Dünya Eczacılık Günü Dünya Eczacılık Günü
Değerli meslektaşlarım, Bugün “Dünya Eczacılık Günü”, hepimize mesleğimiz için anlamlı bir gün olmasını diliyorum. İlacın bir sanayi ürünü olması sonrası, akademik niteliklerimizden kopup ticari... Dünya Eczacılık Günü

Değerli meslektaşlarım,


Bugün “Dünya Eczacılık Günü”, hepimize mesleğimiz için anlamlı bir gün olmasını diliyorum. İlacın bir sanayi ürünü olması sonrası, akademik niteliklerimizden kopup ticari bir şekle bürünen mesleğimizi yaşanılası ve itibarlı yerine getirmek hususunda sürekli bir kavganın tüm Avrupa coğrafyasında verildiği günlerdeyiz.
Mesleğimiz bugün eczanelerimizde tekrar tanımlanmayı beklemektedir. İlacın bir sanayi ürünü olması ve eczacıların meslek hakkını maalesef bu ticaretin içinde araması bizi bambaşka mecralara çekmiş ve içerikten uzaklaştırmıştır. Sunduğumuz ürünlerin maliyetine satış fiyatlarına endeksli bir yaşam bizi çevrelemiştir. Mesleğimizin gerçeklerini konuşamaz hale geldiğimiz açık. Artık ticari bir ürün olarak kabul gören ilacın ülke ekonomisi gerçekleri dışında düşünülmesi imkansızdır.

1979’larda kurulan kooperatiflerimiz , işte tam da bu noktada eczanelerimizin ticari boyutunda onulmaz bir nefes olmuşlardır. Ülkemizde ve sağlık alanında oluşan bir çok dalgalanmanın bugün eczanelere yansımamasının en büyük gücü olmuşlardır. Eğer bugün SGK’nın getirmiş olduğu yolda ihaleye çıkan ilacın eczaneler boyutunda dağılımına bakarsanız küresel bir sermaye yoğunlaşmasının eczanelerde de oluştuğunu çok net göreceksiniz.

Gelecekte gelişecek olan ilaç gamının biotek ürünler üzerinde olacağı ve bu ürün fiyatlarının çok yüksek olacağı gerçeği ışığında birçok eczacımızın bu reçeteleri karşılayamayacağı açıktır.  Bu anlamda en önemli adımın famasötik isimle ilaç üretimine geçilmesi olduğu da açıktır.

Ülkemiz zengin bir ekonomiye sahip olmamasına rağmen ayni formüldeki ilaçlardan onlarcasının çeşitli isimlerle üretilmesi hem eczacı sermayesi hemde ülke sermayesine darbe vurmaktadır. Atık ilaç raporlarına  baktığımızda bunu net bir biçimde göreceğiz.

Avrupa gibi gelişmiş ülkelerde yllarca uygulanan bu isimlendirme ülkemizde neden uygulanmamakta anlamakta güçlük çekmekteyim. Bunun meslek örgütlerimiz tarafından değerlendirileceğini düşünmekteyim.
Değerli meslektaşlarım,

Birinci basamak sağlık hizmetinde yer edinemeyen bir sağlık sınıfı olarak biz eczacılar ürünümüzün de sosyal bir ürün değil ticari bir ürün olarak tanımlanmasını  engeleyememekteyiz. Bu durum bizim tüm enerjimizi almakta kendimizi ifade etmemizde zorluklar yaratmaktadır. Sonuç olarak içinde bulunduğumuz koşullarda bu ekonomik  bakış açısının süreceği varsayımından hareketle yoğunlukla depoların rafından beslenmeye devam eden eczacı özsermayesinin güçlendirilmesi gerektiği açıktır.

Bunun da tek yeri (günlük kendimizi kurtarma düşüncesi dışında) kendi sermayemiz olan kooperatiflerimizdir.