Öncelikle TÜM MESLEKTAŞLARIMIN YENİ YILI KUTRLUYOR SAĞLIK VE MUTLULUKLAR DİLİYORUM.
Elli altıncı meslek yılımda pek çok çıkmazın üst üste gelme olasılığı bulunan bir yıla girmiş bulunmaktayız. Bu dönemi nasıl atlatacağımız konusunda pek çok ve değerli bilim insanlarının görüşlerini dinledikten sonra sizlere o görüşleri özetlemeyi arzu ettim.
Devletimiz 2026 yılında ilk aydan itibaren çok yüksek geri ödemelerde bulunacakmış, bu paraların bulunması ve hatta borcun borçla çevrilmesi dahi oldukça güç görünmekte. Tabii bu da dövizde beklenenden ve geçmişten çok daha hızlı değer artışına gidecektir. Böylece ilaç fiyatlarının artması da çok büyük bir ihtimaldir. Ülkemizin çevresi de ateş çemberi olunca sorunlar kördüğüme dönmüş oluyor.
İlaç fiyatlarındaki artışlar çok ilginç olmakta. Sanayici ithalatını yaparken gerçek kurdan yani 51 kurundan ithal ediyor ama üretip satarken 25.83 kurundan hesap ediyorlar. Böyle bir ticaretin varlığında insanın aklına pek çok alternatif gelmekte. Bu alternatifleri düşünmek bile istemezken ya kötü düşünmeye alıştırıldık, ya da her şeye kuşkuyla bakar olduk
Adalet kişiye özel işler konumda olduğu için öncelikle yabancı yatırımcı gelmemekte olanlar da kaçmakta. Bu da sanayicinin güven duymadığı ortamda durmadığını, makinelerini toplayıp ya Bulgaristan, Yunanistan ya da Mısıra neden gittiğini ortaya koymakta.
Ülkemizde açılan yeni eczacılık fakülteleri ile bugün birlikte yetmiş üç fakülteye ulaşmış olduk. Eskiden hastane karşılarında yan yana eczaneler görürken bugün ara sokaklarda bile pek çok eczaneye rastlamaktayız. Bu durumda açılan eczaneler ile inanılmaz rekabetleri de görmekteyiz. Eğitim kalitesi olarak geçmişte bir torna sistemi vardı ve her mezun olan bir şeyler bilir ama gerçek hizmeti ve mesleği açtığı eczanede öğrenirdi. Günümüzde fakültelerin eğitimleri öylesine zayıf ve boş ki pek çoğu artık eczanesinde mesleği öğrenene kadar iflas etmekte. Büyük şehirlerde dükkan kiralarını ödeyebilmek bile eczanelerin zora düşmesinde önemli bir etken olmakta. 2014 yılında yayınlanan yönetmelikle hayatımıza giren ancak görev ve sorumluluğu hala daha belirlenmeyen zorla, kanun gücüyle ikinci ve yardımcı eczacı istihdamları da zorda olan meslektaşlarımızı daha da zora itmektedir. Sözde eczane açımına tahdit konmuşsa da eczane sayısındaki atışı görmemek imkânsız.
Her şeye rağmen giderleri kısarak, daha detaylı hizmetlerde bulunarak ayakta kalabilmemiz mümkün.
Umarım 2014 yılında çıkan ucube yönetmelik bu yıl tekrar ele alınır ve tüm eczacıların konsensusu ile çıkarılır ve yeni günün icaplarına uygun bir çalışma ortamına kavuşulur. Biz eczacılar “mış” gibi çalışmaktan gerçekleri örtüp yaparmış gibi davranmaktan sıkıldık. Umarım bu yazımı TEB yöneticileri de okur.

