Bu siteyi kullanarak Gizlilik Politikası ve Çerezler'nı ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş olursunuz.
Kabul
Eczacı DergisiEczacı Dergisi
  • Haberler
    • Bilgilendirici İçerikler
    • Türk Eczacıları Birliği
    • SGK Haberleri
    • Sağlık Bilgileri
  • Yazarlar
    • Prof. Dr. Ali Demir Sezer
    • Prof. Dr. Ekrem Sezik
    • Prof. Dr. Ş. Güniz Küçükgüzel
    • Bünyamin Esen
    • Meral Günay Öztürk
    • Uzm. Ecz. Sema Uysal Zeybek
    • Ecz. Vecihi Özerdemli
    • Ecz. Ahmet Olgay Altındağ
    • Ecz. Eyüp Talha Kocacık
    • Uzm. Dyt. Ezgi Öztürk
  • Röportajlar
  • Dergilik
  • Kaydettiklerim
Arayın
Entertainment
  • Haberler
    • Bilgilendirici İçerikler
    • Türk Eczacıları Birliği
    • SGK Haberleri
    • Sağlık Bilgileri
  • Yazarlar
    • Prof. Dr. Ali Demir Sezer
    • Prof. Dr. Ekrem Sezik
    • Prof. Dr. Ş. Güniz Küçükgüzel
    • Bünyamin Esen
    • Meral Günay Öztürk
    • Uzm. Ecz. Sema Uysal Zeybek
    • Ecz. Vecihi Özerdemli
    • Ecz. Ahmet Olgay Altındağ
    • Ecz. Eyüp Talha Kocacık
    • Uzm. Dyt. Ezgi Öztürk
  • Röportajlar
  • Dergilik
  • Kaydettiklerim
  • Anasayfa
© 2024 Eczacı Dergisi - Tüm hakları saklıdır.
Okunan: Sorunların Tespitinde, Aktif Ve Hızlı Hareket Etmekte Gecikiyoruz
Giriş yapın
Bildirimler Daha göster
Font büyütücüAa
Eczacı DergisiEczacı Dergisi
Font büyütücüAa
Arayın
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Röportajlar
  • Yazarlar
  • Dergilik
  • İletişim
Zaten hesabınız var mı? Giriş yapın
Takip edin
  • Anasayfa
© 2024 Eczacı Dergisi. Tüm hakları saklıdır.
Eczacı Dergisi > Yazılar > Haberler > Sorunların Tespitinde, Aktif Ve Hızlı Hareket Etmekte Gecikiyoruz
HaberlerSGK Haberleri

Sorunların Tespitinde, Aktif Ve Hızlı Hareket Etmekte Gecikiyoruz

Eczacı Dergisi
Yazar Eczacı Dergisi
19 Aralık 2022
Haberler SGK Haberleri
511 görüntüleme

Genç yaşta eczacı odası başkanı olan, birçok önemli projeye imza atan ve İstanbul’da serbest eczacılığa devam eden Ecz. Bülent Köse ile dolu dolu bir sohbet gerçekleştirdik. Köse ile Malatya Eczacı Odası başkanlığı dönemindeki çalışmaları, eczacılığın sorunlarını, ve geleceğini konuştuk. Detaylar röportajımızda…

Eczacılığı neden tercih ettiniz? Serüven nerede başladı? Eczacılık fakültesini okumayı siz mi istediniz yönlendirildiniz mi?

Üniversite sınavına gireceğim zaman babam benden rica etmişti. “Eczacılık fakültesi de tercih edebilir misin?” diye. Bizim bir eczacı komşumuz vardı. Mütela Kadıoğlu diye, biz toptan hayvan yemler ve inşaat işleri ile uğraşıyorduk. İşimiz biraz tozlu ve kirliydi. Babam beyaz önlüğü hem ticaret esnaflık gibi görüyordu hem de üniversite okumuş olduğundan hoşuna gidiyordu. Babamın hatırından dolayı eczacılık yazdım. Ancak eczacılığa yanlış tercih yapmam sebebiyle girdim. Benim hedefim psikiyatrist olmaktı. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kodlayacağıma İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi kodlamışım. Hayatımın en büyük ve en güzel yanlışlarından biri oldu. Sonuçlar gelince YÖK’e itiraz ettim. Ancak yanlış kodlama nedeniyle eczacılık serüvenim başlamış oldu.

Çok erken yaşta oda başkanlığı yaptınız. Örgütsel yöneticilikte hızla ilerlemenizin sebepleri nelerdir?

Eczacılık fakültesine yanlış tercihle girdikten sonra mesleğe inanılmaz bir sevgim oluştu. Bu sevginin en önemli basamaklarından biri öğrenciyken Ortaköy’deki bir eczacı abiden kaynaklı. İlaçlarımı almaya her gittiğimde beni görür ayakta karşılardı. Bana bu saygıyı gösterme sebebi o zamanki hevesle yakama taktığım eczacı rozetiydi. Fakülteyi bitirip Malatya’ya eczane açtıktan sonra örgütsel yaklaşımın kafama çokta uygun olmadığını gördüm. Daha doğrusu günün şartlarına uygun idare edilmediğini düşündüğüm için bir mücadele göstererek belki de Türkiye’nin en genç oda başkanlarından biri oldum.

Başkan olduğunuz dönemde hem Malatya Eczacı Odası’nı bir binaya kavuşturdunuz hem de birçok yeniliğe imza attınız. Bu başarılarda motivasyon kaynağınız neydi?

Her şeyden önce eczacının insan sağlığı ve yaşamı ile ilgili çok önemli bir meslek grubu olduğunu düşünüyorum. Biz eczaneye gelen hastanın özel hayatından evliliğine ailesine kadar her şeyiyle ilgileniyoruz. Bu süreç içerisinde eczacının toplumdaki rolünü ön plana çıkarabilmek için, sivil toplum örgütleri içerisinde eczacının aktif rol alması düşüncesindeydim. Malatya’da bunu sağladığımızı düşünüyorum. Her işin içerisinde biz vardık. Bir kan bağışı organize edilecekse Malatya Eczacı Odası olarak organize ediyorduk. Bir ağaçlandırma kampanyası yapılacaksa Malatya Eczacı Odası örgütlerdi. Malatya’da sokakta yaşan 151 çocuğu Malatya Eczacı Odası ve Malatya Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube ile birlikte sokaktan toplayıp her çocuğu bir eczaneye koruyucu aile gibi teslim ederek o çocukları hayata kazandırdık. Okullara yeniden yazdırdık. Bu çok kapsamlı bir çalışmaydı Avrupa Birliği’ne de sunuldu. Bu çocuklarla yapılan başlangıçta anketlerde hayattaki en büyük beklentileri sigortalı bir işe girmekken çocukları eczanelere yerleştirdikten sonra hedeflerinin doktor olmak, pilot olmak, eczacı olmak olduğunu gördük. Bu çocukların %70’den fazlası üniversiteli oldu. Doğu ve Güneydoğu eczacı odalarına dönem başkanlığı yaptık, dönem sözcülüğünü yaptık. Aktif olmak, eczacılığı ön plana çıkarmak toplum içerisindeki saygınlığı da arttırıyor. Bu sebeplerle yöneticilik yaptığımız dönemlerde, Malatya Eczacı Odası’na çok güzel bir hizmet binası yaptık. Bulunduğumuz süre içerisinde mesleğimize, meslektaşlarımıza katkı sağlayabilmek için mücadele etmeye çalıştık.

İstanbul’a dönme sebeplerinizi ve buradaki hedeflerinizden bahsedebilir misiniz?

Her insanın özelinde, ailesinde bazı sıkıntılar olabiliyor. Benim de serebral palsi hastalığı olan bir oğlum var. Oğlumun doğumuyla hastalığını öğrendikten sonra tedavisi için İstanbul’a geldik. Kaan 7 yaşında yürüdü. Takip eden hekimler ergenliğe girdiğinde yeni ameliyatlar yapılması gerektiğini ve bunun uzaktan zor olacağını söylemişlerdi. 2013 yılında ergenliğe girmeden önce İstanbul’a yerleşme kararı aldık. Gemileri yakarak İstanbul’a geldik.

Bunca yıllık tecrübenizle eczacılık mesleğinin asıl sorunları sizce nelerdir? Çözüm önerileriniz var mı?

Başkanlık yaptığım dönemde 2007-2008 yıllarında elime kütüphanede 1974 yılında basılan bir Eczacı Dergisi geçmişti. Kapağında eczacıların sorunları işlenmişti. Aradan onca yıl geçmişti ben dergiyi okuduğumda baktım ki sorunlar hala aynı. Yani günümüze baktığımızda da belki teknolojinin getirdiği birkaç yeni sorun eklenebilir ama genel olarak aynı.

İlaca erişebilirlik, haksız rekabet, vb. hala aynı sorunlarla mücadele ediyoruz. Baktığımızda sorunlar çözülememiş ve çözülemeyecek gibi görünüyor. Ben bunun en büyük sebebini yöneticilik yapan bizler ve şu anda da yöneticilik yapanlarda görüyorum. Sorunların tespitinde, aktif ve hızlı hareket etmekte gecikiyoruz. 2009’dan beri güncellenmeyen ilaç fiyat kararnamesi diyoruz. Ama bunları diyenlerde 2009’dan beri yöneticilik yapanlar aslında.

Mesleğin ve ilaç sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz? 30 yıl sonrada aynı sorunları yaşamamak adına neler yapılabilir? Sizce Türk Eczacılar Birliği (TEB) neler yapabilir?

Bizim kapıda bekleyen sorunlardan hariç gerçekleşmesinden en çok korktuğumuz zincir eczaneler olayı. İkincisi bilgi ve teknoloji çağından dolayı internet üzerinden satışlar. Ve bence en önemlilerinden bir tanesi de OTC adıyla bazı ürünlerin market raflarına çıkmaya başlamış olması. Bu skalanında giderek artacak olması. Ben mesleğe başladığımda çocuk mamaları, ruj ve ojeler, kadın pedleri, çocuk bezleri, veteriner ilaçların tamamı bunlar eczanelerin portföyünde olan ürünlerdi. Bugün baktığınızda bunların hiçbiri yok. Ben eczanemi açtığımda 30 milyon TL’lik beşeri ilaç almıştım. 35 milyon liralıkta veteriner ilacı almıştım. Yani eczanedeki veteriner ilaç satışı, beşeri ilaç satışından daha fazlaydı. Kozmetik ürünleri de çok vardı. İlaç eczanenin 3/1’ni oluşturmaktaydı. Geri kalanı veteriner ilaçları ve diğerleri kapsamaktaydı. Baktığımızda o günkü cironun 3/2’sini kaybetmiş durumdayız. OTC adı altında ödeme kapsamından çıkarılan, üzerinde “ilaç değildir” yazan ama aslında ilaç olan ürünlerin de market rafına girmesi bizi bekleyen tehlikelerden bir tanesi. Bu ürün skalası gittikçe artacak. Firmalar bunu destekliyorlar. Geçenlerde yerli ve büyük bir ilaç firmamızın canlı yayında söyledikleri hepimizce biliniyor. Ama bununla da kalmayacak. Girişimci Eczacılar Derneği’nin açmış olduğu davayla durdurulan çeşitli internet siteleri üzerinden sunulan, ilaç kuryeniz kapınızda, kapıdan kapıya ilaç satışı gibi. İlaç diğer ürünlere benzemiyor. Bizim en büyük yanlışımız burada. Türk Eczacılar Birliği’nin, eczacı odalarının, Sağlık Bakanlığı’nın yapması gereken şey şu: Eczacılık fakültesinde bize öğretilen bir şey vardı aklımda kalan. “Her ilaç bir zehirdir” İlaç bir kimyasaldır. Kimyasalı ilaç yapan şey dozudur. Eczacının verdiği en büyük hizmetlerden bir tanesi ilacın uygun zamanda, uygun şekilde, uygun dozda alınmasını sağlamaktır. İlacın internet veya diğer farklı kanallar üzerinden satılması eczacının bu bilgi birikimini aktarmasını engelliyor. Dünyada ilaç kaynaklı ölümlerin büyük bir bölümü yanlış dozda ilaç kullanımından kaynaklanıyor. Bu alanda dünyadaki en düşük orana Türkiye sahip. Bunun bir sebebi olmalı. Bence bu sebep eczacıdır. Eczacının bilgilendirmesi ve yönlendirmesidir. Bizi ilerde bekleyen en büyük tehlike ilaç olan ürünlerin “ilaç değildir” ibaresiyle satılması ve Sağlık Bakanlığı tarafından kontrol edilmemesidir. Merdiven altı çok fazla ürün var. Sonuçta insan sağlığı söz konusu. Yöneticilerin ilgilenmesi gereken en önemli noktalar bunlar. Eczacının ekonomik durumu bence halk sağlığından daha sonra gelmeli. İnsan var olduğu sürece eczacılık mesleğine hiçbir şey olmaz. Eczacının neden var olması gerektiğini, ilacın neden eczacıdan alınması gerektiği yöneticiler bazında, TEB bazında, hem de bireysel bazda anlatılmalıdır.

Göçmenler için neden ayrı kasa tutuyorsunuz. Bunun nedeni nedir?
Günlük olarak yerli ve göçmen hastalarınızın oranı nedir?

2014 yılından itibaren giderek artan göçmen nüfusu mevcut. Özellikle Esenyurt tarafında çok yoğun. Bizim eczanemize çok yakın bir alanda göçmen sağlığı polikliniği var. Göçmenler ile ilgili birçok tespitim var. Bunlardan bir tanesi Türk vatandaşları ile göçmenler arasında gittikçe artan bir gerginlik var. Eczanemde de görmüş olduğunuz gibi Türk vatandaşları ve göçmenlerin bir arada alışveriş yapmasını engelleyen bir düzen kurduk. Örneğin; iki benzer reçete geliyor. Bir tarafta Türk vatandaşı reçete parası muayene ücreti öderken diğer tarafta aynı reçeteye bir göçmen para ödemiyor. Bu şekilde olunca ister istemez insanlar sinirleniyor. Üstelik kendi vatandaşımız bunlar üzerine bir de SGK pirimi ödüyor. Diğer tarafta göçmenlerin bir desteğe ihtiyacı var mı? Tabi ki var. Ama bu da artık yavaş yavaş suistimal ediliyor. Bir de şöyle bir tarafı var. İlk başlarda kamp dışında olanlar ilaç yardımından yararlanamıyordu. Biz parayla ilaç veriyoruz diye göçmenler bize kendilerine ilaç verdiğimiz için teşekkür ediyorlardı. Şimdi sıfır bedelli ilaç veriyoruz, bizimle kavga ediyorlar. Bize kafa tutuyorlar. Cebimizden vermediğimizi paranın Avrupa Birliği’nden geldiğini söyleyip ukelâlık yapıyorlar. Gittikçe yükselen bir çan eğrisi gibi. İlk başlardaki o vefa, saygı, teşekkür, minnet duygusunun yerini yavaş yavaş öfke ve baş kaldırma aldı. Ülkemizde yaşayan diğer insanlarında genel davranışlarının bu şekilde değiştiğini düşünüyorum. Eczanemde %20’ler civarındaydı göçmen cirosu. Şu an %60 göçmen %40 kendi vatandaşımızın cirosu. Bu biraz eczane yakınında göçmen polikliniği olmasından da kaynaklı. Umarım bu sorunlar en kısa süre içerisinde çözülür.

Eczacı Dergisi aracılığı ile meslektaşlarımıza ve okurlarımıza
neler söylemek istersiniz?

Her şeyden önce derginizi kutluyorum. Derginiz ile tanışalı 18 yıl oldu. Sektörde teksiniz. Yıllardır eczacının her tür sorununu yansıtıyorsunuz. Eczacıları onure edip Altın Havan Ödül törenini düzenliyorsunuz.

Kimsenin cesaret edemediği Pharmasea Gemide Eczacılık Kongresi ile Eczacılık alanına çok büyük bir hizmette bulunuyorsunuz. Yapılması gereken çok şey var. Eczacıların eczanelerine ve mesleklerine sahip çıkması sevgi ve saygı duymaları. Belli bir bilgi birikime sahip olarak bu mesleği yapmaları gerektiğini düşünüyorum. Aynı şekilde yanlarında çalışan elemanların da bu donanımda olması gerektiğini düşünüyorum. Ben eczaneme eleman alırken klasik sorularım vardır. Bazı konularda yetersiz bir elamanı eczaneme almam. Bu hassasiyeti göstermek lazım. Örneğin; hasta, bir ilacı içtikten sonra idrarı kırmızı yapıyor. Benim elemanımın bunun nedenlerini bilmesi ve hastayı bilgilendirmesi gerekiyor. Hekim bunu atlamışsa benim elemanımdan bu bilgilendirme yapılmalı. Biz bu bilgide olursak halkın bize sahip çıkması kolay olur. İnsanlar bize boş yere sahip çıkmaz. Gerekçe lazım, bu gerekçeyi de eczacıların yaratması gerekiyor. Biz kendimizi sevdirip saydırmazsak kimse bizi sevmek ve saymak zorunda değil. Verdiğimiz hizmetin değerini Gripin alan hastamıza anlatmak durumundayız. Hesapsızca açılan eczacılık fakültelerine son verilmesi gerekiyor. Gereğinden çok fazla Eczacı mezunu veriyoruz. Öğretim üyesi olmayan eczacılık fakültesinden
mezun olan eczacılar, toplumda nasıl bir saygınlık yaratabilir?

Bülent Kaan Köse kimdir?

1997 Malatya doğumlu, İlk ve orta öğrenimini Malatya Ted Koleji’nde, Liseyi Trabzon’da bitirdi. Lise yıllarında yerel gazetelerde spor yazıları yazmaya başlayan Kaan, Gelişim Üniversitesi İngilizce Psikoloji bölümü mezunu olup Kadir Has Üniversitesi Spor ve Sağlık Psikolojisi alanında master eğitimini tamamladı. Kaan, aynı zamanda Anadolu Üniversitesi Medya ve İletişim bölümü son sınıf öğrencisidir. Medyascope TV, GS TV, HALK TV ve KRT TV’de spor yorumculuğu yapıyor. Aynı zamanda birkaç yerel medyada da spor yazıları yazmakta. Kaan, şu anda Galatasaray SK’da Spor Psikoloğu olarak çalışıyor.

TEB Sorumlu Müdür Eczacıların Aylık Ücretini Net 8200 TL Olarak Belirledi
“Eczacılığın Geleceği; Dönüşüm Yenilik ve Sınırlar Ötesi Ufuklar”
Eczane Otomasyonları ile Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihazların Entegrasyonu Süreçleri Hakkında Duyuru Yayımlandı
2. PHARMANIA ECZACILIK FESTİVALİ
SUT Değişikliği ve Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu Kararları Hakkında
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Whatsapp Whatsapp LinkedIn Eposta Linki kopyala Yazdırın
Önceki yazı Eczane Markası Olarak Emin Adımlarla İlerliyoruz
Sonraki yazı Lösemi ve Dasatinib

Yeni eklenen haberler

TÜRK ECZACILAR BİRLİĞİ YETMİŞİNCİ YILINI KUTLUYOR
Yazarlar
16 Mart 2026
HARA HACHI BU
Yazarlar
16 Mart 2026
KAVRAMLARDAN KLİNİĞE: BİYOBENZER İLAÇLAR
Yazarlar
14 Mart 2026
NAD+ ve P7C3-A20
Yazarlar
14 Mart 2026
SAĞLIKTA ŞİDDET DURDURULMALIDIR
Haberler
14 Mart 2026

Eczacı Dergisi Kurumsal

İmtiyaz Sahibi: Meral Günay Öztürk
Yayıncı Kuruluş: Novi Medya Merkezi İletişim ve Yayıncılık A.Ş.
Genel Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Çetin Öztürk
Grafik Tasarım: Filiz Erdem
Editör: Songül Türe
Pazarlama Yönetmeni: Kübra Yeşildirek
Dijital Pazarlama Yönetmeni: Tuğba Taylan

PHARMASEA
Ad imageAd image

Gizlilik ve Çerez Politikası | KVKK Aydınlatma Metni | Kullanıcı Sözleşmesi

İletişim Bilgileri

A: Eski Büyükdere Caddesi
Maslak İş Merkezi No:37 Kat: 5
Maslak/İstanbul
T: (0212) 256 67 67
F: (0212) 256 34 33
E: eczaci@eczacidergisi.com

Eczacı DergisiEczacı Dergisi
Takip edin
© 2024 Eczacı Dergisi - Web sayfalarında yer alan tüm bilgi, döküman, fotoğraf, video, görüntü, metin, vb. herhangi bir içerik izin alınmadan kullanılamaz. Tüm hakları saklıdır.
adbanner
Hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Username or Email Address
Password

Şifre hatırlatma