TEDAVİ ETKİNLİĞİNİ ARTIRMADA HASTAYA ÖZEL EĞİTİMİN ÖNEMİ TEDAVİ ETKİNLİĞİNİ ARTIRMADA HASTAYA ÖZEL EĞİTİMİN ÖNEMİ
Klinik eczacılık yüksek lisans programını hastaneye taşıyan, genç meslektaşlarımıza, hastalara ve hekimlere de gerçek bir klinik eczacılık deneyimi yaşatan Medipol Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğr.... TEDAVİ ETKİNLİĞİNİ ARTIRMADA HASTAYA ÖZEL EĞİTİMİN ÖNEMİ

IMG_1063Klinik eczacılık yüksek lisans programını hastaneye taşıyan, genç meslektaşlarımıza, hastalara ve hekimlere de gerçek bir klinik eczacılık deneyimi yaşatan Medipol Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğr. Gör. Ecz. Emine Karataş Koçberber, dergimizde “Hayat Kurtaran Eczacılar” adlı klinik eczacılık köşesiyle ilaç tedavisinde büyük önem taşıyan konularda farkındalık yaratarak eczane eczacılarının sağlık sistemindeki hayati rolüne dikkat çekmeyi hedefliyor. 

#001: Hasta eğitimi yaparken hastanın anlayabileceği bir dilde ve onun yaşam stiline uygun öneriler yapmak, hastanın tedaviye uyuncunu artırır. Tedavide doğru ilacın, doğru hasta için, doğru dozda seçilmesi kadar; uygulanabilir şekilde hastaya tedavinin izah edilmesi de önemlidir. Eczacı, hastaya ilacın kullanımını anlayabileceği ve uygulayabileceği şekilde anlatırsa, hasta uyuncunu artırarak aynı ilaçtan daha fazla fayda alınmasını sağlayabilir.

Eczacılar en yakın sağlık danışmanınızdır.’ Aslında mesleğimizi en güzel anlatan tanım bence bu. Çünkü hastalık insanın yaşam kalitesini çok düşüren bir durum olduğu için, her gün mesleğimizi icra ederken hastaların hayatlarına önemli katkılar sağlıyoruz. Bazen bizim için çok basit olan ufak bir öneri ile hastanın daha etkili tedavi olmasını sağlarken, bazen de yan etkilerin görülme sıklığını azaltarak hastanın yaşam kalitesini artırıyoruz. Verdiğimiz önerilerin anlaşılabilir ve uygulanabilir olması için hastanın anlayacağı dilde ve yaşam stiline uygun olmaları gerekir. 

45. Uluslararası Klinik Eczacılık Sempozyumu’nda dinlediğim bir klinik eczacılık örneği çok dikkatimi çekti. İskoçya’da yaşayan Klinik Eczacı Alia Gilani Güney Asyalı diyabetik hastaların verilen hasta eğitiminde tedavi planını tam olarak anlamadıklarını ve kültürel farklılıklardan dolayı verilen önerilere uyamadıklarını fark etmiş. Hastalara verilen önerilerin İngilizler ve İskoçların beslenme alışkanlıklarına uygunken, Asyalı hastaların beslenme alışkanlıkları için uyulmasının hayli zor olduğunu fark etmiş. Güney Asyalı hastalar için onların kültürel farklılıklarını bilerek camilerde, derneklerde, yaşlı bakım evlerinde hasta eğitimleri yapmış ve yaptığı eğitimler sonunda hastaların aynı dozda aynı ilaçları kullanmalarına rağmen; Hemoglobin A1c değerlerinde düşüş gözlemlemiş.(1) Örneğin demir tedavisi (Demir II Sülfat) alan bir hastaya ‘Sabah aç karına bol su ile ilacınızı almanız gerekiyor. Aldıktan sonra çay ve süt ürünlerini tüketmemeniz gerekiyor.’ dediğimizde Türk kültüründe bu tedavi planına hastanın uyması oldukça zordur. Çünkü Türk kültüründe kahvaltıda peynir, kaymak gibi süt ürünlerini tüketmek ve özellikle çay içmek hasta için olmazsa olmazlar arasındadır. Bu nedenle hastaya öneri verirken kahvaltı öncesi yerine ‘Öğle yemeğinden en az 30 dakika önce bu ilacı bol su ile almanızı öneriyorum. İlacı aldıktan sonra yemekte yoğurt tüketmemeye dikkat etmelisiniz, tedavi aldığınız sürece akşam yemeğinde yoğurt tüketebilirsiniz. Ve mümkünse yemekten sonra 1-2 saat çay tüketmeyiniz. Ayrıca demir ilacı aldığınız sürece ilaçtan alacağınız faydayı artırmak için C vitamini tüketmenizi öneriyorum.(2) şeklinde bir açıklama yapmak, hastanın tedaviye uyuncunu ve ilacın biyoyararlanımını artırarak aynı dozda daha etkin tedavi sağlar.

Kaynaklar:

1. Gilani A. Pharmacist experiences of health and ethnic inequalities: a case study of diabetes managment. 45th Symposium on Clinical Pharmacy. 2016 Oslo, Norway.

2. DeLoughery TG. Microcytic anemia. N Engl J Med. 2014 Oct 2. 371(14):1324-31