ve Amerika’da 1890’larda ve 20.yüzyılın başında en tanınmış farmasötik spesiyalite olmuştur. Vücut, beyin ve sinirler için tonik ve uyarıcı olarak tanıtılan Mariani şarabının endikasyonları yıllar içinde değişse de genellikle grip, sinirlilik, kansızlık, uykusuzluk, halsizlik, melankoli ve çeşitli mide, boğaz ve akciğer rahatsızlıklarında kullanılıyordu. Yemekten önce veya sonra, ya da kahvaltı ile öğle yemeği arasında bir kadeh alınması tavsiye ediliyordu. Önceleri eczanesinin laboratuvarında üretilen preparata talep artınca Neuilly yakınında bir fabrika kurar. Burada bir de koka bahçesi oluşturur. Koka şarabı ilk kez 1884 de Fransız Kodeksinde yer almıştır.
Papa XIII.Leo tarafından Vatikan altın madalyası ile ödüllendirilen Mariani’nin başarısı, reklam becerisi ve ürününü tanıtma sanatı ile yakından ilgilidir. Mariani Şarabını kullanıp memnun kalan ünlü kişilerin yorumlarını çok iyi kullanarak reklamını yapmıştır. Bu ünlüler arasında dönemin tanınmış sanatçıları, yazarları, politikacıları, krallar, soylular, din adamları, papalar, bilim adamları, doktorlar bulunmaktadır.Tüm bu ünlü kişilerden Mariani Şarabı hakkındaki düşüncelerini yazarak , göndermelerini ister ve bu imzalı belgeleri “Çağdaş Yüzler” adıyla seri halinde yayınlar. Böylece Mariani Albümü ortaya çıkar. 1891 den 1913 e kadar 13 cilt halinde düzenli olarak yayınlanır. 1914 de öldüğünde hazırlanmakta olan 14. son cilt I.Dünya savaşı nedeniyle yayınlanamaz. Savaştan sonra 1925 de oğlu tarafından yayınlanır. Bu 14 ciltlik albüm bugün çok önemli bilgiler içeren bir kaynaktır. Albümde her ünlü şahsiyetin biyografisi, portresi, kendi el yazısı ile Mariani şarabı hakkındaki görüşü ve imzası bulunmaktadır.
Bu albümde iki ünlü Osmanlı bilim adamı Ecz. Joseph Zanni ve Dr. Mavrogeny Paşayı da görmek oldukça şaşırtıcıdır.

Mariani’nin reklam kampanyaları dönemi için bir yenilik olmuştur. Ünlü afiş sanatçısı Jules Chéret’nin hazırladığı afiş çok ünlü olur.
Amerika Birleşik Devletlerinde Koka Şarabı
Amerika’lı eczacı John Pemberton Mariani Şarabından esinlenerek 1884 de Atlanta’da “Pemberton’s French Coca Wine” Pemberton’un Fransız Koka Şarabı’nı piyasaya çıkartır. Bu preparat sinir hastalıkları, hazımsızlık, zihin ve fizik yorgunluk, kabızlık, başağrısı, nörasteni ve iktidarsızlık tedavisi için tavsiye edilmektedir. Aynı zamanda morfin bağımlılığını tedavi için de önerilmiştir. 1886 da Atlanta eyaletinde alkol yasağı getirilince , formülden alkol çıkartılarak yerine şurup konulur, koka yaprağına kafein içeren kola tohumu ilave edilerek karbon dioksit ile gazlı bir içecek haline getirilir. “Coca-cola” adını alan bu yeni içecek patentli bir ilaç olarak eczanelerde soda çeşmelerinde satılmaya başlar. 1887 de bir başka Amerikalı eczacı Asa Candler Coca-cola’nın formülünü Pemberton’dan satın alır ve 1888 de Coca-cola fabrikasını kurar. 1904 de formülden koka yaprağı ekstresi çıkartılır, ancak ürünün adı çok tanındığı için değiştirilmez.

Amerikan eczanelerinde reçeteli satılan Coca-Cola çeşmesi
Koka yaprağının etkili bileşiği kokain
1860 yılında Avusturya-Göttingen Üniversitesinde Albert Niemann koka yapraklarından bir alkaloit izole eder ve kokain olarak isimlendirir. Merck firması bu yeni bileşiği basit bir stimülan ilaç olarak piyasaya çıkartır.
Viyana’da Dr. Sigmund Freud kokaini morfin bağımlılığına antidot olarak kullanabileceğini düşünmektedir. Arkadaşı Dr. Ernst Fleischl von Marxow, parmağı kesildikten sonra ağrı kesici olarak morfin kullanması sonucu morfin bağımlısı olmuştur. Freud arkadaşının bağımlılığını tedavi için kokain verir. Fleischl morfin dozunu azaltır ve kısa zamanda tümüyle bırakır. Ama kokain kısa zamanda yeni bir bağımlılık yaratmıştır.
Diğer taraftan Dr. Freud ve Dr. Carl Koller kokain kristallerini denerken dilin üzerine konunca hissizleştirdiğini fark ederler. 1880 de kokainin deri üzerindeki lokal anestezik etkisi gözlemlenir ve Dr. Koller Viyana hastanesinde kurbağa korneası üzerinde deneyler yapar. Sonuç olumlu olunca etkiyi kendi gözü üzerinde dener. 1884 de Heidelberg’de yapılan oftalmoloji kongresinde Koller bu buluşunu sunar. Böylece kokainin göz ameliyatlarında lokal anestezik olarak kullanımı başlar .
Kısa süre sonra kokainin kimyasal yapısı aydınlatılır. Kokainin benzoil-tropanol çekirdeği örnek alınarak, kokain analoğu, benzokain, prokain gibi moleküller sentezlenir. Böylece kokainden daha az toksik ama daha etkili lokal anestezik ilaçlar grubu doğmuş olur.


Bolivya’da pazarda koka yaprağı Koka yaprağı çiğneyen bir Perulu
Günümüzde koka bitkisinin kültürü kontrol altındadır. Ama And dağlarında yaşayan yerlileri koka yaprağı yeme geleneğine devam etmektedirler. Bitkinin yetiştirildiği her yerde, Bolivya, Peru, Kolombiya, Şili’de halk yaprak çiğnemektedir. “Coquero”adı verilen bu kişiler yaprağın orta damarını çıkardıktan sonra , yaprağı ağzında katlayarak top haline getirir ve bir parça kireç ile emer, böylece yapraktaki alkaloit kirecin alkali etkisi ile açığa çıkar ve etkili olur. Eski kullanıcılar yanaklarındaki karakteristik deformasyondan hemen tanınırlar.
Kaynak:
Afife Mat, Bitkiden İlaca Hepsinin Bir Öyküsü Var, Pharmavision Kültür Yayınları, İstanbul, 2012.

