Detoks II Detoks II
Vücudumuzun toksinleri uzaklaştırabilme yeteneği, temel sağlık düzeyimizi belirleyen ana etkenlerden biridir. Besin katkı maddeleri, çeşitli kimyasal maddeler (temizlik malzemeleri, tarım ilaçları, böcek ilaçları vb... Detoks II

Vücudumuzun toksinleri uzaklaştırabilme yeteneği, temel sağlık düzeyimizi belirleyen ana etkenlerden biridir. Besin katkı maddeleri, çeşitli kimyasal maddeler (temizlik malzemeleri, tarım ilaçları, böcek ilaçları vb ) sindirim sistemimizdeki bakteri ve enzimlerin ürettiği toksinler, metabolizma atıkları eğer vücuttan uzaklaştırılamazsa çeşitli ciddi sağlık problemlerine sebep olabilir. Detoks fonksiyonunun düzgün işleyişi için geçen ay yazımızda karaciğerimizin, barsaklarımızın üstlendiği önemli rollerden bahsetmiştik. Biraz daha ayrıntısına girmek istersek, özellikle vücuda en çok zarar veren yağda çözünen toksinler ve karaciğer ilişkisini inceleyebiliriz.

Karaciğer detoks fonksiyonunu yerine getirebilmek için önemli enzimler salgılar. Faz I ve Faz II olarak isimlendirilen bu enzimler detoks sisteminin ana oyuncularıdır. Özellikle karaciğerin üstlendiği önemli rollerden biri, yağda çözünen toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasıdır ki bu konuda en büyük yükü Faz II enzimlerinden glutatyon enzimleri üstlenir.

Neden yağda çözünen toksinlerin uzaklaştırılması önemlidir? Çünkü daha zordur. Suda çözünen toksinler idrar, dışkı ve terle uzaklaşabilirken, yağda çözünen toksinler safra yoluyla barsaklara ulaşır fakat barsaklar yeterince sağlıklı değilse, örneğin inflamatuar barsak hastalıkları nedeniyle aşırı geçirgen ise toksinler yeniden geri emilebilir.

Neyse ki vücudumuz glutatyon enzimleri aracılığıyla yağda çözünen toksinleri suda çözünür hale getirerek böbrekler yardımıyla uzaklaştırabilir. Böylece sigara ile aldığımız nikotinin, civa ve kurşun gibi ağır metallerin vücuttan uzaklaştırılabilmesi mümkün olur. Tabi bu işlevin yerine gelebilmesi için glutatyon eksikliğinin görülmemesi gerekir.

Glutatyon aktivitesi temel olarak 3 sebebe bağlı olarak yetersiz kalabilir:

Sentezi için gerekli besin öğelerinin yetersiz alımı söz konusu olabilir.

Sentezini kontrol eden genlerde bazı polimorfizmler (genetik varyasyonlar) olabilir.

Çeşitli hastalıklar ve yaşam tarzı nedeniyle ihtiyaç çok artmış olabilir (sigara kullanmak gibi) Her üç durumda da yapılabilecek şey glutatyon aktivitesini destekleyecek şekilde beslenmektir. Yapılan araştırmalar, glutatyon aktivitesini artırmak için C vitamini alımını önermektedir. Özellikle bölünmüş dozlar halinde günde 1000 mg C vitamini alımı, bunun yanında C vitamininden zengin beslenme ilk öneriler içerisinde yer alır.

Selenyum, glutatyon sentezi için elzem bir mineraldir. Glutatyon peroksidaz enziminin yapısında dört selenyum atomu bulur. Enzimi kodlayan genin polimorfizminde selenyum ihtiyacı artar aynı zamanda vücutta selenyum eksikliğinde de enzimin sentezi azalır. Bu enzim beslenmeyle aldığımız selenyum miktarına bağlı olarak fonksiyonlarını devam ettirir. Selenyum mineralinin yeterli alımı glutatyon aktivitesi dolayısıyla kanser, diyabet ve kardiyovasküler risklerini azaltır.

Glutatyon transferaz enzimini kodlayan gendeki bir genetik varyasyon, vücudun CoQ10 ihtiyacını artırır.

Vücudun önemli detoks ve antioksidan enzimleri olan glutatyon enzimleri sağlığın korunmasında dünyada ölüm nedenlerinde ilk iki sırayı alan kanser ve kalp damar hastalıklarına karşı korunmada önemli rolleri vardır. Vücudumuzun bu muhteşem gücünü desteklemek için beslenme içeriklerimize dikkat etmek de bize düşüyor.

Sağlıklı günler dilerim