Bu siteyi kullanarak Gizlilik Politikası ve Çerezler'nı ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş olursunuz.
Kabul
Eczacı DergisiEczacı Dergisi
  • Haberler
    • Bilgilendirici İçerikler
    • Türk Eczacıları Birliği
    • SGK Haberleri
    • Sağlık Bilgileri
  • Yazarlar
    • Prof. Dr. Ali Demir Sezer
    • Prof. Dr. Ekrem Sezik
    • Prof. Dr. Ş. Güniz Küçükgüzel
    • Bünyamin Esen
    • Meral Günay Öztürk
    • Uzm. Ecz. Sema Uysal Zeybek
    • Ecz. Vecihi Özerdemli
    • Ecz. Ahmet Olgay Altındağ
    • Ecz. Eyüp Talha Kocacık
    • Uzm. Dyt. Ezgi Öztürk
  • Röportajlar
  • Dergilik
  • Kaydettiklerim
Arayın
Entertainment
  • Haberler
    • Bilgilendirici İçerikler
    • Türk Eczacıları Birliği
    • SGK Haberleri
    • Sağlık Bilgileri
  • Yazarlar
    • Prof. Dr. Ali Demir Sezer
    • Prof. Dr. Ekrem Sezik
    • Prof. Dr. Ş. Güniz Küçükgüzel
    • Bünyamin Esen
    • Meral Günay Öztürk
    • Uzm. Ecz. Sema Uysal Zeybek
    • Ecz. Vecihi Özerdemli
    • Ecz. Ahmet Olgay Altındağ
    • Ecz. Eyüp Talha Kocacık
    • Uzm. Dyt. Ezgi Öztürk
  • Röportajlar
  • Dergilik
  • Kaydettiklerim
  • Anasayfa
© 2024 Eczacı Dergisi - Tüm hakları saklıdır.
Okunan: SICAĞI SICAĞINA…
Giriş yapın
Bildirimler Daha göster
Font büyütücüAa
Eczacı DergisiEczacı Dergisi
Font büyütücüAa
Arayın
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Röportajlar
  • Yazarlar
  • Dergilik
  • İletişim
Zaten hesabınız var mı? Giriş yapın
Takip edin
  • Anasayfa
© 2024 Eczacı Dergisi. Tüm hakları saklıdır.
Eczacı Dergisi > Yazılar > Yazarlar > SICAĞI SICAĞINA…
Yazarlar

SICAĞI SICAĞINA…

Uzm. Ecz. Sinem Güngör Bayar
Yazar Uzm. Ecz. Sinem Güngör Bayar
17 Ekim 2025
Yazarlar
2.9k görüntüleme

Eczane eczacılığı, hayatta yapabileceğimiz en değerli işlerden biridir.

Stabilizasyon; fakültede laboratuarda tanıştığımız bir kelimeydi ; bir şeyi sağlamlaştırmak, dengede tutmak, korumak, etkinliğini sürdürmek için gerekli koşulları sağlamak anlamına geliyordu. Stabilizasyonu o zamanlar laboratuardaki ilaçlar için uyguluyorduk.

Yoğun bakımdaki bir hastanın durumunun stabil olması “hayati bulgularının dengede olduğu” anlamına gelir. Ancak, herhangi bir kötüleşme olmayacağı anlamına gelmez. Sadece şu anda dengede olduğunu anlatır. İlacın stabilizasyonu ise, mikroorganizmalardan, fiziksel ve kimyasal koşullardan etkilenip bozulmayacağı anlamına gelir. Yani ilacın; hem etkili hem de güvenli kaldığı anlamına gelir. Ama her zaman öyle kalacağı anlamına gelmez, sonrasında da gerekli saklama koşullarının sağlanması gerekir. 

Bu noktada konuyu, eczanelerin  stabil duruma gelmesine bağlamak isterim. Eczanelerimiz, birer komando okulu, adeta sabır ve dayanıklılık testi.Hastalarımızla olan ilişkiler, personel yönetimi, her türlü bürokratik iş ve buraya yazamadığım tonlarca “yapılacak iş”in ortasında; eczanenin ; bir hizmet ve bakım sağlama  merkezi olarak; etkilenmeden ve de güvenli olarak kalmasını sağlıyoruz. Yani işyerimizi stabil hale getiriyoruz. Eczane profesyonel bilgi merkezi, insanların dertlerini anlattığı ve derman bulduğu bir çare üretim merkezi, uzun çalışma saatleri boyunca hizmet aldıkları birinci basamak sağlık merkezidir. Eczaneler -biz değerinin farkında olmasak da- toplum sağlığının ilk ve en samimi durağıdır. Eczaneler toplum sağlığı adına gücünü önce bilimsel eğitim içeriğinden, sonra samimiyetinden alır. Samimi ve gerçek olmak; arayıp da bulamadığımız bir lüks artık . Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin; yapay zeka bize hangi zor bilgiyi verirse versin, elimizin altında ne kadar online satış noktası olursa olsun; insanın sıcaklığı ve samimiyeti hiç bir zaman yeri doldurulmayan bir değer olarak orada kalacak. Bana meslek hayatımın en başında en değerli bulduğum şeyin ne olduğunu sorsaydınız; en çok bilgiye sahip olmak, en iyi danışmanlığı vermek derdim. Aradan geçen yirmi üç yıl sonunda şunu söylüyorum; deneyim bilgiden önemlidir. İnsanlarla olan ilişkilerimiz ve samimiyet ; çok değerli bir güçtür . Güvenilirlik ; en temelde, doğru ilaç ve sağlık bilgisinden önce; insani ilişkilerle kuruluyor. Ki, güven dediğimiz şey eczanenin en büyük sermayesi..

Bizler eczanelerimizde üç  ana kaynağımızı kullanıyoruz : 

Bilgimiz, emeğimiz ve paramız. 

Bir okulda okuyarak diploma sahibi oluyoruz(bilgi), o bilgiyi kullanacağımız bir iş kuruyoruz (para) ve o işi sürdürmek için de her gün orada bulunup hizmet veriyoruz (emek). Bu üçünden biri eksik ya da yanlış olursa, sistem arıza veriyor . Bu üç kaynak öyle kolay bulunan, her an her yerde karşına çıkabilecek şeyler de değil üstelik. Bu kaynakları korumak için, iş sahibi olan kişinin, o işi yaparken tatmin olması gerekir. Öncelikle bu üç kaynağı dış faktörlerden etkilenmeyecek düzeyde koruması, sonra da bu üç kaynağı besleyecek ve büyütecek ortamları bulması gerekir.  Daha iyi yaşamak için, daha çok para kazanmak için, daha yüksek bir sağlık ve refah seviyesi için bu üç kaynağı “stabilize” etmeye çalışıyoruz.Ancak stabilize etmek yetmiyor, daha da iyiye gitmesi lazım. Büyümesi, yeşermesi lazım.  Nasıl yapalım? 

Stabilizasyonu hatırlayalım önce bi. 

Fiziksel koşullar ;  İlaçları ısı, ışık, nem gibi faktörler bozabileceği için, tüm bunlardan etkilenmeyecek düzeyde bir ambalaj elde etmeye çalışıyoruz; kahverengi şişeler, blister ambalajlar, bize aslında aradığımız “karanlık ve serin” ortamı sağlamaya çalışıyor.Mesela migren hastaları da, daha iyi uyumak ve ağrıyı dindirmek için, iyi havalandırılmış, karanlık  ve serin bir oda ararlar .Karanlık ve serinlik, kulağa hoş gelmese de aslında stabilizasyonu sağladığımız yerlerdir. Uyumak dinlenmek için gerekli yerlerdir. Eczanelerimizde ilaçları fiziksek olarak korumak için; uygun ısı, ışık, nem gibi faktörleri hep uygun ayarda tutmaya çalışıyoruz. Kendimizi korumak için de uygun bir ayar tutturmamız gerekir. Bizi etkileyen nedir? .Mevsimler mi? İnsanlar mı? Detaylar mı? Komşular mı? Rakipler mi? Diğer sağlık sunucuları mı ? Prosedürler mi? Ne etkiliyor bizi? En çok ne ile başa çıkamıyorsak, oraya bir operasyon düzenlemek gerekiyor. Bu operasyon bir cerrah olsaydık onu söküp atmak olabilirdi. Ama cerrah değiliz ve her zaman her şey söküp atılamaz. Bazı değişkenler denklemde sabittir. Değiştirilemez. O zaman da sistemin devamı , stabiliziasyonu ve  daha sonra da homeostazisi için, hiç istemesek de bazen, bizim değişmemiz gerekir. Biz daha dayanıklı olmalıyızdır, ya da antikırılgan olmalıyızdır, dayananıklılığa ihtiyaç duymayacak kadar esnek ve koşulları lehimize çevirme gücümüz olmalıdır. Eczacılık fakültesi ikinci sınıfta gördüğümüz analitik kimya dersi de “entropi”  ve “termodinamik” kavramlarıyla başlamıştı. Değerini anlamamıştık, oysa hayatın ta kendisiymiş. Tüm sistemler maksimum enerjiden minimum enerjiye, düzenlilikten düzensizliğe doğru gidermiş, orayı düzenli hale getirmek bizim işimizmiş. Belirsizlikle başa çıkmak, termodinamiği ve entropiyi anlamak, işimize ve hayata bu gözle bakmak, oldukça işe yarayabilir, atlıyoruz hep.  Nassim Nicolas Taleb (belirsizlik üzerine düşünmüş taşınmış bir akademisyen, yazar, düşünür) bu konuda bize dayanıklı, sağlam, kırılmaz olmayı falan değil; antikırılgan olmayı öğütlüyor. Antikırılganlık; koşullar ne olursa olsun oradan kazançla çıkabilmek, kaosla dost olmak ve hatta buradan bir güç elde etmeyi anlatıyor. Eczanede kriz mi var; fırsata çevir, yapıştır geç . Belirsizlik mi var, stres yapma hemen yedek planlarını kur ve devam et. Hayatım boyunca kurumsallığa ve sisteme inandım, ancak şunu çok net ifade edeyim, çok kurallı bir sistem sağlam bile olsa, daima kırılgan olmaya yatkın oluyor. Ne olursa olsun- bizim gibi zeminin kaygan olduğu ülkelerde- inisiyatif alabilecek durumsal liderlere ihtiyaç var. Sistemle çözemiyoruz her şeyi. Eczanede bu inisiyatifi alacak kişi de eczacı, patron, lider, yönetici, artık ne diyorsanız… Dünya sağlık örgütü hekimlerde risk ölçümü, eczanelerde de risk yöntemininin öne çıktığını vurgular. Eczaneler gerçekten bir komando okulu, her an her şey olabilir. Her an sinirli ve acelesi olan bir hasta girebilir, bir personel hasta olup gelmeyebilir, hata yapabilir, depodan ilaçlar gelmeyebilir, bir şişe düşüp kırılabilir, insanlar verdiği sözü unutabilir, o gün o ilacın ödenme koşulu değişebilir, bugüne kadar ödenen artık ödenmeyebilir, bugüne kadar gelen artık gelmeyebilir. Garantisi yoktur kimsenin, dolayısıyla, riski yönetmeyi öğrenmek gereki.Risk yönetimini öğrenmek : eczaneyi stabil hale getirmektir. Her an ve her an güvenli ve etkili alanda kalmasını sağlamaya devam etmektir. Stabilizasyon okullarda öğretilir ama risk yönetimi öğretilmez. Risk yönetimini eczaneyi açınca biz kendimiz öğreniriz, düşe kalka, deneye yanıla, hata yapa yapa ve çoğu zamanda bir miktar kaybı daima göze alarak.. Henüz okumadıysanız Nasip Nicolas Taleb’in serbest piyasaya dair kitaplarından alıp okumanızı ve eczane eczacılığına nasıl uyarlayacağınızı düşünmenizi tavsiye ederim. 

Kİmyasal koşullar; Etken maddenin bozulmaması için antioksidanlar, tampon sistemler ekleriz ilaç sistemlerine. Bizim bozulmaması gereken kimyamız nedir peki eczacı olarak ? İçeride bir yerde sapasağlam durması gereken, meslek etiği ve erdem olduğunu düşünüyorum. Burayı -ne pahasına olursa olsun- korumak zorundayız. İçimizde bir yerde kendimize bir söz vermek gibi, eczacılık yeminimizdeki gibi.. En temelde toplum sağlığını, kendi meslektaşımızı, mesleğin değerini ve itibarını koruyarak hareket etmek. Kerteriz noktasının buralar olması . Buradan şaşmadan ne yapıyorsak yapmak, yolumuzu öyle açmak, işimizi öyle geliştirmek, öyle ekipler kurmak, öyle bir sistem kurmak, o anlayışı işimizde sonuna kadar devam ettirmek. İçeride böylesine güçlü bir duruş olduğunda, karar vermek daha kolay. Kayıpları kabullenmek de. Eczacılığa duyduğumuz saygı, etik bir yerden bu işi yapma isteği ve dürüstlüğü-insanlığı korumak düşüncesi; bu düşüncenin oksitlenmesine ve bozulmasına izin vermek olmaz, olmamalı. Etik duruşun bizim kimliğimiz ve namusumuz olduğunu düşünüyorum.

Mİkroorganizmalardan korunmak:Gerçek anlamda sağlığımızı korumak da bu başlık altına girer,  bazı mikrop işlevi gören insanlardan uzaklaşmak da bu başlık altına girer. Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur ve biz: kendimiz fiziksel-zihinsel-duygusal olarak ne kadar sağlıklı olursak; eczaneye de topluma da o kadar faydalı oluruz. Burada kilit bir ifade kullanmak isterim; ANTRENMAN . Fiziksel ve duygusal sağlık için antrenmanlı olmak gerek. Sağlıklı beslenme, sağlıklı uyku, düzenli egzersiz, düzenli okuma öğrenme, toksik insanlardan uzak durma, hepsi de önemlidir ve bütüncül sağlık için olması gerekir. 

Kaynaklarımızı nasıl çoğaltalım? 

Bilgi, emek ve para için sürekli kendimize sürekli yatırım yapacağız. O işin kaynağı biz isek, önce bizim doymamız, tatmin olmamız gerekir. Diğer türlü bu enli benliğimizi verdiğimiz bir işte hızlıca tükenmişliğe doğru ilerleriz. Bilgi için, güncel olanı takip edeceğiz, eğitimlere katılacağız, fakültede öğrendiğimizle sınırlı kalmayacağız, okuyacağız, öğreneceğiz, öğrenmek bir yaşam biçimi olacak. Parayı yönetmek ve çoğaltmak için; yatırımcılığı öğreneceğiz, olay sadece kazanmakla bitmiyor, sadece kazanmak yetmiyor. Parayı yönetmek bir sonraki adım ve parayı çoğaltmak ise bir sanat. Emeğimiz en kritik noktalardan biri. Enerjimizi en doğru yere akıtmamız gerekiyor. Doğru insanlarla arkadaşlık etmek, doğru insanları işe almak, doğru insanlarla iş yapmak gerekiyor. Her şeyden önce, kendimizi yönetmeyi öğrenmekten bahsediyorum, kendini yönetebilen eczaneyi de, parayı da, dünyayı da yönetebilir. İlk iş kendimizi yönetmek. Kendimizi yönetmek ; uykuyu, beslenmeyi, düşünceleri ve ilişkileri yönetmek diye de anlatılabilir. Biz kimiz? Kendimizi tanıyor muyuz? Nasıl mutlu olduğumuzu, neden mutsuz olduğumuzu biliyor muyuz? Buraları tanımak için neler yapıyoruz? Daha fazla ne yapabiliriz ? Düşünelim bunu..

Eczane dediğimiz, hatalardan öğrendiğimiz ve daha güvenli hale getirdiğimiz bir sistem; liderlik ve etki aracı. 

Eczacı dediğimiz; her krizde biraz daha dikkatli, bilinçli ve dirençli olmayı öğrenen bizler.

Bir iş düşünün; hem her gün bir şey öğreniyorsunuz, hem her gün bir şey öğretiyorsunuz, hem her gün nakit akış sağlıyorsunuz sıcağı sıcağına. Kıymetini bilene, rüya gibi. 

Eczane eczacılığı, hayatta yapabileceğimiz en değerli işlerden biri, insan hayatına dokunma gücü olan..

Gücünü bu sıcaklıktan alan…

YAŞLANMAYI DURDURMAK ZOR DEĞİL, AMA…..
CİLDİN ŞİFASI: PROPOLİS
LOKSOPROFEN SODYUM
DEĞİŞİMİ YAKALAMAK
ÜZERİNE DÜŞÜNMEMİZ GEREKEN YENİ BİR KAVRAM: DİJİTAL HALK SAĞLIĞI
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Whatsapp Whatsapp LinkedIn Eposta Linki kopyala Yazdırın
Önceki yazı TÜRKİYE’DE İLAÇ TAKİP SİSTEMİ NASIL UYGULANIYOR?
Sonraki yazı Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesinde Yapılan Düzenlemeler Hakkında Duyuru Yayımlandı
Yorum yapılmamış Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni eklenen haberler

KAVRAMLARDAN KLİNİĞE: BİYOBENZER İLAÇLAR
Yazarlar
14 Mart 2026
NAD+ ve P7C3-A20
Yazarlar
14 Mart 2026
SAĞLIKTA ŞİDDET DURDURULMALIDIR
Haberler
14 Mart 2026
2025 Yılı Aralık Ayı Sağlık Ödemeleri Hakkında
Haberler
13 Mart 2026
Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair Karar ve Karşılaştırmalı Tablo
Haberler
13 Mart 2026

Eczacı Dergisi Kurumsal

İmtiyaz Sahibi: Meral Günay Öztürk
Yayıncı Kuruluş: Novi Medya Merkezi İletişim ve Yayıncılık A.Ş.
Genel Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Çetin Öztürk
Grafik Tasarım: Filiz Erdem
Editör: Songül Türe
Pazarlama Yönetmeni: Kübra Yeşildirek
Dijital Pazarlama Yönetmeni: Tuğba Taylan

PHARMASEA
Ad imageAd image

Gizlilik ve Çerez Politikası | KVKK Aydınlatma Metni | Kullanıcı Sözleşmesi

İletişim Bilgileri

A: Eski Büyükdere Caddesi
Maslak İş Merkezi No:37 Kat: 5
Maslak/İstanbul
T: (0212) 256 67 67
F: (0212) 256 34 33
E: eczaci@eczacidergisi.com

Eczacı DergisiEczacı Dergisi
Takip edin
© 2024 Eczacı Dergisi - Web sayfalarında yer alan tüm bilgi, döküman, fotoğraf, video, görüntü, metin, vb. herhangi bir içerik izin alınmadan kullanılamaz. Tüm hakları saklıdır.
adbanner
Hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Username or Email Address
Password

Şifre hatırlatma