Sağlık Ürünleri Derneği (SURDER) Başkanı Ecz. Kazım Dinç, reçeteli ilaçtan takviye edici gıdaya, tıbbi cihazdan kozmetiğe uzanan geniş bir sağlık ürünleri yelpazesinde sektörün geleceğini; güven, etik iletişim, mevzuatın uygulanabilirliği ve eczacı merkezli akılcı kullanım kültürü ekseninde değerlendiriyor. Dinç’e göre önümüzdeki dönemin anahtar kelimeleri net: veri, izlenebilirlik, sorumluluk ve kurumsallaşmış güven.
Sayın Başkan, SURDER bugün reçeteli ve reçetesiz ilaçlardan takviye edici gıdalara, tıbbi cihazlardan kozmetik ürünlere kadar geniş bir alanı temsil ediyor. Bu çeşitlilik içinde derneğin sektörel konumunu ve öncelikli gündem başlıklarını nasıl tanımlarsınız?
SURDER’ in konumu, sağlık ürünleri ekosisteminin farklı parçalarını bir arada yönetebilen bütüncül bir yapı olmaktır. Bu çeşitlilik zorlu gibi görünse de aslında büyük bir avantajdır. Çünkü tüketicinin karşısına çıkan ürünler raflarda ayrı dursa bile güven ve doğru kullanım ihtiyacı olarak ortaktır. Öncelikli gündem başlıklarımız; GÜVEN ve etik iletişim, YANILTICI BEYAN İLE MÜCADELE, SORUNLU REKLAM, MEVZUAT UYUMU ve UYGULANABİLİRLİK.
Kuralların sade, anlaşılabilir ve sahada uygulanabilir olması.
Eczacı danışmanlığı güçlendirilmeli, akılcı ilaç kullanımı akılcı kullanım kültürünün eczacı merkezi yaklaşım.
Dijital kanalların denetimi e-ticarette güvenli satış ekosistemi, kalite standartları ve yerli üretimde rekabetçilik, kaliteye maaliyet değil değer olarak konumlanmak gerekli diye düşünüyorum.
Sağlık ürünleri alanında mevzuat sürekli güncellenen ve çok paydaşlı bir yapı gerektiriyor. Mevcut regülasyon çerçevesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle takviye edici gıdalar ve OTC ürünlerde iyileştirilmesi gereken başlıklar nelerdir?
Özellikle takviye edici gıdalar ve OTC ürünlerde mevcut çerçevede önemli ilerlemeler mevcuttur. Ancak piyasa dinamikleri hızla değişmekte bu nedenle kurallar yetmiyor. Kuralın netliği, tutarlılığı ve denetim kapasitesi belirleyici oluyor. TEG ve OTC iyileştirmede alanları neler olmalı. TEG ile ilgili yukarıda bahsetmiş olduğum hususlar gerçekleştirilmeli ve OTC ile ilgili olarak da yakın bir gelecekte bu konuda ilgili paydaşlarımızın katılımı ile bir toplantı düzenlenmeli. Bu toplantıya ev sahibi olarak katılmayı çok arzu ediyoruz. Mevcut durumu ve iyileştirilmesi gereken hususları bu toplantıda enine boyuna tartışıp bir mevzuat taslağı hazırlanmalıdır.
Reçetesiz ürünlerin ve takviyelerin kullanım oranı artarken, eczacının danışmanlık rolü daha da kritik hale geliyor. Bu noktada akılcı kullanım kültürünün yerleşmesi için eczacı–sektör–kamu iş birliği nasıl güçlendirilmeli?
Akılcı kullanım kültürü kampanya sloganları ile yerleşmiyor, sistemle yerleşiyor.
Eczacı bu sistemin sahadaki en güçlü güven noktası özellikle OTC ve TEG de doğru ürün seçimi, doğru doz, doğru süre ve risk gruplarının korunması açısından eczacı danışmanlığı vazgeçilemez.
Eczacı danışmanlığını merkeze alan güncel eğitim maddeleri eczane üzerinden güvenli bildirim konuları tüketicinin özgülüğe korunurken onu algı pazarının insiyatifine bırakmamalıyız.
Akıcı ilaç kullanımı benzer kamu ve sorumlu sektörün ortak cümlesi olmalıdır.
Son yıllarda özellikle takviye edici gıdalar ve dermokozmetik alanında hızlı bir büyüme söz konusu. Ancak merdiven altı üretim ve yanıltıcı beyanlar sektörde güven sorununa yol açabiliyor. Bu konuda SURDER’ in yaklaşımı ve önerileri nelerdir?
Takviye Edici Gıdalar ve dermokozmetik alanındaki büyümeyi olumlu buluyorum. Çünkü toplumun önleyici sağlık yaklaşımına ilgisi artıyor. Ancak büyümenin sağlıklı olabilmesi için güvenin kurumsallaşması gerekmektedir. Merdiven altı üretim ve sahte ürünler sadece tüketiciyi değil aynı zamanda dürüst çalışan firmaları da cezalandırıyor. SURDER olarak yaklaşımımız 3 ayaklıdır. Şeffaflık, doğrulanabilirlik ve ürün iddialarının bilimsel düzeyde olmasıdır. Mucize, kesin çözüm, hastalık tedavisi gibi beyanlara tolerans gösterilmemeli. Etiket, içerik, kaynak ve doğru uyarılar tüketiciye açık ve anlaşılır biçimde sunulmalıdır.
Güçlü denetim ve izlenebilirlik;
Denetim sadece raf denetimi olmamalı, ham maddeden üretime ve reklama kadar izlenebilmelidir. Tedarik zinciri kayıtları ve ürün doğrulama güçlendikçe merdiven altının anlam olarak sorumlu pazarlama ve etik reklam alanı daralabilir. Sorumlu pazarlama ve etik reklam:
Sağlık algısını manipüle eden içeriklere net kurallar etkin yaptırımlar gerekmektedir. Reklamda ALGI KANIT konuşmalı diye düşünüyorum.
Önerimiz; E-ticaret ve sosyal medya satışlarında ürün doğrulama mekanizması yaygınlaştırılmalı. Yanıltıcı beyanlara yaptırımlar hızlı ve caydırıcı olmalı. İhlalin tekrarında yaptırım kademeli olarak artmalı.
Tüketiciye DOĞRU ÜRÜN-DOĞRU KANAL bilgilendirme kampanyaları yapılmalı, bu konuda eczane danışmanlığı (ön plana çıkartılmalıdır) diye düşünüyorum.
Sağlık otoritesi ile sektör arasındaki iletişim ve karar alma süreçlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? SURDER bu diyalog mekanizmasında nasıl bir rol üstleniyor?
Sağlık ürünleri alanı doğası itibari ile çok paydaşlı bir konudur. Kamu otoritesi toplum sağlığını korumakla yükümlüdür. Sektör ise yenilik ve erişilebilirlik üretir. Dolasıyla bu ikisi çatışmak değil doğru mekanizma ile birbirlerini tamamlarlar ve güçlü bir iletişim sağlarlar.
Ancak diğer piyasa koşullarına göre mevzuatlarda yenilenme gerekmektedir. Bu noktada sıkıntılar yaşanabiliyor. Bu sıkıntıları da kamu ile yapılan görüşmelerle aşıyoruz. Burada kritik olan karar alma süreçlerinde SURDER’ in rolü talep eden bir yapıdan daha fazlasıdır.
SURDER saha gerçekliğini ve uygulamadaki sorunları kamuya düzenli raporlayan bilimsel çerçeveyi ve etik sınırları gözeterek çözüm önerileri üreten farklı sektörleri İLAÇ, OTC, TEG, TIBBİ CİHAZ, BİYOSİDAL ve KOZMETİK gibi ortak bir zeminde buluşturan bir diyalog köprüsüdür. Biz sadece eleştiren değil uygulanabilen taslaklar hazırlayan etki analizi yapan ve sahada uygulanabilirliği test eden bir paydaş olmayı önemsiyoruz.
Önümüzdeki 5 yıllık perspektifte sağlık ürünleri sektörünü hangi temel dönüşümler bekliyor? Dijitalleşme, farmakovijilans, sürdürülebilirlik ve etik standartlar açısından öngörüleriniz nelerdir?
Önümüzdeki 5 yılın ana kelimeleri şunlardır:
Veri
Güven
İzlenebilirlik ve sorumluluktur.
A-) DİJİTALLEŞME
E-ticaret büyümesi sürecektir. Buna paralel olarak dijital doğrulama ve denetim araçları zorunlu hale gelecektir.
Tüketici ürünü almadan önce KANIT, KAYIT VE UYGUNLUK arayacaktır. Bu yüzden firmalar için dijital şeffaflık ve rekabet avantajı olacaktır. Eczacı danışmanlığının dijitale taşındığı hibrit modeller “online” bilgilendirme ve eczanede doğrulandırma gibi unsurlar artacaktır diye düşünüyorum.
B-) FARMAKOVİLİJANS VE ÜRÜN GÜVENİLİRLİĞİ
Reçeteli ilaçlar zaten oturmuş olan güvenirliği benzer bir şekilde “OTC” , TEG ve KOZMETİK” alanında da etkin olay bildirimi, izleme ve geri çağırma kültürü güçlenecek “yan etki bildirimi” sadece yükümlülük değil aynı zamanda kalite güvencesi olacaktır.
Veri toplama ve sinyal yönetimi dijital kanallar sayesinde olumsuz olaylar daha erken bulunabilecektir.
C-) SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
Ambalaj, karbon ayak izi, tedarik zinciri etkinliği, Pazar şartı haline gelebilecek. “YEŞİL” iddialarının onaylanması gerekecek aksi halde itibar kaybı büyüyecektir.
Yerelleşme, iş tedarik ve akıllı stok üretimi maaliyet ve sürdürülebilirlik açısından öne çıkacaktır diye düşünüyorum.
D-) ETİK STANDARTLAR
Satış iletişiminde etik artık lüks değildir. Zorunlu güven alt yapısıdır. Reklam içerik üretimi alanında daha net kurallar ve “kanıta dayalı” iletişim beklentisi artacaktır.
Tüketicinin korunması için hastalık tedavisi vaadi sınır ihlallerini daha sert yaklaşımlar görebiliriz diye düşünüyorum.

