Bursa Eczacı Odası Başkanı
Ecz. Zekeriya Kolat
Bursa, Türk eczacılık hareketinde her zaman önemli bir yere sahip olmuştur.
Bursa Eczacı Odası olarak bu yıl Türk Eczacıları Birliği ile birlikte 70. kuruluş yılımızı kutluyoruz. Türk Eczacıları Birliği’nin kuruluşunda yer alan 8 kurucu odadan biri olmak, bizler için yalnızca tarihsel bir ayrıcalık değil, aynı zamanda önemli bir sorumluluktur. Geçmişten gelen bu sorumluluğu her zaman taşımaya çalıştık. Ortak akla, dayanışmaya ve birlikte hareket etmeye olan inancımızı örgütsel kültürümüzün gereği olarak gördük. Yetmiş yıldır Türk eczacılığının gelişimine katkı sunan birçok çalışmanın içinde yer aldık ve mesleğimiz adına sorumluluk almaktan hiçbir zaman geri durmadık.
Eczacı kooperatif hareketinin temel taşlarından biri olan Bursa Ecza Koop da Bursa Eczacı Odası kadrolarının öncülüğünde 1979 yılında doğmuş, bugün Türkiye’nin birçok ilinde faaliyet gösteren güçlü bir eczacı örgütü haline gelmiştir.
Güncel eczacılık gelişmelerine baktığımızda mesleğimizi kökten değiştirebilecek bir yasa tasarısıyla karşı karşıyayız. İnternetten ilaç satışının Sağlık Bakanlığı tarafından gündeme getirilmesi asla kabul edilemez bir durumdur.
Ülkemizde eczanelerin hastalara ilaca ulaştırması konusunda bir sorun yoktur. Burada asıl erişim sorunu, ilaca ayrılan bütçenin yetersizliği nedeniyle vatandaşlarımızın yeni ve yenilikçi ilaçlara ulaşmakta yaşadığı güçlüklerdir.
Olması gereken konu ilacın internetten satılması değil ilacın güvenli sürdürülebilir bir hizmetle ve eczacı danışmanlığında eczanelerce hastalara ulaştırılmasıdır.
Sağlık Bakanlığı ilacın güvenli yolculuğu için eczanelerde ısı ve nem takibi istiyor. Depolardan iyi dağıtım uygulamaları kapsamında ciddi yatırımlar yapmaları bekleniyor. İlacın fabrikadan depoya, depodan eczaneye ve son olarak hastaya ulaştığı süreçte belirli standartlar talep eden bir anlayışın, aynı zamanda internetten ilaç satışını gündeme getirmesini anlamakta zorlanıyorum. Bu standartlar ile internetten ilaç satışı aynı anda savunulamaz.

Ancak bu süreç bize bir gerçeği bir kez daha hatırlattı. Zorunluluklar biz eczacıları bir araya getirmeden önce bir araya gelmek, konuşmak ve ortak bir yol haritası oluşturmak zorundayız. Mesleğimizin geleceği açısından ortak akıl her zamankinden daha fazla önem taşıyor.
Nevşehir’de gerçekleştirilen Bölgelerarası Toplantı da bu açıdan oldukça verimli geçti. Ortak aklın ve birlikte hareket etmenin önemini bir kez daha gördük. Eczacı örgütü yöneticileri olarak bizlerin bu sorumlulukla hareket etmesi gerektiğine inanıyorum.
Bugün tabandan gelen değişim talebi doğrultusunda birçok ilde yeni eczacı odası yönetimleri ve yeni bir Türk Eczacıları Birliği görev başındadır. Bu değişim talebi yalnızca yönetsel bir beklenti değil, aynı zamanda bir paradigma değişimine de işaret etmektedir.
Biz örgüt yöneticileri; ilacın alıcısının büyük ölçüde SGK olduğu, ekonomik dengelerin zorlandığı, işsiz eczacı sayısının arttığı bu dönemde, ilacın vazgeçilmez olduğu kadar eczacının da vazgeçilmez kılındığı bir vizyon ortaya koymak zorundayız.
6197 sayılı yasanın bugün revizyona ihtiyacı vardır. Ancak bu revizyon, 55 bin eczacının ihtiyaçları ve beklentileri doğrultusunda, tüm paydaşlarla birlikte hazırlanmalıdır. Birilerinin masa başında eczacısız bir eczacılık yasası hazırlamasına karşı duruşumuz devam edecektir. Türkiye’de eczacının kaderi eczacısız yazılamaz.
Türk Eczacıları Birliği’nin hem bilgi birikimi hem de maddi kaynakları bugüne kadar eczacıların ortak emeğiyle oluşmuştur. Bu kaynakları korumak, geliştirmek ve verimli kullanmak ve mesleğin geleceğine hizmet edecek şekilde değerlendirmek hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bizlerin görevi yalnızca eczacıya dayatılan yol haritalarına itiraz etmek değil, aynı zamanda mesleğin geleceğine ilişkin kendi yol haritalarımızı hazırlamak ve bunların uygulanmasını sağlamaktır.
Bugün geliri de gideri de büyük ölçüde kamu tarafından belirlenen eczanelerde ayakta kalmaya çalışan bir meslek grubuna dönüşmüş durumdayız. Bu girdaptan çıkışın yolu; meslek hakkının tanındığı, eczacılık hizmetinin değer gördüğü ve sürdürülebilir birinci basamak sağlık hizmeti anlayışının güçlendirildiği bir yapıdan geçmektedir.
Eczacılıkta istihdam problemi ise artarak devam eden önemli bir sorundur. Bu sorunu yaratan eczacılar değildir. Çözüm de bellidir. Eczacılık fakültelerindeki kontenjanların planlanması, kamuda eczacı istihdamının artırılması ve eczacılar için kamu dışındaki çalışma alanlarının genişletilmesi gerekmektedir.
Bursa’nın eczacılık tarihindeki yeri bize şunu hatırlatıyor.
Geçmişten aldığımız güçle, ortak akla ve dayanışmaya olan inancımızla mesleğimizin geleceğine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Çünkü Türk eczacılığının geçmişinde olduğu gibi geleceğinde de çözümün adresi birlikte düşünmek, birlikte üretmek ve birlikte hareket etmektir.
Eczacı olmadan sürdürülebilir bir halk sağlığı hizmeti olmaz.

