Değerli Meslektaşlarım,
Tarihi geçmiş ilaçların yönetimi, yıllardır eczacılık camiasının gündeminde olan ancak halen etkin ve sistematik bir çözüme ulaştırılamayan kritik bir konudur. Ancak bu yalnızca eczacıların değil, aynı zamanda devletin, ilaç üreticilerinin ve tüm sağlık ekosisteminin ortak sorumluluğudur. Çünkü yanlış bertaraf edilen ilaçlar hem çevreyi kirletmekte hem de toplum sağlığı açısından büyük riskler oluşturmaktadır.
Eczacılar, dünya genelinde artık klinik bir meslek olarak tanımlanmakta ve tedavinin her aşamasında etkin bir rol oynamaktadır. Ancak ülkemizde bireyselleştirilmiş farmakolojik doz sistemlerinin eksikliği ve reçeteleme süreçlerindeki yetersizlikler nedeniyle büyük miktarda ilaç israfı yaşanmaktadır. Vatandaşlar gereksiz veya yanlış reçetelenmiş ilaçları biriktirmekte, bunların büyük kısmı kullanılmadan tarihi geçmekte ve sonuçta gelişigüzel bir şekilde çöpe ya da lavaboya dökülmektedir. Bu durum, ilaç etkin maddelerinin doğrudan su kaynaklarına ve toprağa karışmasına yol açarak çevresel bir felakete neden olmaktadır.
Gelişmiş ülkelerde eczaneler aracılığıyla toplanan tarihi geçmiş ilaçlar, devletin denetiminde oluşturulan sistemlerle güvenli şekilde bertaraf edilmektedir. Ülkemizde de benzer bir sistemin oluşturulması artık ertelenemez bir gerekliliktir. Ancak bu sürecin tüm yükünün yalnızca eczacıların omuzlarına bırakılması kabul edilemez. Devlet, bu konuda üç temel noktada sorumluluk almak zorundadır:
ETKİN MEVZUAT OLUŞTURULMASI:
Tarihi geçmiş ilaçların toplanması, imhası ve geri dönüşümü konusunda net yasal düzenlemeler yapılmalı, bu süreç resmi bir sisteme bağlanmalıdır. Eczacılar bu sürecin içinde yer almaya hazırdır ancak sürecin sürdürülebilirliği için devletin yönlendirici ve denetleyici rolü şarttır.
HALKTA FARKINDALIK YARATILMASI:
Vatandaşlar, tarihi geçmiş ilaçlarını çöpe veya lavaboya atmaması gerektiği konusunda bilinçlendirilmelidir. Devletin ilgili kurumları, sağlık bakanlığı ve yerel yönetimler bu konuda geniş çaplı farkındalık kampanyaları düzenlemeli ve ilaç atıklarının nasıl bertaraf edilmesi gerektiği konusunda bilgilendirici materyaller
sunmalıdır.
BERTARAF MALİYETİNİN ÜSTLENİLMESİ:
Tarihi geçmiş ilaçların toplanması ve çevreye zarar vermeyecek şekilde imha edilmesi ciddi bir ekonomik maliyet gerektirir. Bu maliyetin yalnızca eczacılara yüklenmesi adil değildir. Devlet, ilaç üreticileri ve dağıtıcıları da dahil olmak üzere tüm paydaşlarla birlikte hareket ederek, bu maliyetin ortaklaşa karşılanacağı bir sistem oluşturmalıdır. Avrupa ve Kuzey Amerika’da bu sistemler başarıyla uygulanmaktadır ve ülkemizde de benzer bir
modelin hayata geçirilmesi zorunludur.
Bu sorumluluk bilinciyle hareket eden meslektaşlarımız, Çevreci Eczacılar Kooperatifini kurarak ilaç atık yönetimi konusunda önemli bir farkındalık yaratmışlardır. Ancak bu tür gönüllü inisiyatifler, devlet desteği ve sistematik bir yapı olmadan sürdürülebilir değildir. Sağlık Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve yerel yönetimler, bu süreci sahiplenmeli ve eczacılarla iş birliği içinde çalışarak etkin bir sistem kurmalıdır.
Ayrıca, fakültelerimiz ve Türk Eczacıları Birliği (TEB) başta olmak üzere tüm meslek örgütlerimizin bu konuyu ivedilikle gündeme taşıması gerekmektedir. Tarihi geçmiş ilaçların doğru şekilde bertaraf edilmesi hem çevrenin korunması hem de toplum sağlığı açısından ertelenemez bir zorunluluktur.
Eczacılar olarak bizler, bu sürecin önemli bir ayağıyız ancak tek başımıza çözüm üretemeyiz. Devletin öncülüğünde, tüm paydaşların ortak sorumluluk üstlendiği bir sistem oluşturulmalı ve ilaç atık yönetimi
sürdürülebilir hale getirilmelidir.

