Bu siteyi kullanarak Gizlilik Politikası ve Çerezler'nı ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş olursunuz.
Kabul
Eczacı DergisiEczacı Dergisi
  • Haberler
    • Bilgilendirici İçerikler
    • Türk Eczacıları Birliği
    • SGK Haberleri
    • Sağlık Bilgileri
  • Yazarlar
    • Prof. Dr. Ali Demir Sezer
    • Prof. Dr. Ekrem Sezik
    • Prof. Dr. Ş. Güniz Küçükgüzel
    • Bünyamin Esen
    • Meral Günay Öztürk
    • Uzm. Ecz. Sema Uysal Zeybek
    • Ecz. Vecihi Özerdemli
    • Ecz. Ahmet Olgay Altındağ
    • Ecz. Eyüp Talha Kocacık
    • Uzm. Dyt. Ezgi Öztürk
  • Röportajlar
  • Dergilik
  • Kaydettiklerim
Arayın
Entertainment
  • Haberler
    • Bilgilendirici İçerikler
    • Türk Eczacıları Birliği
    • SGK Haberleri
    • Sağlık Bilgileri
  • Yazarlar
    • Prof. Dr. Ali Demir Sezer
    • Prof. Dr. Ekrem Sezik
    • Prof. Dr. Ş. Güniz Küçükgüzel
    • Bünyamin Esen
    • Meral Günay Öztürk
    • Uzm. Ecz. Sema Uysal Zeybek
    • Ecz. Vecihi Özerdemli
    • Ecz. Ahmet Olgay Altındağ
    • Ecz. Eyüp Talha Kocacık
    • Uzm. Dyt. Ezgi Öztürk
  • Röportajlar
  • Dergilik
  • Kaydettiklerim
  • Anasayfa
© 2024 Eczacı Dergisi - Tüm hakları saklıdır.
Okunan: BİR ÖĞRETMEN OLARAK ECZANE
Giriş yapın
Bildirimler Daha göster
Font büyütücüAa
Eczacı DergisiEczacı Dergisi
Font büyütücüAa
Arayın
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Röportajlar
  • Yazarlar
  • Dergilik
  • İletişim
Zaten hesabınız var mı? Giriş yapın
Takip edin
  • Anasayfa
© 2024 Eczacı Dergisi. Tüm hakları saklıdır.
Eczacı Dergisi > Yazılar > Yazarlar > BİR ÖĞRETMEN OLARAK ECZANE
Yazarlar

BİR ÖĞRETMEN OLARAK ECZANE

Uzm. Ecz. Sinem Güngör Bayar
Yazar Uzm. Ecz. Sinem Güngör Bayar
24 Nisan 2026
Yazarlar

Eczacılıktan öğrenilen hayat dersleri Volume I

–Mıknatısa yeteri kadar yaklaşınca mıknatıs seni çeker: Bir eşik var, her işte, her ticarette, her ilişkide ve her yapıda kendini tekrar ediyor. Baştan bir emek vermek gerekiyor, yeterli emek düzeyinden sonra, sanki birikmiş bir şekilde karşılığı geliyor. O eşik düzeye kadar çalışmak, emek vermek, ter dökmek, kafa yormak, vazgeçmemek lazım. O eşik çoğu zaman görünmez, hissedilir. Ünlü bir söz vardı hani, kader gayrete aşıktır. Çok çalışmak ya da kendini parçalamak değil de, tutarlı bir  “adanmışlık” isteyen türden.

-Müşterinin her istediğini yaparak onu mutlu edemezsin: Gerçek ihtiyacı anlayacak kadar duygusal zeka lazım, insanlar çoğu zaman bir şey söyleyip başka bir şey kastediyor. Belki sınırlarımızı test ediyordur, öyle de olabilir. Ne olursa olsun, bir duruş, bir omurga gerekli. Ve fakat incitmeden, kırmadan.

-Hızlı bir iyileşme yoktur: Konu ne olursa olsun; zamana yayılan ve çok faktör içeren iyileşmeler vardır. Aşk acısı da çekseniz, işi batırıp yenisini de kursanız, hasta olup yataklara da düşseniz hep aynı. Hızlı bir iyileşme yok, varsa da gerçek değil. Bir şeyi bozmak ya da hasta etmek için tek bir şey yeterli iken, çözüm için çok şey gerekli. Zaman geçmelidir, kararlı olunmalıdır, doğru destekler alınmalıdır, etrafımızda doğru insanlar olmalıdır. İyileşmek istenmelidir her şeyden önce. Birçok. hastamın, gerçekte  hastalığa tutunduğunu, ilgi ve şefkat görmek için onu kullandığını gözlemledim. Konuşulmayan duyguların bizi içerde hasta ettiğini de. İyileşme için duyguları açığa çıkarmak, en azından kişinin kendine itirafı gerekiyor bir de. 

-Yan etkiler iyileşmenin parçasıdır: İlaçların bize iyi gelirken başka bir yeri bozma potansiyeli gibi, her iyileşmenin bir kusuru olabilir, çok takılmamak lazım, hayati bir yan etki olmadığı sürece. 

-Şüphe varsa, cevap “hayır”dır: Ön yargılarımızın bizi koruduğu fikrine daha yakınım. Bir konuda içinize sinmeyen bir şey varsa, o şeyi tanımlayamıyor bile olsanız, mantıksız da gelse, o bir ikaz lambasıdır, değerlendirilmesi gerekir. Binlerce yıllık bilinçdışı yanılıyor olamaz. Kendinize söz geçiremediniz bir şey varsa, bir bildiğiniz vardır bence. 

-Kontrolsüz güç, güç değildir: Ne zaman eczanede birine sert çıksam sonunda pişman oldum. Bu bir çalışan, hasta, rakip ya da tedarikçi olabilir, farketmiyor. İnsanlar oldukça duygusal varlıklar, ne kadar mantıklı görünse de insanlar en nihayetinde duygularıyla karar veriyor. İnsanları incitmemek lazım. Bir esnaflık geleneği olarak; müşteri her zaman haklıdır , haksızken bile. Ona haksız olduğunu açıklarken bile önce ne kadar da haklı olduğunu anlatmak bizim işimiz. Kimse kusura bakmasın, usül öğreneceğiz her şeyden önce. 

-Giden personele ikinci bir şans verilmez: Kendi isteği ile işten ayrılmak istediğini söyleyen biri, pişman olup geri gelse dahi, elinden geleni yapsa dahi, sadece kötü örnek olduğu için bile iş yerine zarar veriyor. Tıpkı eşler arasında “boşanma” lafının son raddeye gelene kadar ağızdan çıkmaması  gerektiği gibi, “işten ayrılmak istiyorum” lafı da öyle bir muamele görmelidir. Bu cümleyi kuran aynı gün gönderilmelidir ve bir daha da çalışan olarak değerlendirilmemelidir.

-Geri gelen müşteriye neden geldin denilmez: Hatta o insan en değerli müşteridir artık, asla kaybedilmemesi gereken. Geçmişte ne yaşanmış olursa olsun, bizi tercih edene saygıda ve hizmette kusur olmamalı. Etik koşullar içinde elimizden geleni yapmalı. 

-Bir tane sağ kolumuz olmalı: Eczane sahibi dediğin; ilaç ve sağlık danışmanı, parayı yöneten bir patron, insan davranışı uzmanı, kriz yöneticisi ve yangın söndürücüdür. Tüm bu işlerin ortasında sapasağlam durabilmek için hem aklına hem kalbine  güvenebileceğimiz biri olmalı yanımızda. O yoksa, onu bulmak için uğraşalım. Sistem kurmak da iyi bir yardımcıdır ama o sistemi yönetmek için de güvenilir bir yardımcı gerekiyor. İlk işimiz o insanı tarif etmek. Siz nasıl bir yardımcı ile çok iyi çalışırdınız ? Sizin neye ihtiyacınız var? Bu listeyi hazırlamak ve güncel tutmak, her şeyden önce, ne aradığımızı bilmek için bize lazım. İşe alım görüşmelerinde ne istediğimizi bilmek, onu bulmak kadar değerlidir. 

-Ciro ile kar aynı değildir: Ciro yüksek diye sevinenler için zor bir iş eczacılık.Söyleyeceklerim bu kadar. 

-İnsanlar sevdikleri ve güvendikleri yerden alışveriş yaparlar: Ticaret gelip geçicidir, dostluklar, karakter ve güven kalıcıdır. Eğer iki seçenek arasında kaldıysak; uzun vadeli faydaya, uzun vadeli ilişkiye, uzun vadeli güvene evet diyelim derim. Robert Bosh’un dediği gibi, insanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih edelim. 

–Pazarlık etmeyi bilmek müthiş bir güçtür: Konu ne olursa olsun daha az önemseyen kazanıyor, bitti.

-İnsan psikolojisini anlayan kazanır: Tüketiciye ürün ve hizmet sunarken, personel alımı yaparken, birini işten çıkarmam gerektiğinde, yan komşu ile sorun yaşadığımda, depo ile anlaşma yaparken, eşimle çocuğumla konuşurken, şu bilgi inanılmaz elimi güçlendiriyor kardeşim. 

-Yönetmeyi bilmek büyük bir güçtür: Zamanı, parayı ve kendimizi yöneteceğiz dostum. Kendini yönetemeyen hiç bir şeyi yönetemez. Yönetemeyen biri iyi bir iş insanı , eczane sahibi olamaz. Yöneticilik becerileri okulda, ailede, arkadaş ortamında falan karşımıza çıkmaz, gösterilmez bile (öyle bir çevrede doğacak kadar şanslı değilsek) . O beceriyi söke söke kendimiz alacağız Yöneticiliği öğrenmek istemiyorum, ilgilenmiyorum diyebilirsin. Sen kaybedersin.  

-Küçük ve fark edilmeyen israf bereketi kaçırır: Evet ben o küçük küp şekerleri, ziyan olan peçeteleri, A4 kağıtlarını, poşetleri ve çöpe atılan ekmeği ve yemeği dert eden patronlardanım.

–Diğer eczaneden pay almaya çalışmak yerine kendi pazar payımızı büyütmek: Biz kendi işimize bakalım. Daha farklı ne değer üretebiliriz? Ürün ve hizmet olarak kaliteyi nasıl arttırabiliriz? Ciroyu nasıl arttırabiliriz? Yeni kaynakları nasıl bulabiliriz ? Nasıl daha iyi bir ortam kurabiliriz ?  Evet odaklanacağımız yer burası, diğer eczane değil.

–Onu da o zaman düşünürüz: Şu cümle o kadar çok hayatımı kurtardı ki anlatamam. Biz bugüne bakalım, yarın kendi çaresine bakar. Sürekli “e zaman şurası nasıl olacak” diye her dediğimi yarıda kesen bir çalışanım vardı, ona bu sözü söyledim ve işe devam ettik. Çoğu zaman kötü olasılıklar gerçekleşmedi bile. Bugünü ve yakın zamanı çözmek geleceği de kurtardı kendiliğinden. Çok eskiden duyduğum bir özlü söz gibi ; gözünü uzağa dikersen önündeki çukuru göremezsin…

-İş yerinde nasıl hissettiğimiz önemlidir: Maaşları, çekleri, senetleri ben ödüyorsam ; benim iyi hissetmem ve kendime yatırım yapmam önemlidir. Enerjim yüksel olmalıdır, motivasyonum tam olmalıdır. Masamda taze çiçekler mi gerekli? Alacağım. İyi bir müzik ve güzel bir koku mu iyi geliyor ? Alacağım. Ne yaparsam yapayım mutlu olmayan biri mi var ekipte? Göndereceğim. Duvarların rengini sevmedim mi? Değiştireceğim. Bu kadar basit. 

-Sürekli öğrenen biri olmak, bir çok beceriden daha önemlidir: Öğrenmek okulda bıraktığımız bir set olmamalı. Öğrenmek, öğrendiğini hayatına uygulamak, öğrendiğini unutmamak; bunlar bir çok diplomadan daha değerli, daha önemli, daha geçerli. Her işte olduğu gibi eczacılıkta da işin ne sağlık kısmında, ne de operasyon kısmında öğrenilecekler bitmedi bitmiyor. Sürekli öğrenme kafa yapısında olmak gerekiyor. Öğrenip bir sonraki aşamaya geçeceğim paşa paşa.Ben nasıl öğrenirim  sorusuna kafa yoracağım, cevabı bulana kadar. 

–Çözüme nasıl ulaştığımız çözümden daha değerlidir: Aynı yöntem başka bir sorunda da işe yarayabilir çünkü. Yukarıda bahsettiğim “onu da o zaman düşünürüz “ gibi mesela. Çalışan yöntemler üzerine düşünelim.Ne işe yaradı, ne  yaramadı bunu analiz edelim. Özel hayatımız ve hedeflerimiz  hakkında ketum olmak da çok önemli bir çözüm yöntemidir mesela, kimse ağzınızdan tek laf alamayacak. 

-Her şeyde bir miktar dudak payı bırakmalı: Herhangi bir insana ya da bir sisteme, bir kuruluşa, bir yapıya %100 güven diye bir şey yok. Hep bir miktar boşluk, yerine göre en az % 2-3 lük  bir mesafe gereklidir, şarttır. O mesafe her iki tarafı da korur.

-Yapabileceğimizi bilmek, bir başkasına yaptıracak güçte olmaktan değerlidir: Özellikle eczanede yaptığımız tonlarca operasyonel işin, sonu gelmeyen yapılacaklar listesinin her yerinden “anlamak” gerekiyor, üzgünüm. Anlamıyorsak bize söyleneni olduğu gibi kabul etmek zorunda kalıyoruz. Hakim olamasak da en azından gidiş yolunu, yöntemi bilmekte fayda var. Yani biraz teknoloji ile, yazılımla, donanımla haşır neşir olacağız dostum. 

-Kendi gücüme inanırsam, kimseye bir şey anlatmasam bile insanlar bunu hisseder:Tersi de geçerli, kendi gücüme inanmazsam da, insanlar bunu hisseder. İnsan kendi değerinin, potansiyelinin, bilgisinin farkında olacak önce. 

-Kolay sinirlenmeyen, tetiklenmeyen biri olmak önemlidir: Kolay sinirlenen biri orada yönetici ve tepe konumda olsa dahi diğerlerinin oyuncağı olur, manipüle olur, yönetilen olur. Yöneten olmak için  önce kendi duygularımızın esiri olmayı bir kenara bırakalım please. Derin nefes, biraz yürüyüş, biraz kendini ikna ile mümkün. Kolay değil ama mümkün. 

–Kontrol mekanizması kurmak: Faturaları, fişleri, reçeteleri, hasta dönüşlerini, personel ilişkilerini, raftaki ürünü, düzeni, çekmeceleri, sümen altlarını, kasayı, bağış kutusunu, sipariş listesini kontrol edeceğiz. Kontrol edince laf edenler olabilir, aldırmayın. (Bu işin sahibi ben isem, elbette kontrol edeceğim, en doğal hakkım) Ayrıca hem güvenip hem kontrol edebiliriz, burada bir sorun yok. 

–Muhasebecimizin iyi değil çok iyi olması zorunluluğu: Hesap kitap bilmesi, ağzının sıkı olması, yönetmeliğe ve kanuna hakim olması, dürüst olması, etik davranması ve daha şu anda aklıma gelmeyen bir sürü niteliğinin olması gerekiyor. Hatta bizim de kenarından kıyısından da olsa, ne anlattığını bilecek kadar muhasebe bilmemiz gerekiyor. Ben ortaokuldayken muhasebe dersimiz vardı, artık yok. Nefret ederdim, oysa ne kadar önemliymiş. 

Keşke sadece ilaç ve laboratuvar bilgimizle, o güzel akademik donanımımızla eczane eczacılığı yapabilseydik. Ama yapamıyoruz. Eczane yönetmenin başka dinamikleri, kendine has kuralları, mesleğe özgü zorlukları ve güzellikleri var. Doğru ve güvenilir insanları etrafımızda tutup, öğrenmeye devam edeceğiz. 

Kim ne derse desin, şu anda her eczane bir komando okulu kıvamında çünkü… 

YENİ YILDA DA EN ÖNEMLİ DİLEĞİMİZ: SAĞLIK!
B12 VİTAMİNİ (KOBALAMİN)
ECZANEMİZDEKİ FARMASÖTİK BAKIM ODASI EĞİTİMLERİ-DİYABET
    ECZACILIK 2.0 
BİYOTEKNOLOJİK İLAÇ DOSYASI: ADALİMUMAB
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Whatsapp Whatsapp LinkedIn Eposta Linki kopyala Yazdırın
Önceki yazı SGK ECZANE PROTOKOLÜ GÜNCELLENDİ, İYİLEŞTİRMELER YAPILDI
Sonraki yazı Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesinde Yapılan Düzenlemeler Hakkında Duyuru Yayımlandı
Yorum yapılmamış Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni eklenen haberler

İran Savaşı İngiltere ve Hindistan’da İlaç Fiyatlarını Artırdı
Haberler
24 Nisan 2026
Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesinde Yapılan Düzenlemeler Hakkında Duyuru Yayımlandı
Haberler
24 Nisan 2026
SGK ECZANE PROTOKOLÜ GÜNCELLENDİ, İYİLEŞTİRMELER YAPILDI
Yazarlar
23 Nisan 2026
VETERİNER TIPTA SESSİZ DEVRİM: MAJİSTRAL FORMÜLLERLE HAYAT KURTARMAK
Yazarlar
23 Nisan 2026
Toplum Sağlığı İçin Aşılanma: Uzmanlardan ‘Bağışıklama’ Uyarısı
Haberler
22 Nisan 2026

Eczacı Dergisi Kurumsal

İmtiyaz Sahibi: Meral Günay Öztürk
Yayıncı Kuruluş: Novi Medya Merkezi İletişim ve Yayıncılık A.Ş.
Genel Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Çetin Öztürk
Grafik Tasarım: Filiz Erdem
Editör: Songül Türe
Pazarlama Yönetmeni: Kübra Yeşildirek
Dijital Pazarlama Yönetmeni: Tuğba Taylan

PHARMASEA
Ad imageAd image

Gizlilik ve Çerez Politikası | KVKK Aydınlatma Metni | Kullanıcı Sözleşmesi

İletişim Bilgileri

A: Eski Büyükdere Caddesi
Maslak İş Merkezi No:37 Kat: 5
Maslak/İstanbul
T: (0212) 256 67 67
F: (0212) 256 34 33
E: eczaci@eczacidergisi.com

Eczacı DergisiEczacı Dergisi
Takip edin
© 2024 Eczacı Dergisi - Web sayfalarında yer alan tüm bilgi, döküman, fotoğraf, video, görüntü, metin, vb. herhangi bir içerik izin alınmadan kullanılamaz. Tüm hakları saklıdır.
adbanner
Hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Username or Email Address
Password

Şifre hatırlatma