Sağlıklı Yaşamın Her Evresinde Probiyotikler Sağlıklı Yaşamın Her Evresinde Probiyotikler
Son yıllarda bilinirliği artan, sıklıkla duymaya başladığımız probiyotik terimi bugün hayatımızın bir parçası olmuş durumda.Tanımlanmalarının ardından oldukça hızlı bir gelişim gösteren probiyotikler günümüzde sağlığın... Sağlıklı Yaşamın Her Evresinde Probiyotikler

Son yıllarda bilinirliği artan, sıklıkla duymaya başladığımız probiyotik terimi bugün hayatımızın bir parçası olmuş durumda.Tanımlanmalarının ardından oldukça hızlı bir gelişim gösteren probiyotikler günümüzde sağlığın neredeyse her alanında etkileri araştırılan yaşam öğeleri olarak kabul ediliyor.

Daha önce de sık sık bahsettiğimiz, sindirim sistemi sağlığı için önemini vurguladığımız probiyotiklerin bugün çok daha farklı etkilerinden bahsedebilmek mümkün. Sindirim kanalımınız en önemli organı barsaklarımız artık tıp çevrelerinde 2. beyin olarak nitelendiriliyor. Dolayısıyla barsakta en yoğun olarak bulunan probiyotikler, barsak sağlığı dolayısıyla bütün organizmanın sağlığında oldukça önemli. Örneğin çok daha yeni, eylül ayında yayınlanan bir çalışma, barsaklar, bağışıklık ve göz sağlığı arasında ilişkiyi ortaya koymakta.

Çocuk sağlığından yetişkinliğe, bağışıklık siteminden, atopik dermatit ve çeşitli alerjilere, besin emilimlerinden , gıda intoleransına , kabızlık ve antibiyotik kullanımına bağlı diyare, otizm , anksiyete ve depresyondan, ağız içi sağlığa ve hatta kanser tedavilerinin etkinliğine kadar bir çok konuda sağlıklı barsak mikrobiyotasının ve bunu sağlayan probiyotiklerin önemi artık bilinmekte.

Bir yetişkinin sindirim kanalında yaklaşık 2 kg kadar probiyotik bakteri bulunuyor, doğumumuzdan itibaren vücudumuzda hızla oluşan bu mikrobiyotanın hasar görmesi ise hem çocukluk hem de yetişkinlik döneminde bir çok sağlık sorununun temelini oluşturuyor. Bağışıklık sistemimizin yüzde sekseni mide barsak kanalında bulunur. Günümüzde iyi bir barsak mikrobiyotası, güçlü bağışıklık ve sağlıklı bir yaşamın en önemli parçası olarak kabul görüyor.

Çalışmalar, yaş ilerledikçe sindirim sistemimizdeki bakterilerin değişebileceğini ve farklı faydalı etkilere sahip tür çeşitliliğinin azalacağınıbelirtmektedir. İyi bakteriler, özellikle de kalın bağırsaktaki Bifidobakterilerin düzeyleri, 40-60 yaşları arasındaki bireylerde, genç nüfusa göre 1.000 kat daha fazla düşüş gösterebiliyor.

Bilimsel araştırmalar, probiyotiklerin yaşlı insanları E.coli gibi gıda zehirlenmesine neden olan bakterilerin neden olduğu komplikasyondan koruduğunu belirtiyor. Bağırsak mukozası, yetişkinlerde sıklıkla bozulabiliyor. Bu nedenle ileri yaşlarında kişi IBS, Crohn, Ülseratif kolit, diyabet, obezite, kardiyovasküler hastalıklar, şişkinlik, diyare ve hazımsızlık gibi sağlık problemlerine daha yatkın olabiliyor.

Dolayısıyla sağlıklı organizmanın bir parçası olarak kabul edilen probiyotiklerin kullanımı, bağışıklık sisteminin desteklenmesine ve sindirim sistemi içerisindeki bakteri dengesini sağlanmasında önem kazanıyor. Bunun için elbette ki takviye seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar var.

Canlı mikroorganizmalar olan probiyotiklerin etkinliğini koruması ve kullanım başarısı sağlaması için ;

Probiyotik suşunun özellikle mide asitlerine karşı dayanıklı bir formülasyonla sunuluyor olması,

Mide barsak kanalı boyunca sağ kalabilmesi ve çoğalabilme özelliğine sahip olması,

Kullanım süresi boyunca canlılığını koruyabiliyor olması,

Etkinliği ispatlanmış insan orjinli suşların kullanılıyor olması önemli etkinlik detaylarını oluşturuyor.

Sağlıklı günler dilerim.

 

 

İlgili Yazılar