Bilimsel eczacılığın 187. yılı kutlanırken, eczacılık mesleği bir yandan köklü geçmişini anıyor, diğer yandan geleceğine dair ciddi soruları tartışıyor. Kontrolsüz açılan fakülteler, işsiz genç eczacılar, sağlıkta dönüşüm politikaları, dijitalleşme ve mesleğin toplumsal algısındaki değişim… Samsun Eczacı Odası Başkanı Ecz. Onur Ferhat Karacan, hem mesleğin bugünkü sorunlarını hem de geleceğe dair kaygılarını Eczacı Dergisi’ne değerlendirdi.
Karacan’a göre 14 Mayıs yalnızca bir kutlama günü değil; aynı zamanda eczacılığın nasıl bir yola sürüklendiğinin de sorgulanması gereken önemli bir eşik.

Mesleğin bugün geldiği noktaya bakınca 14 Mayıs sizde hangi duyguyu uyandırıyor?
14 Mayıs kesinlikle kutlanmalı. Çünkü bu tarih, eczacılığın alaylı sistemden akademik sisteme geçtiği gün. 1839’da artık bu bilginin ders olarak verilmesine karar veriliyor. Bu çok önemli bir kırılma noktası.
Elbette bugün sorunlarımız var. Kontrolsüz açılan fakülteler, işsiz eczacılar, akademik yetersizlikler… Ama bu, mesleğin geçmişine sırtımızı döneceğimiz anlamına gelmez. İnsan bazen düşer ama ayağa kalkar. Biz de eczacılık adına depresyona girmeyeceğiz. Güzel günleri anacağız, daha güzel günleri de birlikte kuracağız.
Bu yıl ayrıca Samsun Eczacı Odası’nın kuruluşunun 70. yılı. Türk Eczacıları Birliği’ni kuran 8 odadan biri olmak bizim için ayrıca büyük bir gurur.

“Pandemide de depremde de en yakın sağlık noktası eczacıydı”
Eczacılığın toplumsal algısında son yıllarda nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz?
Eskiden eczacı sağlık hizmetinin daha çok içindeydi. İnsanlar tansiyon ölçtürürdü, danışırdı, iğne yaptırırdı. Şimdi ise eczacı biraz daha raftan ilaç veren kişi gibi algılanıyor.
Ama bu sadece eczacılığa özgü bir değişim değil. Hayatın her alanında benzer dönüşümler yaşanıyor. Komşuluk da değişti, eğitim de değişti, sağlık da değişti.
Yine de pandemi ve deprem dönemlerinde toplum şunu gördü: En ulaşılabilir sağlık danışmanı hâlâ eczacı.

Samsun özelinde eczacıların bugün karşı karşıya olduğu en acil sorunlar nelerdir?
Sorunun kaynağı çok net: plansız fakülte artışı.
2011 yılında Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı Vizyon 2023 raporunda ihtiyaçtan fazla eczacı yetişeceği açıkça yazıyordu. O zaman 21 fakülte vardı. Bugün sayı çok daha fazla.
Şu an yaklaşık 55 bin eczacı var. Yaklaşık 10 bine yakın işsiz eczacıdan söz ediyoruz. Yardımcı eczacılık sistemi bile tıkanmaya başladı.
Akademik altyapısı olmayan fakülteler açılmamalıydı. Eczacılık dört duvardan oluşan bir eğitim değildir. Laboratuvarı, akademisyeni, altyapısı olması gerekir.
Samsun özelinde de istihdam en büyük sorunlardan biri. Özellikle İlkadım ilçesinde nüfusa göre çok fazla eczane var. Bu da ekonomik sürdürülebilirliği etkiliyor.
Diğer önemli sorun kamuda yeterli eczacı istihdam edilmemesi. Şehir hastaneleri açılıyor ama yeterli sayıda eczacı alımı yapılmıyor.
Bir diğer problem ise genç eczacıların gelecek kaygısı. Yardımcı eczacılık yapacak yer bulmak bile zorlaşmaya başladı.
Peki çözüm ne?
Eczacıyı yalnızca eczanede düşünmemek lazım. Adli eczacılık, klinik eczacılık, sanayi, spor kulüpleri gibi alanlarda da eczacılar aktif rol almalı.
Avrupa’da ve Amerika’da doktorla eczacı birlikte çalışıyor. Biz hâlâ eczacıyı sadece eczane içinde tanımlıyoruz.
Türk Eczacıları Birliği’nde yaşanan yönetim değişimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Yeni Merkez Heyeti’nden beklentileriniz neler?
Bu iş gönüllülük işi. İnsanlar ailesinden, işinden, hayatından fedakârlık ederek görev yapıyor. Bunu görmek lazım.
Yeni yönetimle iletişimimizin iyi olduğunu söyleyebilirim ama daha güçlü bir istişare mekanizmasına ihtiyaç var. Odalarla daha fazla bilgi paylaşımı yapılmalı.
Geçmişteki tecrübelerden faydalanmak gerekiyor. Çünkü bu örgüt bir günde kurulmadı; 70 yıllık bir birikim var.
İçinde yer aldığınız Birlikte Gelecek Platformu hangi ihtiyaçtan doğdu?
Bizim derdimiz yıkıcı muhalefet değil. Tartışan, fikir üreten bir yapı oluşturmak.
Fikirler tartıştıkça gelişir. Eğer konuşmazsanız, hiçbir şey söylemezseniz, olduğunuz yerde kalırsınız.
Mesleğin geleceğini ortak akılla kurmak zorundayız.
Dijitalleşme, e-ticaret ve sağlıkta dönüşüm sizce eczaneler için bir tehdit mi, yoksa fırsat mı? Samsun’da bu dönüşüme ne kadar hazırlıklıyız?
Önce sağlık okuryazarlığını konuşmamız lazım.
Bugün insanlar internetten okuyup kendi kendine teşhis koyuyor, bilinçsiz takviye kullanıyor. Bu çok tehlikeli.
Dijitalleşme olabilir ama kontrolsüz olmamalı. Sağlıkta her şey tamamen ticari mantıkla ilerleyemez.
En güvenli model hâlâ eczacı ve eczane ilişkisidir.
20 yılı aşkın süredir eczacılık yapıyor, 15 yıldır da oda başkanlığı yürütüyorsunuz. Bu deneyimle genç eczacılara nasıl bir yol haritası sunmak istersiniz?
Bir arada olsunlar.
Bugünün en büyük problemi yalnızlaşma. Sosyal medya bilgi kirliliği yaratıyor. Her söylenene inanmasınlar. Geçmişte bu mesleğin hangi mücadelelerle bugünlere geldiğini öğrensinler. Çünkü bu mücadele hiç bitmeyecek. Biz marketlerde ilaç satışı tartışmalarını yaşadık, meydanlara çıktık, eczane kapatma eylemleri yaptık. Şimdi nöbet sırası gençlerde.

Son olarak; meslektaşlarınıza 14 Mayıs mesajınız nedir?
Dünya çok hızlı değişiyor. Bu değişime ancak birlikte durarak ayak uydurabiliriz.
Genç, yaşlı fark etmez; eczacılar aynı masada buluşmalı. Çünkü eczacılık yalnızca ilaç vermek değil, topluma karşı sorumluluk taşımaktır. Eczacılık geçmişine sahip çıktığı sürece geleceğini de kuracaktır.

