Bu siteyi kullanarak Gizlilik Politikası ve Çerezler'nı ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş olursunuz.
Kabul
Eczacı DergisiEczacı Dergisi
  • Haberler
    • Bilgilendirici İçerikler
    • Türk Eczacıları Birliği
    • SGK Haberleri
    • Sağlık Bilgileri
  • Yazarlar
    • Prof. Dr. Ali Demir Sezer
    • Prof. Dr. Ekrem Sezik
    • Prof. Dr. Ş. Güniz Küçükgüzel
    • Bünyamin Esen
    • Meral Günay Öztürk
    • Uzm. Ecz. Sema Uysal Zeybek
    • Ecz. Vecihi Özerdemli
    • Ecz. Ahmet Olgay Altındağ
    • Ecz. Eyüp Talha Kocacık
    • Uzm. Dyt. Ezgi Öztürk
  • Röportajlar
  • Dergilik
  • Kaydettiklerim
Arayın
Entertainment
  • Haberler
    • Bilgilendirici İçerikler
    • Türk Eczacıları Birliği
    • SGK Haberleri
    • Sağlık Bilgileri
  • Yazarlar
    • Prof. Dr. Ali Demir Sezer
    • Prof. Dr. Ekrem Sezik
    • Prof. Dr. Ş. Güniz Küçükgüzel
    • Bünyamin Esen
    • Meral Günay Öztürk
    • Uzm. Ecz. Sema Uysal Zeybek
    • Ecz. Vecihi Özerdemli
    • Ecz. Ahmet Olgay Altındağ
    • Ecz. Eyüp Talha Kocacık
    • Uzm. Dyt. Ezgi Öztürk
  • Röportajlar
  • Dergilik
  • Kaydettiklerim
  • Anasayfa
© 2024 Eczacı Dergisi - Tüm hakları saklıdır.
Okunan: Olsa Duyardık!
Giriş yapın
Bildirimler Daha göster
Font büyütücüAa
Eczacı DergisiEczacı Dergisi
Font büyütücüAa
Arayın
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Röportajlar
  • Yazarlar
  • Dergilik
  • İletişim
Zaten hesabınız var mı? Giriş yapın
Takip edin
  • Anasayfa
© 2024 Eczacı Dergisi. Tüm hakları saklıdır.
Eczacı Dergisi > Yazılar > Haberler > Olsa Duyardık!
HaberlerYazarlar

Olsa Duyardık!

Eczacı Dergisi Editör
Yazar Eczacı Dergisi Editör
29 Temmuz 2026
Haberler Yazarlar

Ecz. Erol Afacan
TEB 45. Bölge Çorum Eczacı Odası Başkanı

Yine bir üniversite tercih dönemindeyiz.

Yine eczacılık fakültelerinin kontenjanlarına bakıyor, mesleğin geleceği hakkında yorumlar yapıyoruz.

Daha doğrusu, sadece yorum yapıyoruz.

Önümüzdeki tablo şöyle:

2023–2024: 4.755
2024–2025: 3.877
2025–2026: 3.592
2026–2027: 3.166

İlk bakışta görünen şey, eczacılık fakültesi kontenjanlarının kademeli olarak azalması.

Peki, bunun dışında söyleyebileceğimiz ne var?

Bu azalma hangi bilimsel ihtiyaç analizine dayanıyor? Türkiye’nin beş, on veya yirmi yıl sonra kaç eczacıya ihtiyaç duyacağı hesaplandı mı? Hangi alanda kaç eczacı açığı veya fazlası oluşacağı belirlendi mi?

Vakıf üniversitelerinin kontenjanları aynı ölçüde değerlendirildi mi?
Alan dışındaki bölümlerden eczacılık fakültelerine yapılan yatay geçişler bu hesabın içinde mi?
Yurt dışındaki eczacılık fakültelerinden ülkemize geçiş yapan öğrenciler veya denklik yoluyla sisteme dâhil olacak mezunlar insan gücü planlamasına eklendi mi?

Bunları bilmiyoruz.

Bildiğimiz tek şey, sayıların azalıyor olması.

Oysa sayının azalması, tek başına bir planın varlığını göstermez. Sayının neye göre azaltıldığını bilmiyorsak bunun adı planlama değil, yalnızca kontenjan düzenlemesidir.

Üstelik bugün konuştuğumuz 3.166 sayısı bir yerleştirme sonucu değil, tercih döneminde ilan edilen kontenjan tablosudur. Kesin yerleştirme sonuçları kayıt işlemleri tamamlandıktan sonra ortaya çıkacaktır. Ancak bu teknik ayrıntı, önümüzde duran asıl soruyu değiştirmiyor.

Bu yıl eczacılık fakültelerinin kapısından girecek öğrenciler, yaklaşık beş yıl sonra meslektaşımız olacak.

Fakat onlardan önce 4.755, 3.877 ve 3.592 kişilik öğrenci grupları mezuniyet sırasını bekliyor.

Elbette her öğrenci aynı tarihte ve aynı şartlarda mezun olmayacak. Kontenjan ile mezun sayısı bire bir aynı değildir. Ancak birkaç yüz kişilik farklılık, karşımızdaki yapısal sorunu ortadan kaldırmaz.

Asıl soru şudur:

Bu kadar mezun eczacı nerede çalışacak?

Dört yol var; dördü de daralıyor

Mezun olan genç bir eczacının önünde genel olarak dört yol bulunuyor: Serbest eczacılık, kamu, ilaç endüstrisi veya akademik hayat.

Serbest eczane açmak isteyenler ya mevcut bir eczaneyi devralmak ve bunun ağır finansman şartlarıyla karşılaşmak zorunda kalacak ya da Eczacı Yerleştirme Sistemi’nde kontenjan açılan yerleri takip ederek hayatlarını, ailelerini ve gelecek planlarını buna göre kurmaya çalışacak.

EYS’nin varlığı elbette nüfusa göre eczane dağılımını düzenlemek açısından gereklidir. Fakat EYS bir istihdam politikası değildir. Sistem, mezun olan her eczacıya eczane açma imkânı sağlamadığı gibi ülkenin toplam eczacı ihtiyacını da tek başına planlamaz. TİTCK’nin 2026 yılında da dönemsel EYS yerleştirmelerini sürdürmesi, sistemin kontenjan bulunan belirli ilçelerle sınırlı işlediğini açıkça gösteriyor.

Kamuda ise bir dönem daha düzenli ve öngörülebilir olan alım takvimi giderek belirsizleşiyor. Kaç eczacının, hangi kurumda, hangi yetki ve görev tanımıyla istihdam edileceğine ilişkin uzun vadeli bir projeksiyon göremiyoruz.

Özel sektörün şartları daha farklı.

Bugün yalnızca mevcut eczacılık fakültesi müfredatıyla ilaç endüstrisinin kapısını çalmak çoğu zaman yeterli olmuyor. Mezunlardan yüksek lisans, iyi derecede İngilizce, kimi pozisyonlarda ikinci bir yabancı dil, veri okuryazarlığı, ruhsatlandırma bilgisi, klinik araştırmalar, farmakoekonomi veya üretim teknolojileri alanlarında ek yetkinlikler bekleniyor.

Bu beklentiler yanlış değil.

Yanlış olan, üniversitedeki eğitimin ve ülkenin insan gücü planlamasının bu yeni gerçekliğin gerisinde kalmasıdır.

Akademik hayatın kontenjanı ise zaten sınırlı.

Sonuçta beş yıllık ağır bir akademik eğitim alan gençlerimizi, mezun olduklarında hangi alanda ve hangi yetkiyle çalışacaklarını bilmedikleri bir sistemin içine bırakıyoruz.

Bir dönemin mühendislerine, bir dönemin öğretmenlerine yaşatılan plansızlığın benzeri şimdi sağlık mesleklerinde karşımıza çıkıyor.

Gençler başarısız oldukları için değil, sistem geleceği hesaplamadığı için işsiz kalıyor.

Kök sorun kontenjan değil, plansızlıktır

Eczacılık fakültesi kontenjanları bugün konuştuğumuz sorunun görünen yüzüdür.

Kök sorun, Türkiye’nin uzun vadeli bir eczacı insan gücü planının bulunmamasıdır.

Kaç fakültemiz olduğu kadar, bu fakültelerin hangi nitelikte eğitim verdiğini de tartışmalıyız.

Kaç öğrenci aldığımız kadar, hangi alanda kaç eczacıya ihtiyaç duyduğumuzu da bilmeliyiz.

Mezun sayısını konuştuğumuz kadar, mezunların görev tanımlarını, yetkilerini ve istihdam alanlarını da genişletmeliyiz.

Çünkü mevcut eczacılık modeli yalnızca kontenjan baskısı altında değil.

Ekonomik ve mesleki açıdan sürdürülebilirliği giderek zorlaşan bir serbest eczacılık modelimiz var.

Dijital eczacılık konusunda bütünlüklü bir yol haritamız bulunmuyor.

Birinci basamak sağlık kuruluşu olan eczanelerin koruyucu sağlık, kronik hastalık takibi, aşılama, erken tarama, farmasötik bakım ve tedavi uyuncu alanlarında hangi yetkilerle görev alacağı hâlâ netleştirilmiş değil.

OTC ürünlerin ve dermokozmetiklerin geleceği tartışmalı.

Majistral eczacılığa üç boyutlu üretim, kişiye özel dozlama, yeni taşıyıcı sistemler ve modern laboratuvar teknolojilerini ne ölçüde uyarlayacağımızı konuşmuyoruz.

İlaç endüstrisinde eczacının araştırma-geliştirme, biyoteknoloji, yapay zekâ destekli ilaç geliştirme, klinik araştırmalar ve farmakoekonomi alanlarındaki rolünü büyütecek bir program ortaya koymuyoruz.

Kamu eczacıları yıllardır kendi mesleki kimlik ve görev tanımlarının güçlendirilmesini bekliyor.

Sağlık hizmetinin kesintisiz sunulduğu eczanelerin ve eczacıların sağlıkta şiddetle mücadele mekanizmaları ile beyaz kod sistemine nasıl dâhil edileceği hâlâ çözüm bekliyor. Mevcut beyaz kod yapısı esas olarak Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşların personeline yönelik hukuki yardım mekanizması üzerinden yürütülüyor.

Bunların her biri ayrı bir sorun gibi görünebilir.

Aslında hepsi aynı kökten besleniyor:

Eczacılığın geleceğini bütün olarak planlamıyoruz.

Peki biz neredeyiz?

Burada kendimize dönüp samimiyetle sormamız gereken bir soru var:

Biz eczacı odaları ve meslek örgütümüz olarak bu tablonun neresindeyiz?

Mesleğin geleceğinin önündeki en büyük tehditlerden biri yıllardır gözümüzün önündeyken hangi somut projeleri geliştirdik?

Mevcut mezun ve fakülte sayısının beş, on ve yirmi yıl sonra eczacılığa, ülke ekonomisine ve halk sağlığına etkisini gösteren bir projeksiyon hazırladık mı?

Bu verileri kamuoyuna sunduk mu?

Karar vericilerin önüne yalnızca itirazlarımızı değil, uygulanabilir çözüm modellerini de koyduk mu?

Meslek örgütünün görevi yalnızca bugünün sorunları ortaya çıktığında açıklama yapmak değildir.

Asıl görev, henüz kriz hâline gelmemiş sorunları önceden görmek, ölçmek, raporlamak ve çözümünü masaya koymaktır.

Şirketler geleceklerini planlar.

Kurumlar geleceklerini planlar.

Devletler beş, on, yirmi yıllık programlar hazırlar. Küresel güç olma iddiasındaki devletler elli yıllık senaryolar üzerinde çalışır.

Ya biz?

Eczacı odalarımızın ve Birliğimizin mesleğin geleceğine ilişkin ortak, ölçülebilir ve kamuoyuna açıklanmış beş yıllık bir stratejik planı var mı?

Hangi hedefe, hangi tarihte, hangi kurumla ve hangi yöntemle ulaşacağımız yazılı mı?

Her yıl sonunda ne kadar ilerlediğimizi ölçüyor muyuz?

Varsa nerede?

Olsa duyardık.

Yakınmak yetmez

Yıllardır “Mesleğin geleceğini biz yazmalıyız” diyoruz.

Peki, geleceği yazmak ne demektir?

Geleceği yazmak, yalnızca sorunları sıralamak değildir. Veriyi ortaya koymak, ihtiyacı hesaplamak, çözümü tasarlamak, kurumları aynı masada buluşturmak ve karar vericinin önüne uygulanabilir bir model koymaktır.

Çorum Eczacı Odası olarak Kasım 2024’te İzmir’de gerçekleştirilen Bölgelerarası Toplantı’da bu anlayışla EczAdım Projesi’ni sunduk.

Projenin çıkış noktası, eczacılıkta branşlaşma ile fakülte kontenjanlarını ülkenin gerçek istihdam ihtiyacına göre birlikte planlamaktı.

Önerdiğimiz modelin ilk adımı, Türkiye’nin beş, on, yirmi ve yirmi beş yıllık eczacı ihtiyacının branşlar bazında belirlenmesidir.

Bu çalışmayı yalnızca bir kurumun yapması mümkün değildir.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Sağlık Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, Eczacılık Fakülteleri Dekanlar Konseyi, Türk Eczacıları Birliği ve ihtiyaç duyulan diğer kurumların yer aldığı kalıcı bir kurul oluşturulmalıdır.

Bu kurul öncelikle hangi eczacılık branşlarında ne kadar istihdam gerektiğini belirlemelidir.

Ardından bu branşların görev ve yetki alanları tanımlanmalı, eğitim müfredatları hazırlanmalı ve eğitimi verebilecek akademik altyapıya sahip fakülteler akredite edilmelidir.

Kontenjanlar da fakültelerin talebine veya geçmişten gelen alışkanlıklara göre değil, belirlenen ülke ihtiyacına ve akredite eğitim kapasitesine göre dağıtılmalıdır.

Gerekli akademik standardı sağlayamayan ve istihdam karşılığı bulunmayan programlara kontenjan verilmemeli; sorun kalıcıysa bu fakülteler kademeli biçimde kapatılmalıdır.

Bu yaklaşımın amacı gençlerin önünü kapatmak değildir.

Tam tersine, gençlerin beş yıl eğitim aldıktan sonra önlerinde gerçek bir meslek ve istihdam alanı bulabilmelerini sağlamaktır.

Devletin belgesinde yön var

Üstelik bu yaklaşım, devletin temel politika belgelerine yabancı değildir.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı koordinasyonunda hazırlanan 2024–2028 dönemini kapsayan On İkinci Kalkınma Planı’nın 711.1 numaralı tedbirinde; tıp, diş hekimliği ve eczacılık başta olmak üzere sağlık mesleklerinde eğitim kalitesinin artırılması, ülke genelinde standart sağlanması ve geleceğin şartları ile ülke ihtiyaçları dikkate alınarak yeterli ve nitelikli iş gücü oluşturulması hedeflenmektedir.

Bu cümle sıradan bir temenni değildir.

Bu, sağlık insan gücünün geleceğin ihtiyaçlarına göre yeniden planlanması gerektiğini söyleyen bir devlet politikasıdır.

Benim bu hükümden çıkardığım yön açıktır:

Branşlaşma, nitelikli eğitim ve ihtiyaca göre kontenjan.

Devlet böyle bir hedef koymuşsa meslek örgütlerinin sorumluluğu yalnızca bu hedefi hatırlatmak değildir. O masaya çalışılmış, maliyeti hesaplanmış, istihdam karşılığı tanımlanmış ve mevzuat taslağı hazırlanmış projelerle oturmaktır.

Peki, meslek örgütü olarak bu hedef doğrultusunda nasıl bir model sunduk?

Hangi branşları önerdik?

Hangi istihdam alanlarını tanımladık?

Hangi fakültelerin hangi eğitimi verebileceğine ilişkin bir çalışma hazırladık?

Hangi yıla kadar kaç eczacıya ihtiyaç duyulacağını hesapladık?

Olsa duyardık.

Bir gelecek masası kurulmalı

Artık her yıl aynı sayılara bakıp aynı endişeleri tekrar etme dönemini geride bırakmalıyız.

Türk eczacılığının önünde kalıcı bir Eczacılığın Geleceği ve İnsan Gücü Planlama Kurulu bulunmalıdır.

Bu kurul her yıl güncellenen bir eczacı insan gücü envanteri yayımlamalıdır.

Serbest eczacılık, kamu, hastane eczacılığı, klinik eczacılık, endüstri, akademi, Ar-Ge, ruhsatlandırma, farmakovijilans, biyoteknoloji, dijital sağlık, farmakoekonomi ve majistral üretim ayrı ayrı ele alınmalıdır.

Türkiye’nin yalnızca kaç eczacıya değil, hangi yetkinlikte kaç eczacıya ihtiyaç duyacağı belirlenmelidir.

Mesleğimiz için beş yıllık stratejik plan hazırlanmalı; bu plan her yıl ölçülebilir hedeflerle izlenmelidir.

Fakülte kontenjanlarından mesleki yetkilendirmeye, dijital dönüşümden kamu istihdamına, endüstriyel Ar-Ge’den sağlıkta şiddetle mücadeleye kadar bütün başlıklar tek bir gelecek tasarımının parçaları hâline getirilmelidir.

Aksi hâlde önümüzdeki yıl yeniden kontenjan sayıları açıklanacak.

Biz yeniden rakamları paylaşacağız.

Yeniden “Bu kadar mezun ne olacak?” diye soracağız.

Yeniden endişelerimizi dile getirecek, birkaç açıklama yapacak ve bir sonraki tercih dönemine kadar konuyu unutacağız.

Bu döngü mesleğin geleceğini değiştirmez.

Mesleğin geleceği yakınarak değil, planlanarak korunur.

Sorunu doğru teşhis etmek önemlidir; ancak yeterli değildir.

Kök sorunu görüp kök çözümü ortaya koymadığımız sürece yaptığımız şey, yaklaşan krizi tarif etmekten ibaret kalır.

Eczacılığın geleceğini gerçekten biz yazacaksak önce elimizde bir veri, önümüzde bir plan ve masada bir projemiz olmalıdır.

Yoksa bir gün genç meslektaşlarımız bize şu soruyu sorar:

“Bu tablo yıllar öncesinden belliydi. Siz ne yaptınız?”

O gün vereceğimiz cevap bugünden hazır olmalıdır.

Çünkü yapılmış bir çalışma, hazırlanmış bir strateji ve ortaya konulmuş bir gelecek planı var mıydı ?

Olsa Duyardık.

ABD’NİN COVID-19 KARNESİ
44. DÖNEM II. BÖLGELERARASI TOPLANTISI İZMİR’DE GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Ek İzlemeye Tabi İlaçlar Listesi Güncellendi
DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ’NDEN AÇIKLAMA
AIFD’nin yeni yönetim kurulu belirlendi
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Whatsapp Whatsapp LinkedIn Eposta Linki kopyala Yazdırın
Önceki yazı Sağlıkta Şiddete İzin Vermeyeceğiz
Yorum yapılmamış Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni eklenen haberler

Sağlıkta Şiddete İzin Vermeyeceğiz
Haberler
29 Temmuz 2026
SUT 4.2.33 Maddesinde Yapılan Değişiklik Hakkında
Haberler
28 Temmuz 2026
Eklem Tedavisinde Kanıta Dayalı Bütüncül (Holistik) Bir Yaklaşım
Röportajlar
25 Temmuz 2026
PCOS’tan PMOS’a = Yeni Dönemde Metabolik Yaklaşım
Yazarlar
25 Temmuz 2026
Bir Cisim Yaklaşıyor
Yazarlar
25 Temmuz 2026

Eczacı Dergisi Kurumsal

İmtiyaz Sahibi: Meral Günay Öztürk
Yayıncı Kuruluş: Novi Medya Merkezi İletişim ve Yayıncılık A.Ş.
Genel Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Çetin Öztürk
Grafik Tasarım: Filiz Erdem
Editör: Songül Türe
Pazarlama Yönetmeni: Kübra Yeşildirek
Dijital Pazarlama Yönetmeni: Tuğba Taylan

Gizlilik ve Çerez Politikası | KVKK Aydınlatma Metni | Kullanıcı Sözleşmesi

İletişim Bilgileri

A: Eski Büyükdere Caddesi
Maslak İş Merkezi No:37 Kat: 5
Maslak/İstanbul
T: (0212) 256 67 67
F: (0212) 256 34 33
E: eczaci@eczacidergisi.com

Eczacı DergisiEczacı Dergisi
Takip edin
© 2024 Eczacı Dergisi - Web sayfalarında yer alan tüm bilgi, döküman, fotoğraf, video, görüntü, metin, vb. herhangi bir içerik izin alınmadan kullanılamaz. Tüm hakları saklıdır.
Hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Username or Email Address
Password

Şifre hatırlatma