Bu siteyi kullanarak Gizlilik Politikası ve Çerezler'nı ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş olursunuz.
Kabul
Eczacı DergisiEczacı Dergisi
  • Haberler
    • Bilgilendirici İçerikler
    • Türk Eczacıları Birliği
    • SGK Haberleri
    • Sağlık Bilgileri
  • Yazarlar
    • Prof. Dr. Ali Demir Sezer
    • Prof. Dr. Ekrem Sezik
    • Prof. Dr. Ş. Güniz Küçükgüzel
    • Bünyamin Esen
    • Meral Günay Öztürk
    • Uzm. Ecz. Sema Uysal Zeybek
    • Ecz. Vecihi Özerdemli
    • Ecz. Ahmet Olgay Altındağ
    • Ecz. Eyüp Talha Kocacık
    • Uzm. Dyt. Ezgi Öztürk
  • Röportajlar
  • Dergilik
  • Kaydettiklerim
Arayın
Entertainment
  • Haberler
    • Bilgilendirici İçerikler
    • Türk Eczacıları Birliği
    • SGK Haberleri
    • Sağlık Bilgileri
  • Yazarlar
    • Prof. Dr. Ali Demir Sezer
    • Prof. Dr. Ekrem Sezik
    • Prof. Dr. Ş. Güniz Küçükgüzel
    • Bünyamin Esen
    • Meral Günay Öztürk
    • Uzm. Ecz. Sema Uysal Zeybek
    • Ecz. Vecihi Özerdemli
    • Ecz. Ahmet Olgay Altındağ
    • Ecz. Eyüp Talha Kocacık
    • Uzm. Dyt. Ezgi Öztürk
  • Röportajlar
  • Dergilik
  • Kaydettiklerim
  • Anasayfa
© 2024 Eczacı Dergisi - Tüm hakları saklıdır.
Okunan: Olsa Da Olur, Olmasa Da !
Giriş yapın
Bildirimler Daha göster
Font büyütücüAa
Eczacı DergisiEczacı Dergisi
Font büyütücüAa
Arayın
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Röportajlar
  • Yazarlar
  • Dergilik
  • İletişim
Zaten hesabınız var mı? Giriş yapın
Takip edin
  • Anasayfa
© 2024 Eczacı Dergisi. Tüm hakları saklıdır.
Eczacı Dergisi > Yazılar > Haberler > Olsa Da Olur, Olmasa Da !
Haberler

Olsa Da Olur, Olmasa Da !

Eczacı Dergisi Editör
Yazar Eczacı Dergisi Editör
24 Ağustos 2026
Haberler

Ecz. Erol AFACAN
TEB. 45. Bölge Çorum Eczacı Odası Yönetim Kurulu Başkanı

Contents
    • Kaçıncı baskı bu?
  • Devlet planını yazmış. Peki biz?
    • Madde 411…

Yine bir yıl…

Yine bir ağustos ayının sonuna geldik.

Birkaç gün sonra eylül başlayacak. Okullar açılacak. Çocuğu olan her anne babanın önüne o bildik hesaplar yeniden gelecek:

okul kaydı, servis ücreti, kitap, kırtasiye, kıyafet…

Çocuk üniversitedeyse iş biraz daha büyüyecek. Yeni ev kirası, depozito, ev giderleri, ulaşım, öğrenci harçlığı…

Peki eczacı anne baba ne yapacak?

Herkes ne yapıyorsa onu.

O da her anne baba gibi önce çocuğunun ihtiyacını karşılamaya çalışacak. Bütçesi yetmezse kredi kartına, gerekirse krediye başvuracak.

Çocuğu için ayırdığı bütçeyi kullanacak. Yetmezse kredi kartına başvuracak. O da yetmezse belki kredi kullanacak.

Sonra çocukların hesabını kapatıp kendi hayatının hesabını açacak.

Ve eczanesinin başına oturacak.

Yeni dönemin giderlerini güncelleyecek:

Eczane kirası…

Personel maaşları…

SGK primleri…

Bağ-Kur…

Elektrik, doğalgaz, enerji giderleri…

Muhasebe, yazılım, finansman maliyetleri…

Miadı geçen ürünler…

Bayilik yapıyorsa asgari alım şartları…

OTC ve dermokozmetikte her geçen gün daha acımasız hale gelen internet rekabeti…

Sonra gelir tarafına bakacak.

Ciroların durumu ?

Geçen yıl aldığı ciro primini bu yıl alabiliyor mu?

Mal fazlası aynı mı?

Vadeler ne durumda?

Ciro primi kayıplarını, MF kayıplarını artık “geçen seneye göre gelir azalması” diye ayrı bir kaleme mi yazmalı?

Sonra dönüp ilaca bakacak.

“Acaba fiyat güncellemesi olur mu?”

Giderler oranında Gelirim artmamaya devam edecek mi ?

2026 yılında aslında önemli bir değişiklik yapıldı. 12 Mart 2026 tarihli yeni Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair Karar ile dönemsel Avro değerinin hesaplanmasında kullanılan uyarlama katsayısı 1 Nisan 2026’dan itibaren yüzde 65’e çıkarıldı. Karar, Fiyat Değerlendirme Komisyonunun her yılın ilk 45 günü içerisinde toplanarak Avro değerini belirlemesini öngörüyor. Ancak aynı Komisyonun gerekli hallerde olağanüstü toplanarak fiyatları artırma, azaltma veya farklı fiyatlandırma modelleri kullanma yetkisi de var. Yani şubat ayına kadar olağan takvimde yeni bir kur belirleme beklentisi olmasa da sistem hukuken ara müdahalelere kapalı değil.

Fakat mesele zaten artık yalnızca “İlaca ne kadar zam gelecek?” meselesi değil.

Çünkü biz bu filmi daha önce tekrar tekrar gördük.

Kritik ilaçlar tevzide…

Bazı ürünler kısıtlı dağıtımda…

Reçetem sistemine kayıt yapılmadan eczaneden çıkışına izin verilmeyen ilaçların dahi kısıtlı dağıtımı devam ediyor.

KKİ kaynaklı uygulamalar, bildirimler, tedarik sorunları devam ediyor.

Bir süre sonra firmalar konuşmaya başlayacak:

“Bu kurla, bu maliyetle, bu kârlılıkla devam edemiyoruz.”

Depolar diyecek ki:

“Firmalar ürünleri kısıtlı gönderiyor.”

Eczacı yine hastasına dönüp:

“İlacınızı bulmaya çalışıyorum.”

diyecek.

Sonra biz ne diyeceğiz?

İlaçte Tedarik Sorunu, Eczacı Sorumlu Değil İlaç Fiyat Kararnamesi değişmeli.

Yeni bir model lazım.

Peki soruyorum:

Kaçıncı baskı bu?

Kaç yıldır aynı cümleyi kuruyoruz?

Ve daha önemlisi:

Biz ne yaptık?

Ağustos 2025’te basına yansıyan haberlerde Sağlık Bakanlığının ilaç tedarik sorunlarının çözümü amacıyla beş farklı fiyatlandırma yaklaşımı üzerinde çalıştığı; eşdeğer ürünlerin fiyatlandırılması, çapraz kur, birim fiyat, biyoteknolojik-biyobenzer ürünlerin yeniden fiyatlandırılması ve imal eşdeğer ürünlerin fiyatlandırılması gibi başlıkların masada olduğu kamuoyuna yansıdı.

Aradan bir yıl geçti.

Peki biz bu modelleri inceledik mi?

Eczacılık ekonomisi açısından simülasyonlarını yaptık mı?

Hangi modelde eczacı kazanıyor?

Hangisinde kaybediyor?

Hangi model ilaç bulunabilirliğini artırırken serbest eczanenin ekonomik yapısını bozabilir?

Hangisi kamu bütçesini korurken eczacı kârlılığını aşağı çekebilir?

Hangi model için hangi eczacı kâr baremleri gerekli?

SUT ve Medula hangi modele hazırlanmalı?

Alternatifimizi hazırladık mı?

Masaya koyacağımız dosyamız var mı?

Biz Çorum’da bu nedenle alternatif modeller üzerine çalıştık. Kademeli kur güncellemesinden dinamik referans ülke modeline, yerli üretimi teşvik eden karma modelden değer ve performans temelli modellere kadar altı farklı alternatif üzerinde hazırladığımız raporu Türk Eczacıları Birliği’ne sunduk. Daha sonra gündeme gelen yeni fiyatlandırma modellerinin eczacılık ekonomisine muhtemel etkileri için de çalışma yaptık.

Ama mesele bir Eczacı Odasının rapor hazırlaması değil.

Mesele, mesleğin ortak modelinin olup olmadığıdır.

Artık “olsa duyardık” da demeyeceğim.

Çünkü galiba yeni bir noktaya evrildik.

Olsa da olur Olmasa da !

Asıl tehlike de burada.

Devlet planını yazmış. Peki biz?

Bir de dönüp On İkinci Kalkınma Planı’na (2024–2028) bakalım.

Devlet aslında önümüzdeki dönemin sağlık, ilaç, finansman, üretim ve teknoloji politikalarının yönünü yıllar önce yazmış.

Planın 86’ncı maddesinde biyoteknolojik ve bireyselleştirilmiş ilaç kullanımının yaygınlaşacağı, bu pahalı tedavilere erişim ve finansmanın giderek daha önemli hale geleceği açıkça öngörülüyor.

Bireyselleştirilmiş ilaç geliyor.

Biyoteknoloji geliyor.

Kişiselleştirilmiş farmasötik üretim geliyor.

Peki biz buna hazırlanıyor muyuz?

Üç boyutlu yazıcılarla kişiye özel farmasötik ürünlerin üretildiği bir gelecek konuşulurken eczacının o gelecekteki yerini tarif ettik mi?

Yoksa teknoloji geldikten sonra mı “Eczacı bunun neresinde?” diye soracağız?

Madde 411…

Plan diyor ki sağlık hizmetlerinde öngörülebilirlik ve sürdürülebilirlik gözetilerek ilaç ve tedavi harcamaları daha etkin hale getirilecek.

411.1 daha da açık:

Daha etkin fiyatlandırma mekanizmaları oluşturulacak.

411.2:

Beşeri tıbbi ürünlerin geri ödemesinde alternatif modeller kullanılacak.

411.3:

Değer bazlı geri ödeme yöntemleri kullanılacak.

411.4:

Yurt dışından temin edilen ilaçlar gibi hızla büyüyen harcama grupları etkinleştirilecek.

411.5:

Akılcı ilaç kullanımıyla ilaç ve tedavi harcamalarını rasyonelleştirecek tedbirler alınacak.

411.6:

DMO ile yürütülen Sağlık Market uygulamasının kapsamı daha fazla ürünü içerecek şekilde genişletilecek.

Ben burada tek bir kelime görüyoruz:

MODEL.

Fiyatlandırma modeli.

Geri ödeme modeli.

Değer bazlı ödeme modeli.

Tedarik modeli.

Harcama modeli.

Denetim modeli.

Devlet “model” diyor.

Peki bizim modelimiz nerede?

Geliyor gelmekte olan, sayın meslektaşlarım.

Ve geldiğinde “Bizi de dinleyin” demek için değil, gelmeden önce masaya model koymak için örgütlü yapılarımız var.

Sağlık Market’in kapsamının genişletilmesi ne anlama gelebilir?

Daha fazla ürünün merkezi tedarike girmesi mümkün mü?

Bugün ayaktan tedavide eczaneden karşılanan bazı ürün gruplarının yarın hastane teminine alınması gündeme gelebilir mi?

Geçmişte bazı ürün gruplarında yaşanan kanal değişikliklerinin benzerleri başka gruplarda yaşanır mı?

Bilmiyoruz.

Zaten soru da bu:

Biliyor muyuz?

Hangi ilaç gruplarının böyle bir değişiklikten etkilenebileceğine ilişkin projeksiyonumuz var mı?

Eczanelerin muhtemel ciro kaybını hesapladık mı?

Bir ürün grubunun eczane kanalından çıkmasının serbest eczane ekonomisine, hastanın ilaca erişimine ve kamu maliyetine etkisini birlikte modelledik mi?

Yoksa karar çıkınca hesap makinesini mi açacağız?

Planın 424’üncü maddesine bakıyorsunuz.

Türkiye’nin aktif sanayi politikası yürüteceği öncelikli sektörler arasında ilaç ve tıbbi cihaz açıkça sayılıyor.

Bizim sanayi politikamız ne?

Görüşümüz ne?

Önerimiz ne?

441.6’da ilaç ihracatının önündeki kısıtların kaldırılması ve AB ile karşılıklı tanıma mekanizmaları hedefleniyor.

Peki Türkiye iç pazarına verilen ürünlerinin dış ülkelere kimi kuruluşlarca ihraç edilen ve bunu gerekçe sunarak KKİ’leri SGK fatura edilmesini belgelemek şartıyla iskontoları bildirim tarihinden 1 ay sonra eczanelere depolar aracılığıyla fiyat farkı faturası kestiren ihracat-pazar dengesi kuran firmaların gelecekteki davranışlarına ilişkin bir çalışmamız var mı?

444.3’te biyobenzer ilaçların ve ülkemizde ihtiyaç duyulan etkin maddelerin geliştirilip üretilmesi hedefleniyor.

446’ncı maddede Sağlık Vadisi kurulması; Ar-Ge, klinik araştırma ve üretim hazırlığını aynı ekosistemde toplayacak bir yapı öngörülüyor.

Biz neredeyiz?

Meslek örgütümüzün iştirak şirketleri, üretim kabiliyeti, akademik insan gücü, eczacılık fakülteleri ve sermaye birikimi bu hedeflerin neresinde?

Yurt dışından gelen ilaçların maliyetinden şikâyet ediyorsak üretimi konuşacağız.

Üstelik yabancı olduğumuz bir alan da değil.

Tanıdık kurumlarımız var galiba!

Ama bunun için önce niyet değil;

fizibilite lazım.

Proje lazım.

Ürün seçimi lazım.

Yatırım modeli lazım.

Dijital sağlık uygulamalarının sağlık sistemine entegrasyonu da Kalkınma Planı’nın açık hedeflerinden biri.

İlaç tedarik yönetiminin yapay zekâ uygulamalarıyla güçlendirilmesi de öyle.

Peki eczacı bu dijital dönüşümün neresinde?

Veriyi üreten mi?

Veriyi kullanan mı?

Karar destek sisteminin parçası mı?

Yoksa yalnızca ekranına yeni bir uyarı düşen son kullanıcı mı?

Hazırlığımız var mı?

Bir başka konu…

717.1.

Devlet yeniden söylüyor:

Geri ödeme sisteminde kanıta dayalı modeller uygulanacak; hizmet ve ilaç fiyatları etkin maliyet değerlendirmeleriyle belirlenecek.

717.4:

Akılcı ilaç kullanım altyapısı güçlendirilecek.

Yine model.

Yine veri.

Yine etkinlik.

Yine maliyet.

Peki akılcı ilaç kullanımında eczacı nerede?

Hastanın ilacı doğru kullanıp kullanmadığını takip eden sağlık profesyoneli kim?

İlaç etkileşimlerini gören kim?

Uyuncu takip eden kim?

Aynı hastanın aylar boyunca kullandığı ilaçları reçeteler değişse bile görebilen kim?

Eczacı.

O halde akılcı ilaç kullanımının ekonomik karşılığı konuşulurken eczacının verdiği farmasötik bakım hizmetinin ekonomik karşılığı neden konuşulmuyor?

İkinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarının yükünü azaltabilecek birinci basamak eczane modeli neden hâlâ güçlü biçimde masada değil?

Aşı takibi?

Aşılama yetkisi?

Farmasötik bakım hizmetleri?

Kronik hastalık takibi?

İlaç uyuncu hizmeti?

Tansiyon ve kan şekeri takibinin bile üzerine yıllardır yeni bir tuğla koyamamışken…

Minor rahatsızlıklarda belirli protokoller kapsamında eczacı yetkilendirilmesi mi?

Güldürmeyin…

Dünya bunları tartışmayı çoktan geçti, uyguluyor.

Biz hâlâ “Eczane ekonomisine yeni gelir kalemi lazım” diyoruz.

Tamam.

Ne yaptık?

Üstelik önümüze somut bir alan da açıldı.

2 Temmuz 2026 tarihli düzenlemelerle tıbbi bitki çayları ve aromaterapötik ürünler için yeni ruhsatlandırma ve piyasa çerçevesi oluşturuldu. Her iki düzenlemede de bu kapsamdaki ürünlerin reçeteli veya reçetesiz olarak yalnızca eczanelerde satılması hükme bağlandı; eczanelerde majistral hazırlamaya ilişkin hükümler de sisteme dahil edildi.

İşte size eczane ekonomisi için yeni bir alan.

Peki ne yaptık?

Eczacılara eğitim programı hazırladık mı?

Ürün standardizasyonunu anlattık mı?

Monografları çalıştık mı?

Majistral hazırlama eğitimlerini planladık mı?

Eczanelerin fiziki ve teknik hazırlığı için yol haritası hazırladık mı?

Vatandaşa neden bu ürünlerin artık sağlık profesyoneli olan eczacı danışmanlığında sunulması gerektiğini anlatacak bir iletişim kampanyası oluşturduk mu?

Yeni bir ekonomik alan açılmış.

Peki biz o alanı doldurmaya hazır mıyız?

Olsa da olmasa da…

Bir de 711.1 var.

Plan açıkça tıp, diş hekimliği ve eczacılık başta olmak üzere sağlık mesleklerinde eğitimin kalitesinin artırılmasını, geleceğin ihtiyaçlarına ve ülke ihtiyaçlarına göre yeterli ve nitelikli işgücü oluşturulmasını hedefliyor.

Ben yıllardır aynı şeyi söylüyorum:

Eczacılıkta yalnızca “fazla mezun var” diyerek problemi tarif edemeyiz.

Kontenjan sorunu var.

Eczacılık fakültesi sayısı sorunu var.

İstihdam sorunu var.

Ama bunların altında daha büyük bir problem var:

Türkiye, gelecekte kaç serbest eczacıya, kaç hastane eczacısına, kaç klinik eczacıya, kaç sanayi eczacısına, kaç Ar-Ge eczacısına, kaç ruhsatlandırma uzmanına, kaç farmakoekonomi uzmanına ihtiyaç duyacağını planlamadan eczacı yetiştiriyor.

Önce ülkenin ihtiyacı belirlenmeli.

Sonra mesleğin branşlaşması buna göre kurgulanmalı.

Sonra eğitim müfredatı buna göre değişmeli.

En sonunda da fakülte ve öğrenci kontenjanları bu insan gücü planlamasına göre belirlenmeli.

Aksi halde her yıl binlerce gence diploma verir, birkaç yıl sonra da:

“Eczacı çok.”

deriz.

Hayır.

Belki de eczacı çok değildir.

Plansız yetiştirilen eczacı çoktur.

Şimdi tekrar ağustos ayının sonuna dönelim.

Eczacı masasının başında.

Bir tarafta çocuğunun okul masrafı.

Bir tarafta eczanenin kirası.

Bir tarafta personelin maaşı.

Bir tarafta Bağ-Kur.

Bir tarafta kredi kartı ve krediler

Bir tarafta düşen ciro primi ve mal fazlası.

Bir tarafta internet karşısında eriyen OTC ve dermokozmetik pazarı.

Bir tarafta bulunamayan ilaç.

Bir tarafta kısıtlı dağıtım.

Bir tarafta firma.

Bir tarafta depo.

Ve karşısında hasta.

2026 yazını bitirip sonbahara girerken karşılaşacağımız tablo maalesef bize çok tanıdık.

Ama bu defa arada önemli bir fark var.

Devlet duyarsız değil.

Devlet, On İkinci Kalkınma Planı’nda 2024–2028 döneminin yol haritasını yıllar önce yazmış.

Fiyatlandırmayı yazmış.

Alternatif geri ödemeyi yazmış.

Değer bazlı modeli yazmış.

Biyoteknolojiyi yazmış.

Yerli üretimi yazmış.

Sağlık Vadisini yazmış.

Dijital sağlığı yazmış.

Yapay zekâyı yazmış.

Akılcı ilaç kullanımını yazmış.

Tedarik zincirini yazmış.

Sağlık Market’i yazmış.

Eczacılık eğitimini ve geleceğin insan gücü planlamasını dahi yazmış.

Yani devlet kendi açısından “önümüzdeki yıllarda sağlık ve ilaç alanında nereye gitmek istiyorum?” sorusunun cevabını vermiş.

Elbette bu politikaların her birini tartışabiliriz.

Katıldığımız olur.

Karşı çıktığımız olur.

Eczaneler açısından riskli gördüğümüz olur.

Desteklediğimiz olur.

Ama önce bizim de bir cevabımız olması gerekiyor.

Biz nereye gitmek istiyoruz?

Çünkü başkalarının hazırladığı modele yalnızca itiraz ederek meslek geleceği kurulmaz.

Modelin karşısına model koymanız gerekir.

Verinin karşısına veri.

Projeksiyonun karşısına projeksiyon.

Maliyet hesabının karşısına maliyet hesabı.

Politikanın karşısına politika.

Artık mesele “İlaç Fiyat Kararnamesi değişsin” demekten ibaret değil.

Nasıl değişsin?

Artık mesele “Eczane ekonomisi güçlensin” demek değil.

Nasıl güçlensin?

Artık mesele “Eczacının sağlık sistemindeki rolü artsın” demek değil.

Hangi hizmetle, hangi yetkiyle, hangi geri ödeme modeliyle?

Sorular bunlar.

Ve bana göre mesleğin geleceğini belirleyecek cevaplar da bunlar.

Yine ağustos bitiyor.

Yine eylül geliyor.

Yine aynı hesaplar önümüze konulacak.

Ama aynı hesabı yapıp farklı sonuç beklemek yerine artık bizim de hesap yazmamız gerekiyor.

Devlet çalışıyor.

Sektör çalışıyor.

Firmalar çalışıyor.

SGK çalışıyor.

TİTCK çalışıyor.

Yeni modeller geliyor.

Geliyor gelmekte olan, sayın meslektaşlarım.

Bizim meselemiz artık “olsa duyardık” değil.

Çünkü öyle görünüyor ki;

olsa da olmasa da… !

Ben artık duymak istemiyorum.

Görmek istiyorum.

Modelimizi görmek istiyorum.

Projemizi görmek istiyorum.

Eczacının önümüzdeki on yıl içerisindeki yerini tarif eden yol haritasını görmek istiyorum.

Çünkü mesleğin geleceğini biz yazmazsak…

Birileri mutlaka yazacak.

Ve o gün geldiğinde bize düşen sadece adımıza yazılan senaryoda oyuncu değil sadece figüranlık olur.

Değerli bir meslek büyüğümün dediği gibi;

Korkarım odur ki Eczacılara Yeşil Pasaport konusunu bıraktırıp YeşilKart konusunu tartışmaya başlatacaklar !

Saygı ve Sevgilerimle


T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Prof. Dr. Vedat Işıkhan ile SGK Protokol Revizyonunda Ekonomik Düzenleme Konusunda Mutabakat Sağlandı
TEİS Eczanelere Kamu Kurum İskontosu eksik uygulanarak fatura edilen ilaçlar hakkında başvuru yaptı
ECZACI ORTAKLIĞI: ECZACI ESAT KORYAK VE YENİ ECZANE
Vitago, Ankara Eczacılık Zirvesi’nde Sektör Paydaşlarıyla Buluştu
TİTCK ilaç zam oranını açıkladı
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Whatsapp Whatsapp LinkedIn Eposta Linki kopyala Yazdırın
Önceki yazı ‘Vitamin Shop’larda İlaç Tehlikesi: ‘İlla Birilerinin Ölmesi Mi Gerekiyor?’
Yorum yapılmamış Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni eklenen haberler

‘Vitamin Shop’larda İlaç Tehlikesi: ‘İlla Birilerinin Ölmesi Mi Gerekiyor?’
Haberler
24 Ağustos 2026
Genç Eczacılar Muğla’da Mesleğin Geleceğini Konuştu
Haberler
22 Ağustos 2026
TEB, Türkiye Odalar, Borsalar ve Birlik Personeli Sigorta ve Emekli Sandığı Vakfı Genel Müdür Yardımcısı Sami Erdoğan ile Görüştü
Haberler
21 Ağustos 2026
TEB, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanlığı ile İstişare Toplantısı Gerçekleştirdi
Haberler
21 Ağustos 2026
Protokol Komisyonu Toplantısı Hakkında
Haberler
21 Ağustos 2026

Eczacı Dergisi Kurumsal

İmtiyaz Sahibi: Meral Günay Öztürk
Yayıncı Kuruluş: Novi Medya Merkezi İletişim ve Yayıncılık A.Ş.
Genel Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Çetin Öztürk
Grafik Tasarım: Filiz Erdem
Editör: Songül Türe
Pazarlama Yönetmeni: Kübra Yeşildirek
Dijital Pazarlama Yönetmeni: Tuğba Taylan

Gizlilik ve Çerez Politikası | KVKK Aydınlatma Metni | Kullanıcı Sözleşmesi

İletişim Bilgileri

A: Eski Büyükdere Caddesi
Maslak İş Merkezi No:37 Kat: 5
Maslak/İstanbul
T: (0212) 256 67 67
F: (0212) 256 34 33
E: eczaci@eczacidergisi.com

Eczacı DergisiEczacı Dergisi
Takip edin
© 2024 Eczacı Dergisi - Web sayfalarında yer alan tüm bilgi, döküman, fotoğraf, video, görüntü, metin, vb. herhangi bir içerik izin alınmadan kullanılamaz. Tüm hakları saklıdır.
imunify-bot-check
Hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Username or Email Address
Password

Şifre hatırlatma