Zincirler…1 Zincirler…1
Değerli meslektaşlarım, İzmir’de Eczacı Odamızın oluşturduğu ”Eczacılık günleri” çalıştayında TEB Başkanımızın konuşmasında ağırlıklı olarak yer verdiği eczane zincirleri konusu nihayet ülkemizin de konusu haline... Zincirler…1

Değerli meslektaşlarım,

İzmir’de Eczacı Odamızın oluşturduğu ”Eczacılık günleri” çalıştayında TEB Başkanımızın konuşmasında ağırlıklı olarak yer verdiği eczane zincirleri konusu nihayet ülkemizin de konusu haline geldi.

Oysa dünyada 1970’lerden beri özellikle ABD’de ağırlıklı olarak liberal ekonominin bir gereksinimi gibi ortaya çıkan bu perakende model, eczanelerimiz için bilinmeyen bir yaklaşım değildir. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok diye bir söylemi ağzımıza pelesenk ederiz de ABD de olanların birgün bizim evimize de geleceğini neden düşünüp gerekli çalışmaları zamanında başlatmadık bilemiyorum. 70’lerin son döneminde Çağdaş eczacılar hareketi içinde ilacın tanımlanması ağırlıklı bir yer tutardı. İlacın sosyal bir meta olduğu ve asla ticari hale getirilmemesi konusu ağırlıklı olarak işlenir ve bunun halk sağlığında ciddi tahribatları olacağı betimlenirdi. Ama ülkemizi yönetenlerin her konuda aşırı liberal bir tutum sergilemeleri ilacı da ticari bir meta haline soktu ve bizleri kutunun peşinde koşturan birer perakendeci konumuna getirdi.

Serbest piyasa demek rekabet demek, yani fiyat demek olduğuna göre, özellikle ilaç keşfedemeyen bir ülke olarak salt kimyasal bir pazar haline geldik. Bizler eczane eczacıları olarak ekonominin hem ticaret hem de hizmet kısmında olan nadir meslek grubundayız. Mesleki kariyerimiz ticaret olmadığına göre hizmetlerimizle sağlık alanında olmamız gerekmektedir aslında. (Bu anlamda da nihayet bir çözüm önerisi geliştirilmiş ve akıllı eczane ‘smart eczane’ projesi planlanmış.) Ama bu proje şu an ekonomisini SGK tedarik merkezi gibi yürüten eczanelere acil bir şifa olmaktan uzak çünkü 1.Basamak sağlık hizmetine uzanacak uzun bir yol seçilmiş. Ticari kaygı, şu eczanelerimize öylesine egemen olmuş ki, bugün neredeyse ilaç fiyatları dışında hiç bir konuda fikrimiz alınmıyor. Ve eczaneler pazarın rüzgarına kapılmış ürün bazında nasıl para kazanabilecekleri hesabı içinde bir tür mücadele veriyorlar. SGK’nın uyguladığı kamu kurum iskontoları ve pazardaki rekabetçi fiyatlar ile mesleği yapmak ve geliştirmekte zorluklar olduğu kesin. Bizler küçük perakendeciler konumunda anlamsız bir mücadele içine sokulduk.

1970’de ABD’de başlayan zincir modelleri, küresel dünyada dağıtım kanallarının oluşması ve üretici ile tüketici arasında fiyat aralığının daralması ile hız kazanmaya başladı. 2001’de Avrupa coğrafyasında dağıtım kanallarının da artık perakende pazarına girecekleri kararı ile bu model avrupa coğrafyasına da bulaştı. Bizim gibi yasamızdan gelen avantajla korunduğunu sanan ülkelerde bile liberal ekonominin öngördüğü perakende modelleri ile yapılanmaya başladı. Ve ürün her yere adım atmaya başladı.

1. Bağımsız Mağazalar

2. Birleşik Perakendecilik

3. Mağazasız Perakendecilik

4. Hipermarket

5. İndirimli Satış Mağazaları

6. Zincir Mağazalar

8. Drug-Store

9. Süpermarket gibi modellerde ilaç ve ilaç dışı ürünler satışı birçok ülkede serbest hale geldi.

Ülkemizde de eczane gurubuna imtiyazlı (Franchise) modelle giriş yapıldı. Bu yasalarımıza çok uygun bir model olarak yıllar önce Avrupa’nın en büyük dağıtım kanalı CEO’sunun stratejik yaklaşımına da çok uydu. ”AB ve AB’ye aday ülkelerde yasalara en uygun biçimde konuşlanacağız”

Bu konuda çözüm yine ABD’den geldi. (Bu da yeni açılacak serbest eczanelerde yeni bir akademik kariyer (Pharm D) oluşturmak. Ve eczanelerimizde klinik eczacılığı başlatıp eczanelerimizi birer sağlık kliniğine dönüştürmek. Bu konuda akıllı eczane (Smart Eczane) yeni bir akademik kariyer ile taçlandırılmalı ve stratejisi derinleştirilmelidir. Bu konuyu gelecek yazılarımda da daha da derinlemesine irdeleyeceğim…