Sağlıklı beslenmek zor.. Sağlıklı beslenmek zor..
Sağlıklı beslenmeye dair hepimizin bildiği en temel gerçeklerden biri, taze sebze ve meyvelerin sağlığımıza olan katkısıdır. Konunun uzmanları tarafından sık sık gündeme getirilen bu... Sağlıklı beslenmek zor..

Sağlıklı beslenmeye dair hepimizin bildiği en temel gerçeklerden biri, taze sebze ve meyvelerin sağlığımıza olan katkısıdır. Konunun uzmanları tarafından sık sık gündeme getirilen bu bilgi, insanların sağlıklı yaşama bir adım daha yaklaşabilmeleri için çok kıymetli kesinlikle.

Doğal beslenme, taze gıdalarla beslenme, gökkuşağı renklerinde beslenme. Bu tanımlamalar hepimizin daha sağlıklı olabilmek için uygulamaya gayret ettiği kavramlar. Bir kase salatayı yerken duyduğumuz huzur sağlığımız için iyi olanı yapıyor olduğumuzu düşündüğümüzden.

Sağlıklı beslenmek günümüz şartlarında gittikçe zorlaşıyor. Geçtiğimiz günlerde gazetelerde yayınlanan bir haber bu konuda hassas ve dikkatli olan herkesi endişelendirdi.

Sağlıklı olmak için tüketmeye özen gösterdiğimiz, gün içerisinde alım porsiyonlarımızı artırmak için emek verdiğimiz meyve sebzelerdeki pestisit oranları ülkemizde limitleri aşmış durumda. İhraç etmeye çalıştığımız sebze ve meyveler ülkelerin sınırından giremeden geri dönmüş ve sofralarımıza gelmiş bile.

Bu ne demek?

Sağlıklı olmak için tüketmeye çalıştığımız besinlerin aslında kanserojen olması demek.

Evimize organik gıdalar alalım, çocuklarımızı organik besleyelim, peki ya dışarda tükettiklerimiz. Arkadaşlarımızla dışarı çıktığımızda yediğimiz salata, menüden seçtiğimiz detoks içeceği, sağlıklı olsun diye sipariş verdiğimiz sebze yemeği. Hangisine güveneceğiz?

Dünyayı kirlettik, toprağı kirlettik, tarım alanlarını azalttık. Şimdi mecburen ilaçlı tarım yapıyoruz ve ilaçlı gıdalar tüketiyoruz.

Peki kendimizi nasıl koruyacağız.

Keşke bu sorunun kolay bir yanıtı olsa. Ne yazık ki yok.

Yine doğadan yardım alacağız. Karaciğerimize güveneceğiz, ona destek vereceğiz.

Pestisit dediğimiz tarım ilaçları vücudumuzda yağda çözünen toksinlerdir. Yağda çözünen toksinler karaciğer tarafından suda çözünür hale getirilerek vücuttan uzaklaştırılmaya çalışılır. Fakat vücudumuzun başa çıkamayacağı miktarlar söz konusu olursa, o zaman bu toksinler uzaklaştırılamayıp yağlı dokularda depolanır. Konunun insan sağlığı için ürkütücü olan kısmı da budur.

Peki ne yapılabilir? Çaresiz kanser olmayı mı bekleyeceğiz?

Doğa, biz ona ne kadar kötü davransak da bize yardım elini uzatmaya devam ediyor. Özellikle karaciğerin üstlendiği önemli rollerden biri, yağda çözünen toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasıdır ki bu konuda en büyük yükü Faz II enzimlerinden glutatyon enzimleri üstlenir. Dolayısıyla toksinlerle vücudun mücadelesinde karaciğeri güçlendiren, toksin atılımında görev alan enzimlerin etkinliğini artıran mikrobesin öğeleri bu noktada önem kazanır.

İlk basamak vitamin ve minerallerdir. Çünkü karaciğerimizin işlevini yerine getirebilmesi için ürettiği enzimler olan Faz I ve Faz II enzimleri vitamin ve minerallerin varlığında çalışır. Herhangi birinin eksikliği bu enzim aktivitelerinin yavaşlamasına sebep olabilir. Bozulan denge, toksin atılımı için bir engeldir.

Yapılan araştırmalarda, glutatyon aktivitesini artırmak için C vitamini alımının artırılması önerilmektedir. Özellikle bölünmüş dozlar halinde günde 1000 mg C vitamini alımı ilk öneriler içerisinde yer alır.

Bir diğer mikrobesin Selenyum, glutatyon sentezi için önemli bir mineraldir. Glutatyon peroksidaz enziminin yapısında dört selenyum atomu bulur. Bu enzim beslenmeyle aldığımız selenyum miktarına bağlı olarak fonksiyonlarını devam ettirir. Selenyum mineralinin yeterli alımı, glutatyon aktivitesi dolayısıyla kanser, diyabet ve kardiyovasküler hastalık risklerini azaltabilir.

CoQ-10, Turmerik bitkisinin etken maddesi kurkumin , Milk Thistle (Deve dikeni) bitkisinin içerisinde yer alan silimarin bilinen güçlü karaciğer destekçisi maddelerdir. Karaciğerin iş yükü arttığında bu mikrobesinlere olan ihtiyaç da artar.

Vücudun önemli detoks ve antioksidan enzimleri olan glutatyon enzimleri; sağlığın korunmasında, dünyada ölüm nedenlerinde ilk iki sırayı alan kanser ve kalp damar hastalıklarına karşı korunmada önemli roller üstlenir. Vücudumuzun bu gücünü desteklemek için beslenme içeriklerimize dikkat etmek sağlığımız için alabileceğimiz koruyucu önlemlerdendir.

Sağlıklı günler dilerim.

 

İlgili Yazılar