Genel Kuruldan Notlar Genel Kuruldan Notlar
Değerli meslektaşlarım, “Ya emekli olacağız ya da yok olacağız” diye bitirdi konuşmasını Manisa Eczacı Odamızın Genç Başkanı Eczacı Devrim Bali…Ve bence Türk Eczacıları Birliği... Genel Kuruldan Notlar

Değerli meslektaşlarım,

“Ya emekli olacağız ya da yok olacağız” diye bitirdi konuşmasını Manisa Eczacı Odamızın Genç Başkanı Eczacı Devrim Bali…Ve bence Türk Eczacıları Birliği Genel Kurulunun günceline imzayı attı.
Son 10 senede takip ettiyseniz, eczane eczacılığındaki sorunlar her sene katlayarak artıyor. Bu sorunlar yumağı mesleğimizi eczanelerde kısırdöngüye sokmuş. Bir işi ayni şekilde yaparak başka bir sonuç çıkmayacağına göre belli ki bambaşka bir hedef konmalıdır meslek adına. Bu anlamda güzel bir çalışma, “Stratejik Plan”…

Eğer, tüm odalarımız indinde ve mesleğe inanmış bizler tarafından içselleştirilebilinirse neden olmasın?

Ama şuna dikkat çekildi; ”eczacılar, ortak amaçlarına birlikte erişememekte çünkü kendi alanlarında emperyal amaçlara hizmetten uzak duramamaktadırlar yani sağlık alanında milli bir politakamızın olmadığı gerçeği…” Sağlık alanı derken eczacılar olarak halen sağlık alanının hiç bir basamağında kabul görmememiz zaten başlıbaşına en büyük sorun olarak görünmektedir. İşin başlangıç noktasının burası olduğunun altını çizmek gerek. Zira bunun dışında yapılacak mücadele Sağlık Sosyal ve Yardımlaşma Bakanlığı (SSYB) uhdesinde değil, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bünyesinde devam eder ki, bu da bizim mesleğimiz açısında sürekli gerilememiz demektir.

Liberalizm yeni bir akım değil. Bunun dünyada eczaneler için yaptığı değişimler en liberal ülke Amerika ‘dan başlamak üzere adım adım yaşanmış ve yaşanıyor. O zaman bizlerin bu ülke eczacıları olarak bu yaşanmış hikayeyi neden değerlendiremediğimizi anlamakta güçlük çekmekteyim. Bakın ilaçta reklamdan başlamak üzere zincir eczane modelleri internet satışları vb… Bunlar, belki 40 senelik bir süreçte eczacıların önünde yaşanıyor. Bugüne dek olacaklar konusunda hiç bir adım atmamamış olmamız büyük bir kısırdöngü içine girdiğimizi göstermez mi?

Stratejik rapora gelince en önemli öğesi bence sağlığın temel bir insan hakkı olduğu eşit nitelikli ve ulaşılabilir olmasıdır…Buna bağlı olarak da ilacın bulunabilir, alınabilir olmasıdır…

Madem ki, hasta odaklı bir hayatı mesleğimizin olmazsa olmazı olarak görüyoruz, o zaman farmakovijilansı mesleğimizin ortasına oturtmak mecburiyetindeyiz. Oysa bugün ülkemizde sağaltım sağladığına inadığımız ilaçlar konusunda özgün klinik çalışmalar yayınlayan bir akademik yayınımız olmadığından doktoru, eczacısı bu ürünleri ilaç sanayiinin sunduğu bilgiler çerçevesinde öğrenmektedir. Üstelik advers reaksiyonlar, bilgi bankası mutlaka vardır ama çalışmamaktadır. Oysa bunlar mesleğimizin ana görevleridir ama bunlara karşı siyasi otoritenin mesleki bir kaynak ayırmak istememesi bizi birinci basamak sağlık hizmetinden uzak tutmaktadır. Bu açıktır ki, devlet biz eczacılara, hastalarımız için yapacağımız mesleki hizmetlerden bir meslek hakkı vermek istememektedir. Bu yüzden halkımızın ilaç sağaltım süreci devre dışı bırakılmaktadır.

Bizler ilaç satıcısı değiliz. Bunu kabul edemeyiz, etmemeliyiz. Hastanın aldığı ilacın takip sürecinin tedavide çok önemli bir yeri vardır. Umarım, yeni yönetimimiz bu anlamda adımlar atacak ve mesleği çağdaş bir düzeye taşıyacak etkin projeler üretecektir. Bu anlamda 2017 mesleki perspektif raporu ve stratejik planlama güzel hazırlanmış…

Ama en önemlisi ne kadar içselleştirebilecek ne kadar ortak vizyona koşabileceğiz.

Bunu gelecek günler gösterecek mutlaka…

Saygılarımla…

İlgili Yazılar