
Digitalis purpurea
Dünyanın en mükemmel pompası kalbimizin ilacı Digitalis glikozitlerinin öyküsü 16.yüzyılda başlar.
O dönemlerde kalp ritminin bozulmasının vücutta su toplanmasına neden olduğu bilinmiyor, ödemlerin başlı başına bir hastalık olduğu düşünülüyordu.
Kalbin afyonu olarak da isimlendirilen Digitalis bitkisinin tedavide kullanılışından bahseden ilk kaynak İngiliz John Gerard’ın 1596’da yayınlanan “The Herball or General History of Plants” isimli botanik kitabıdır. Ancak 18.yüzyılda William Withering bu halk ilacıyla ilgileninceye kadar üzerinde hiçbir araştırma yapılmamıştır.
Dr. William Withering ve bir halk ilacının tedaviye girişi

Dr. William Withering (1741-1799)
17 Mart 1741 de İngiltere’nin Shropshire bölgesinde dünyaya gelen William Withering’in babası Edmund Withering çok tanınan başarılı bir hekimdi. Annesi de iyi tanınmış bir hekim ailedendi. Genç Withering de aile mesleğini tercih ederek 1762 de Tıp Okulu ile ünlü olan Edimburgh Üniversitesine girdi. Çok başarılı bir öğrencilik döneminden sonra 1766 da mezun oldu ve babasına asistanlık yapmaya başladı.
Genç hekim William mesleğine başlayabileceği bir yer aramaya başlar ve yeni açılan Stafford hastanesinin ilk hekimi olur. İleride Withering’i ünlü yapacak olan Digitalis bitkisi Stafford bölgesinde yaygın olarak yetişmektedir.
Dr. Withering 1768 ilk baharında Helena Cooke isminde bir hastaya çağrılır. Genç ve güzel hastayı tedavi eden doktor uzun süren nekahat döneminde dehastasını sık sık ziyaret eder. Genç bayan Cooke, o dönemin tüm İngiliz genç kızları gibi, suluboya bitki resimleri yapmaktadır. Dr. Withering hastasına kırlardan çiçekler toplayıp getirir ve onu etkileyebilmek için botanik öğrenmeye başlar. Bu aşk uğruna başlayan botanik merakı sonucunda 1776’da “A Botanical Arrangement of All Vegetables Naturally Growing in Great Britain with Descriptions of the Genera and Species According to Linnaeus” isimli kitabını yayınlayacaktır. Helena Cooke ve William Withering 1772 yılında evlenirler.
1775 yılında Dr. Withering muayenehanesini Birmingham’a taşır. Ancak bir süre daha, kilometrelerce yol katederek, Stafford hastanesindeki hastalarını görmeye devam eder. Bu seyahatler sırasında, hekimlerin tedavi edemediği ödemli hastaları yaşlı bir kadının bir halk ilacıyla iyileştirdiğini duyar. Bu yaşlı şifacıyı bulan Withering ondan ilacını öğrenir. İlaç 20 kadar bitkiden oluşan karışımdır, ama başlıca etkili bitkinin Digitalis olduğu hemen anlaşılmaktadır. Withering bu bitki üzerinde araştırmalara başlar. Önce yapraklardan dekoksiyon hazırlayarak hastalara verir, daha sonra enfüzyon halinde kullanmayı dener. Kaynatmanın etkili bileşikleri zayıflattığına gözlemler ve soğukta su ile maserasyonunun kullanılmasını önerir. Sonunda en etkili yolun yaprakları güneşte veya ateş karşısında kurutmak ve toz etmek olduğuna karar verir. Yaprakların senenin farklı zamanlarında farklı aktiviteye sahip olduğunu fark eder ve çiçeklenme döneminde aktivitenin en yüksek olduğunu gözlemler. Böylece tomurcuklar açtığında toplanmış ve kurutulmuş yaprak tozu kullanmaya başlar. Withering bitkinin zehirli olduğunu bilmektedir, o nedenle hastalara verirken dozaja çok dikkat eder. 1783 de Digitalis bitkisi Edimburgh Farmakopesine girmiştir.
10 yıl süren araştırmalarının sonunda Withering bugün bir tıp klasiği olan kitabını 1785 de yayınlar: “An account of the Foxglove and Some of its Medical uses : with Practical Remarks on Dropsy and Other Diseases” .


207 sayfalık bu kitapta 163 vaka takdim edilmektedir, bunu başka hekimlerin Withering’e bildirdiği vakalar takip eder. Kitabın son bölümünde drogun hazırlanışı, etkileri, dikkat edilmesi gereken hususlar ve etkileşimler yer alır. Withering, Digitalis’i tedaviye sokmakla kalmamış doğru kullanım prensiplerini de otaya koymuştur ki bunlar hala değişmemiştir. Withering bu kitabın ardından Kraliyet Cemiyetine üye seçilmiş ve kendisine Londra Tıp Cemiyetinin diploması verilmiştir.
Vücutta su toplanmasının kalbin ritm bozukluğuna bağlı olduğu yıllar sonra anlaşılmış ve Digitalis’in etkili bileşikleri ise 1866 da Fransız eczacı Nativelle tarafından bulunmuştur.
Ecz. Claude-Adolphe Nativelle ve Digitalinin keşfi

Claude-Adolphe Nativelle (1812-1889)
25 Haziran 1812 de Paris’te Notre Dame kilisesinin yakınında dünyaya gelen Claude-Adolphe Nativelle, küçük yaşta tıbbi bitkiler toplayıp satan annesine yardım etmeye başlar. Böylece doğaya ve bitkilere ilgi gösteren küçük Claude, daha 10 yaşında kendisine bir herbaryum oluşturmaya başlar. Topladığı bitkileri eve götürüp dikkatlice kurutur ve Jean-Jacques Rousseau’nun “Lettres sur la Botanique” (botanik üzerine mektuplar) isimli kitabından öğrendiği şekilde hazırlar. Okulda başarılı bir öğrenci olan Claude’un doğa tarihine ve kimyaya olan tutkusu öğretmenlerini şaşırtmaktadır. 13 yaşında okulu bitirince tüm vaktini annesine yardıma ayırır.
Babası öldükten sonra annesi iki çocuğuna bakmak için daha çok çalışmak zorunda kalmıştır. Bu ağır çalışma zamanla sağlığını bozar. Claude annesinin zaman zaman bitki toplarken zorlandığını, nefesinin daraldığını, kalbinden bir sıkıntısı olduğunu gözlemlemekte ve bu duruma çok üzülmektedir. Bir gün bir bitki dükkanına yabani bitkiler götürürken Vosges dağlarından gelmiş değişik bir bitki dikkatini çeker. Büyük pembe çiçekleri dikiş yüksüğüne benzeyen bu bitkiyle ilgilendiğini fark eden satıcı “ bu bitkiler senin satabileceğin türden değil, bunlar eczacılar için” der. Bu bitkinin adının yüksükotu olduğunu, zehirli olduğu için pazarlarda satılmadığını belirtir ve “ kalp hastalıklarına iyi geldiği söyleniyor ama henüz nasıl kullanılacağı bilinmiyor” diye ilave eder. Claude bu sözleri hiç unutmaz.
1825 de annesi bir sabah çarşıda bitki satarken yığılıp kalır. Doktorun ve eczacının çabaları kalbinin yeniden çalışmasına yetmez. Öksüz kalan Claude bir eczacının yanına çırak olarak girer ve geceleri eczacılık kitaplarından ders çalışır.
Nativelle eczane stajlarına devam ederken , 19 yaşında Eczacı Okulunun derslerine yazılır. Çalıştığı eczanenin laboratuarında araştırmalar yapmaya başlar. Nativelle kimya bilimindeki gelişmeler ile çok ilgilenir, özellikle alkaloitlerin keşfi onu çok heyecanlandırmaktadır. 1841 de eczacılık diplomasını alır ve eskiden beri ilgisini çeken Digitalis bitkisi üzerinde araştırmalar yapmaya başlar. 1835 yılında Paris Eczacılık Cemiyeti Digitalis’in etken bileşiklerinin keşfi için bir yarışma açmıştır, ancak o yıla kadar kimse bunu başaramamıştır. Nativelle 1844 yılında çalışmalarının sonucunu Cemiyet’e sunar. Çalışmasından son derece emindir, ancak ödül bir başkasına, Dr. Homolle’e verilir. Nativelle yenilgiyi kabul etmez ve bir protesto yayınlar. Kendi izole ettiği maddenin bitkinin gerçek aktif bileşiği olduğunu ispatlamak ve çok saf kristalize dijitalin elde etmek için 25 yıl uğraşır. 1867 de yapılan fizyolojik deneyler Nativelle’in izole ettiği bileşiğin Dr. Homolle tarafından bulunan maddeden daha aktif olduğunu gösterir. Zafer Nativelle’indir. 1869 da dijitalin elde etmek için kullandığı metodu ayrıntılarıyla yayınlar. 1870 de çalışmalarını ve izole ettiği kristalize dijitalini Tıp Akademisine gönderir ve Akademinin 6.000 franklık Orfila ödülünü kazanır. Bu başarıdan sonra eczanesini kapatarak Paris’in banliyösü Bourg-la Reine’de bir laboratuar kurar. İlk Digitalis preparatları hala “Digitaline Nativelle” adıyla belleklerde kalmıştır.
Digitalis glikozitlerinin etki mekanizması
Dijitalin milyonlarca kalp yetmezliğini tedavi etmiştir. Günümüzde hala Digitalis yapraklarından izole edilen digitoksin ve digoksin kardiovasküler tedavide yerini korumaktadır. 1965 de Danimarkalı Jens Christian Skou dijital moleküllerinin mambranlar arası iyon alışverişi üzerine etki ederek kalp kasının kasılmasını sağladığını keşfeder. Böylece kalp afyonunun gizemi aydınlatılmış olur. J.C. Skou 1997 yılında Nobel ödülünü almıştır.

Jens Christian Skou
Kaynak:
Afife Mat -Bitkiden İlaca Hepsinin Bir Öyküsü Var, Pharmavision Kültür Yayınları-2, İstanbul 2012.

