Yaşlılarda İlaç Kullanımı Yaşlılarda İlaç Kullanımı
Bilimin hızla ilerlemesi, tanı ve tedavide kullanılan tıbbı cihazların gelişmesi ve ilaçların artması, beklenen yaşam süresinin uzamasını sağlamıştır. Günümüzde yaşlı popülasyonu giderek artmaktadır. 2007... Yaşlılarda İlaç Kullanımı

Bilimin hızla ilerlemesi, tanı ve tedavide kullanılan tıbbı cihazların gelişmesi ve ilaçların artması, beklenen yaşam süresinin uzamasını sağlamıştır. Günümüzde yaşlı popülasyonu giderek artmaktadır. 2007 yılında 65 yaş ve üzeri kişi sayısı yaklaşık 5 milyondur (%7,1) ve Türkiye İstatistik Kurumu bu sayının 2025 yılında 7,9 milyona çıkmasını beklemektedir. ABD’de ise 2030 yılında her 5 kişiden birinin 65 yaş üstü olması beklenmektedir. Uzayan yaşam süresi ise beraberinde yaşlılarda ilaç kullanımını önemli bir hale getirmiştir.

Yaş ile birlikte hastalarda görülen kronik hastalık sayıları artar. Diyabetes mellitus, hipertansiyon, kardiyovasküler problemler, demans gibi hastalıklar nedeni ile hastalar çok fazla ilaç kullanmak zorunda kalmaktadırlar. Bu durum ise polifarmasiye yol açmakta ve hasta uyuncunun azalmasına neden olmaktadır.

Yaşlılarda polifarmasi, uyuncun azalması, eliminasyon organlarının hastalıklarının artması, reseptör sayı ve afinitesinin azalması gibi nedenlerde ilaç etkisinde değişiklikler olur. Bu nedenle yaşlı hastalarda ilaç tedavisinde farmakokinetik ve farmakodinamik farklılıkları dikkate alarak ilaç tedavisi önermek gereklidir. Yaşlılarda fizyolojisi en çok etkilenen sistemler kardiyovasküler, iskelet-kas ve santral sinir sistemleridir. Bu nedenle bu sistemleri etkileyen ilaçların kullanılacağında, yaşlılarda ilaç kullanım ilkelerini dikkate almak gereklidir.

Yaşlılıkta midenin boşalma süresi uzar, mide asit salgısı azalır, ince barsakta absorbsiyon yüzeyleri azalır. Bu değişiklikler ilacın absorbsiyonunu değiştirir. Hepatik ilk geçiş etkisinin azalması nedeniyle, yüksek oranda hepatik ilk geçiş etkisine uğrayan propanolol gibi ilaçların plazma konsantrasyonlarının artmasına neden olur. Demir, kalsiyum, tiamin, riboflavin ve B12 vitamini gibi bazı maddelerin absorbsiyonu azalır.

Yaşlılarda yağ dokusu artar, lipit çözünürlüğü yüksek diazepam gibi ilaçların dağılım hacmi artarken, lipit çözünürlüğü düşük digoksin gibi ilaçların dağılım hacmi azalır. Plazma albumin düzeyi de yaşlılıkta azalır. Albumine yüksek oranda bağlanan ilaçların serbest fraksiyonu artar ve etkisi artar. Özellikle varfarin gibi yaşlılarda sıklıkla kullanan ve albumine yüksek oranda bağlanan ilaçlar kullanıldığına daha sıkı izlem yapmak, olası advers olayları önlemek için çok önemlidir.

Yaşlılarda karaciğer fonksiyonların azalmasına bağlı olarak ilaçların metabolizması azalır. Bu nedenle karaciğerden metabolize olan ilaçlarda sıkı izlem yapmak gereklidir. Böbrek fonksiyonlarının azalması ilaç atılımını bozar. Bu nedenle yüksek oranda böbreklerden atılan digoksin gibi ilaçlarda terapötik ilaç izlemi yapmak çok önemlidir.

Yaşlılarda farmakodinamik değişikliklerde olur. Reseptörlerin sayı ve duyarlılığının, dağılımının, reseptör sonrası olayların ve refleks cevapların değişmesi ilaç etkisinin değişmesine yol açar. Özellikle barorefleksin azalması nedeni ile nitrogliserin, Ca kanal blokerleri, alfa adrenerjik reseptör blokerleri ilaçlar yaşlılarda daha çok postural hipotansiyona neden olurlar. Barbitüratlar ve anksiyolitik ilaçların duyarlılığı ise artmıştır. Bazen yaşlı hastalarda normal dozun yarısının bile verilmesi gerekebilir.

Bütün bu değişiklikler nedeni ile yaşlı hastalarda ilaç seçimi ve farmasötik bakım çok önemlidir. Çoklu ilaç kullanımı olan hastalarda polifarmasinin olumsuz etkilerinden kaçınmak, ilaç etkileşimleri ve ilaç kaynaklı sorunları önlemek için hastaları geriatri kliniklerine yönlendirmek, doğru bir tedavi optimizasyonu yapılması için çok önemlidir. Aynı zamanda hastaların tedaviye uyuncunu artırmak için ilaç kutuları, hatırlatıcı telefon uygulamaları kullanımını sağlamak önemlidir.

Yaşlı hastalarda hasta eğitimi yaparken hastanın bakımını sağlayan yakınları ya da hasta bakıcıya da hasta eğitimi yapmak gereklidir. Tedavinin gereklilikleri ve olası ilaç kaynaklı sorunları önceden fark edebilmeleri adına ilaç tedavisine hakim olmaları hayat kurtarıcıdır. Malesef ülkemizde hala yaşlı hastalarda antikoagülan ilaç veya antiplatelet ilaç kullanan hastalarda düzenli doktor kontrolüne gitmek ve tahlil yaptırmanın ne kadar önemli olduğunun bilincine varılamaması nedeniyle, geriatride gastrointestinal kanama vakalarını sıklıkla görmekteyiz.

Yaşlılarda ilaç kullanımında standart sağlamak ve ilaç kaynaklı sorunları önlemek için geliştirilmiş BEERS, START ve STOPP kriterini takip etmek ve olası problemli hastaları tespit etmekte eczacılara büyük bir görev düşmektedir. Eczacılar bu kriterlere uygun olmayan bir kullanımla karşılaştıklarında, hastayı özellikle geriatri kliniklerine yönlendirmelidir. Böylece ilaç kaynaklı sorunları azalttığı gibi, hastanın yaşam kalitesini de artırır.

İlgili Yazılar