Şiddet nereye kadar? Şiddet nereye kadar?
Değerli meslektaşlarım, TEB Başkanımız, genel kurulda yaptığı konuşmada, ülkemizde sağlık okur yazarlığının olmadığının altını çizmişti. Bundan uzak bir toplumu yönlendiren içgüdüler veya hurafe üreten... Şiddet nereye kadar?

Değerli meslektaşlarım,

TEB Başkanımız, genel kurulda yaptığı konuşmada, ülkemizde sağlık okur yazarlığının olmadığının altını çizmişti. Bundan uzak bir toplumu yönlendiren içgüdüler veya hurafe üreten odaklar, bilimsel mesleklere büyük zarar veriyor. Sağlığın insan hayatındaki ciddi konumunu da düşünürsek toplum olarak bu konuda büyük zarar görüyoruz demektir. Eğitimin düşük olduğu toplumlarda doğal olarak iletişim kanalları da zayıf olmakta yönetimler bunları iyi organize edememektedirler.

Mersin’de bir eczanemizde yaşanan vahim olay da bunun bir göstergesi ve kınama ile geçiştirilecek bir olay değil. Neden değil çünkü bu konuda okuryazarlığı olmayan insanlar kınama ile bir şeyi fark etmeyeceklerdir.

Siyasi otorite bu konuda bir yöntem geliştirmelidir. SGK kendisine bağlı emekli, çalışan vatandaşları hiçbir konuda bilgilendirmemekte bu konuyu direk eczacılara bırakmaktadır.

‘Ben yaptım oldu’ modunda bu vakalar daha da artacaktır. Düşünün sağlık okuryazarı olmayan bir toplumda ilaç eşdeğeri ne demektir? Bu konuda bir makalede İngiltere’de sürekli orijinal ilaç yazan bir doktorun özel uyarı aldığını okumuştum. Tüm ülkeler sağlık giderleri konusunda tasarrufa gitmektedirler. Ama bunun halk sağlığına zarar vermeyecek mantıklı bir yöntemi olması gerekmektedir.

Kınamak medeni bir toplumsal davranış ama şu an bunun karşılık göreceğinden emin değilim. Şiddet, düşünmeyi öğrenmemiş toplumlarda olası olaydandır…Ve bu, dikkat ediyorsak yaşamın her kesitinde yaygın hale gelmiş durumdadır.

Eşdeğer ilaç vermek hakkı elinde olan bir meslek gurubu elemanları olarak SGK ile birlikte bu konuda sanırım halkı aydınlatmak adına bir çalışma yapmak bize düşecek. Belki her ilaç torbasına konacak ortak hazırlanan broşürlerle bunu yapmalıyız. Ama sanırım daha da kesin bir çözüm ilaçların farmasötik isimle çıkmasıdır ki bu, ülke ekonomisi içinde, eczane ekonomisi içinde çok yararlı olacaktır. İlaç hammaddesini ithal eden bir ülke olarak firma ismiyle satılan ilaçların büyük oranda çöpe gittiği bir gerçek. Oysa farmasötik isimle halkımızın ilaç konusundaki güvensizlik duygusu ortadan kalkacak ve de daha ekonomik bir tablo ortaya çıkacaktır.

Ülke sağlık bütçesini korumak hepimizin görevidir. Burada önemli olan zorlukla karşılaşmadan, hastaların tedavide ilaca ulaşmalarını sağlamaktır. Bu konuda birçok ülke çeşitli yöntemler geliştirmiştir. Örneğin; tüm hastalıkları belli kategorilere ayırarak doktor ve eczacılardan ilaç ve tedavi komisyonları kurmak ve sosyal güvenceye girecek tedavi unsurlarını ve ilaç listesini yeni şartlara uygun olarak tekrardan betimlemektir.

Saygılarımla…

 

İlgili Yazılar