Bitkilerin sağlık alanında kullanılışını bilmesi gerekenler de zaman zaman yanlışlar yapıyorlar! Eğitiminde bitkilerin sağlık alanında kullanılışı ile ilgili eğitim almamış pek çok kişi, bu... Herkes Otçu Oldu ! Otçulara Ne Oldu ?

Bitkilerin sağlık alanında kullanılışını bilmesi gerekenler de zaman zaman yanlışlar yapıyorlar!

Eğitiminde bitkilerin sağlık alanında kullanılışı ile ilgili eğitim almamış pek çok kişi, bu konuda devamlı konuşuyor ve yazıyorlar. Her halde hatırlarsınız, yıllar önce bitkilerle tedavinin yanlış uygulamaları için değişik isimler verdim ve hâlâ kullanıyorum : Aktar tababeti,medya ve internet tıpları. Bunların örnekleri üzerinde zaman zaman yazdım. Bu yazımda medya tıbbından bazı kullanılışlar sizlere aktaracağım. Meşhur bir televizyon kanalında, sağlıkla ilgili olmayan bir dalda eğitim almış ama titri Profesör olan bir hocadan tavsiyeler :

  • “Depresyon,anksiyete ve dikkat eksikliği için dereotu ve maydanozu kaynatıp için”
  • “Batma,yanma ve göz kuruluğu varsa günde 2-3 defa için dereotu tüketin.”
  • Çocuklarda boy uzatma için, balığı ızgarada pişirin etinin kahverengi kısımlarını yiyin ve firmanın çayından için.

Bu bilgileri o kadar inandırıcı anlatıyor ki, bu konudaki bilgimden şüphelendim , herhalde benim görmediğim yayınlar var diye düşünüp literatür taradım….. Tabii böyle bir bilgi yok! Nereden bulunmuş ? Belirsiz. Sağlıkla ilgisi olmayan bu öğretim üyesinin verdiği kullanılışlarla ilgili örnekleri artırabilirim. Bazıları çok ciddi hastalıklar. Yukarıdaki örnekler diğerlerinin ne olacağı hakkında size fikir verir zannediyorum. Yayını binlerce kişi seyrediyor. Ciddi depresyonu olan bir kişi tedavisini kesip, dereotu-maydanoz içmeye başlarsa ne olur? Düşünebiliyor musunuz ?

Herkes otçu oldu ! Otçulara ne oldu ?

Her meslekten ve bazıları da üniversite öğretim üyesi olan kişiler bitkilerin sağlık için kullanılışları ile ilgili beyanat veriyor, yazıyor. Bilgilerin çoğu eski kaynaklardan alınmış. Bitkiler her derde deva veya bitkilerden korkutucu, uzaklaştırıcı… Bunların içinde beni en çok üzen ve şaşırtan, bazı Farmakognozi hocalarının beyanları. Bunlardan 2 tanesini sizlerle paylaşacağım.

Adaçayı

Önce adaçayı hakkında kısa bir bilgi vereyim. Anadolu’da “adaçayı” adı verilen, bilimsel isimleri ve dış görünüşleri birbirinden farklı 30 kadar bitki bulunmakta. Bunlardan şehirlerde günlük hayatımıza en çok girmiş olanı Salvia fruticosa’dır. Altmışlı yıllarda, sadece Muğla – Marmaris çevresindeki kahvelerde ve halk arasında çay olarak içilirdi. Çalı şeklinde olan bu bitkinin küçük bir dal parçası, çay bardağı içine konur, üzerine sıcak su ilave edilip içilirdi. Hafif sarı renkli ve kendine has kokulu olan bu çay, diğer bölgelerde pek bilinmezdi.Turizmin ve iletişimin artması sonucu, yavaş yavaş büyük şehirlere yayılmaya başladı. Aktarlarda demetler halinde satılmaya başladı ve hâlâ satılıyor. O kadar yayıldı ki, şimdi siyah çaya seçenek olarak içilen bitki çayları arasında önemli bir yere sahip ve poşet çayları da var.

 Haber

“Adaçayında da izoflavonlar var , eğer adaçayı içilirse erkeklerde üreme bozuklukları, kadınlarda düşükler ve benzeri istenmeyen durumlar meydana gelebilir “ şeklinde.Bir Farmakognozi hocamızın beyanatı.

Yanıltıcı bilgi nereden çıktı ?

Adaçayının kimyasal yapısında az miktarda izoflavonlar var. Bu maddelerin benzerleri soya tohumlarında da bulunuyor ve östrojenik etkiye sahip. Soyadaki bu maddeler saflaştırılıp veya yoğun özütleri halinde bu amaçla kullanılıyor. Adaçayının bu şekilde bir etkisinin bulunup bulunmadığını araştırmak üzere sıçanlarda yapılmış ,eski de olsa, bir çalışma var: Yüksek miktarda, 30 gün süre ile adaçayı ekstresi verilen erkek sıçanlarda hiçbir değişiklik olmamış, hamile dişi sıçanlarda ise düşük tehdidi meydana gelmiş. Çalışmada verilen miktarı 60 kiloluk bir insana çevirdiğinizde, kişinin 30 gün süre ile her gün 120 kupa adaçayı içmesi lazım! Bunun mümkün olmadığı gün gibi aşikar. İzoflavonlardan dolayı, soya yemeyelim mi gibi bir soru da aklınıza gelebilir. Eğer soya yendiğinde erkek ve kadınlarda üreme bozuklukları olsa idi, devamlı soya yiyen, Çin, Kore ve Japonya’da nüfus azalırdı! Tam tersi artırıyor, çok artmasın diye planlama yapıyorlar. Şunu unutmayalım her bitkisel ürünün etkisi, alınan miktara yani doza ve üründe bulunan diğer maddelere bağlıdır. Bilim adamlarının, etkiler hakkında fikir yürütürken bu hususlara dikkat etmeleri lâzım. Etmeyince bu yanlış bilgiler ortalıkta gezmeye başlıyor .

Sırası gelmişken adaçayının yararlarından da kısaca bahsedelim

Adaçayının antienflamatuvar, antimikrobiyal, antioksidan,vd… etkilerinin olduğu bulundu. Antimikrobiyal etkisinin bulunmasından dolayı, soğuk algınlığı, nezle vb. üst solunum yolu rahatsızlıklarında kullanılmasını tavsiye ediyoruz. Enfüzyon hazırlamak için 4-5 dakika sıcak suda tutulması yeterli. Daha çok tutulursa acı maddeler geçiyor. Antioksidan etkiden yararlanmak için, bu enfüzyonun, günde 2-3 kupa içilmesini tavsiye edebilirsiniz. Soğuk algınlığında hastalarınıza ılık adaçayı enfüzyonu ile gargara yapmalarını da tavsiye edebilirsiniz. Günde 5-6 defa gargara yapılmasında yarar var. Her gargaradan sonra 1 saat kadar herhangi bir şey yiyip içilmemeli ki gargara etkili olsun.

Ihlamur

Bir meslekdaşımız, “ıhlamuru keyif için içerseniz hastalandığınızda etkisini görmezsiniz”           şeklinde bir bilgi aktarmış. Yani keyif için içildiğinde vücutta bu maddelere karşı bir direnç gelişiyor! Bu da internette yayılmış. Bir ajanstan, bilginin doğru olup olmadığını sordular. Böyle bir etki olduğu hakkında hiçbir bilimsel bilgi yok. Arkadaş nereden bulmuş belirsiz. Haber ajansına, bilginin doğru olmadığını ve ıhlamurun yararlarını anlatan bir yazı gönderdim. Yani meslekdaşımızın hatasını düzeltmek gerekti.

Başka örnekler de var ama bir başka sefere.

Sağlık ve mutluluk dileklerimle.

 

İlgili Yazılar