Mikrobesin Eksiklikleri ve Genetik İlişkisi Mikrobesin Eksiklikleri ve Genetik İlişkisi
Vitamin mineral eksikliklerinden bahsedilirken, yetersiz alım, artan ihtiyaç, hastalıklar, besin kaynaklarının içerik kalitesinin yetersizliği sıralamasında genellikle en sonda adı geçen “genetik faktörler”, günlük hayatımızda... Mikrobesin Eksiklikleri ve Genetik İlişkisi

Vitamin mineral eksikliklerinden bahsedilirken, yetersiz alım, artan ihtiyaç, hastalıklar, besin kaynaklarının içerik kalitesinin yetersizliği sıralamasında genellikle en sonda adı geçen “genetik faktörler”, günlük hayatımızda çok sık kullanmadığımız bir terim olduğundan olsa gerek diğer kriterleri incelerken üzerinde çok da durmadığımız bir maddedir. Oysa genetik faktörler besin ihtiyaçlarımızla direkt ilişkilidir.

Genetik çeşitliliği sağlayan gen dizilimindeki farklılıklar yani genetik polimorfizmler nedeniyle hepimiz birbirimizden farklıyız. Saç rengimiz göz rengimiz, ten rengimiz DNA mızdaki 1000 de 1 lik farklılıklardan kaynaklanır. DNA dizilimimizdeki bu küçük farklar bu kadar büyük bir çeşitliliğe sahip olmamızı sağlarken, besin ihtiyaçlarımızın da genetik farklılıklarımıza bağlı olarak çeşitlilik göstermesi kaçınılmazdır.

Genetik polimorfizmler nedeniyle artan mikrobesin ihtiyacına en iyi örneklerden biri folik asittir. Folik asit vücudumuzda homosistein metilasyonu dediğimiz önemli bir fonksiyonda görev alan bir vitamindir. Vücutta aktif formu 5-metil tetra hidro folata dönüşürken kullandığı enzimi kodlayan gendeki (MTHFR) bir polimorfizm, bu vitamine olan gereksiniminizi değiştirir. MTHFR genindeki bu polimorfizmin Türkiye’de görülme sıklığı %21.6 dır. Yani her 5 kişiden birinde bu polimorfizm dolayısıyla artmış folat ihtiyacı söz konusudur. Bu polimorfizmi taşıyan bireyler daha fazla aktif folik asit yani folat alımına ihtiyaç duyarlar. Eğer uzun süreli eksikliği sözkonusu olursa, başta kardiyovasküler hastalıklar olmak üzere, kanser, embriyonik dönemde düşük, nöral tüp defektleri gibi sorunlar yaşama olasılıkları artar.

Vitamin mineral ihtiyaçlarının arttığı bir başka polimorfizm selenyum ihtiyacımızı artıran glutatyon peroksidaz genindeki bir polimorfizmdir. Glutatyon peroksidaz geni vücudumuzun antioksidan savunma sisteminde önemi büyük olan glutatyon peroksidaz enzimini kodlar. Bu enzimin yapısında 4 selenyum atomu bulur. Enzimi kodlayan genin polimorfizminde selenyum ihtiyacı artar. Çünkü bu enzim beslenmeyle aldığımız selenyum miktarına bağlı olarak fonksiyonlarını devam ettirir.

 

Yağda çözünen toksinlerin suda çözünür hale gelerek vücudumuzdan uzaklaştırılmasını sağlayan detok sistemimizin önemli bir parçası olan bu Glutatyon transferaz enzimini kodlayan gendeki bir polimorfizm vücudun CoQ10 ihtiyacımızı artırır .

Benzer şekilde birçok farklı gen deki polimorfizmler temel vitamin ve minerallere olan gereksinimleri artırabilir.

İlgili Yazılar