Demirci Gündemi Değerlendirdi Demirci Gündemi Değerlendirdi
Gaziantep Eczacı Odası Başkanı Ecz. İrfan Demirci, Başbakan Binali Yıldırım’ın ‘İlaç sanayisinde yerlileşme’ yorumunu değerlendirdi. Demirci, ulusal ilaç sanayisinin yabancı şirketlere satıldığını hatırlatarak, “İlaç... Demirci Gündemi Değerlendirdi

Gaziantep Eczacı Odası Başkanı Ecz. İrfan Demirci, Başbakan Binali Yıldırım’ın ‘İlaç sanayisinde yerlileşme’ yorumunu değerlendirdi. Demirci, ulusal ilaç sanayisinin yabancı şirketlere satıldığını hatırlatarak, “İlaç sanayisinde yerlileşmek için üniversitelere ve AR-GE’ye yatırımlar yapmak gerekiyor. Eczacılık Fakülteleri açılıyor fakat buralarda eczacı öğretim görevlisi yok. Türkiye’de ilaç tüketiminde ithal ilaçların oranı artıyor, şu anda Türkiye’de yüzde 55 oranında ithal ilaç tüketiliyor” diye konuştu.

Gaziantep Eczacı Odası Başkanı Ecz. İrfan Demirci, Türkiye’nin ilaç sanayisinde çok gerilerde olduğunu söyledi. Demirci, “ Türkiye dünya ilaç ihracatında çok geri sıralarda yer alıyor. 7 milyar dolar ilaç tüketimimiz var. Türkiye’de ilaç tüketiminde ithal ilaçların oranı artıyor, şuanda Türkiye’de yüzde 55 oranında ithal ilaç tüketiliyor. Geçtiğimiz günlerde Başbakan, ‘ilaçta yerlileşmeliyiz’ dedi. Bizler eczacılar olarak yıllardır bunu söylüyoruz. İlaç sanayimiz olmalı, kendi molekülümüzü üretmeliyiz,  ürettiğimiz ilacın kendi ihtiyaçlarımızı karşılaması gerekiyor. OECD ülkeleri rakamlarına baktığımızda rakamlarımız çok düşük ama Türkiye’nin yeri belli. Bu nedenle Türkiye’nin kendi ilaç sanayisini geliştirmesi gerekiyor. Yerli ilaç sanayisini geliştirmek için üniversitelerini, ilaç sanayisinin AR-GE’sini geliştirmeniz gerekiyor. Akademik alt yapının geliştirilmesi gerekiyor. İlaç inanılmaz teknolojik bir ürün; bunu ben yerlileştireceğim, diyerek yerlileştiremeyiz.  Sanayi alt yapısının gelişmiş olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

 

“Fakülte Var, Eczacı Yok!”

Akademik çalışmaların ilaç sanayisi için önemli olduğunu söyleyen Demirci, “Akademik çalışmaların yapılabilmesi için özgür bir ortam gerekiyor.  Yerlileşme ilaç sanayisinde kesinlikle olmalı aksi halde bu tüketimin altından kalkamayız. İlaç fiyat politikalarının gözden geçirilmesi gerekiyor, yerli sanayisi fiyat politikaları nedeniyle zorda. Eczacılık Fakülteleri açılıyor fakat buralarda eczacı öğretim görevlisi yok. İlaçta söz sanayide söz sahibi olmak silah sanayi, uzay sanayi kadar önemli. İlaç sanayisine sahip olan ülkeler, inanılmaz paralar kazanıyor. Biz yalnızca kendi ilaç üretimimizi karşılayabilsek, ülkemiz bu anlamda çok rahatlayacak. Başbakan doğru söylüyor, ilaç üretimi cirosu 1,4 trilyon dolar olacak. Biz Eczacı örgütleri olacak her zaman ulusal ilaç sanayisini destekliyoruz. Geçmişte yerli ilaç tüketimi daha fazla iken gittikçe yabancı ilaçların tüketim oranı daha da artıyor. Yabancılar tarafından ulusal ilaç sanayimiz satın alındı. Yerli ilaç sanayimiz düşmeye başladı. Ne bu konuda yerlileşebilirsek, insanımız ve ülkemiz için iyi olacak” dedi.

 

“Türkiye’nin Payı Virgüllerle İfade Ediliyor”

İlacın çok önemli bir ürün olduğunu belirten Demirci, “Artan nüfus, yükselen ortalama ömür süresi ve yanında da insanların daha yüksek standartlı sağlık hizmeti beklentisi nedeniyle, bütün dünya şunun net bir biçiminde bilincinde; İlaç çok önemli bir ürün! Silah, uzay, iletişim ve hemen yanında ilaç teknolojisi dünyaya yön veren stratejik alanlar arasında birlikte anılıyor. Ülkeler ve uluslararası şirketler için insana sağlık hizmeti sunmaları yanı sıra ilaç aslında karlı bir ürün olma özelliğine de sahip. Bu açıdan özellikle bazı OECD ülkeleri için ilaç iyi bir gelir kaynağı.  Küresel ilaç satışlarının yüzde seksenini, dokuz OECD üyesi ülke gerçekleştiriyor. Tahmin edeceğimiz gibi ABD başı çekiyor. Amerika’nın payı yüzde 43,3. Japonya, İtalya, Almanya, Fransa ve İngiltere gibi G-8 üyesi ülkeler ise toplam olarak yüzde 26’lük paya sahipler. Türkiye’nin ilaç dışsatımı ancak yüzde sıfır virgüllerle ifade edilebiliyor” diye konuştu.

 

“Sağlık Harcamaları Büyüme Oranlarından Fazla”

Türkiye İlaç sektörü hakkında bilgiler veren Demirci, “Türkiye’de ilk 20 firma pazarın yüzde 57,2’sine sahip. Geriye kalan 462 firma ise yüzde 42,8’ini paylaşıyor. Tüketilen yüz kutu ilacın 74,1’si yerli üretim. İlk bakışta insana hoş geliyor, ilaç sanayimizle ilgili güven telkin ediyor. Ancak parasal bazda tüketime baktığımızda ise işler hiçte öyle değil. Yine tüketilen 100 birimlik ilacın yaklaşık yüzde 54,7‘lik bölümü ithalat yoluyla yurda giren ilaçlar. Yani yabancılar yükte hafif pahada ağır deyimine uygun bakıyorlar.  Son yıllarda toplam sağlık harcamaları artış oranları ülkemizin büyüme rakamlarından fazla. Sağlık harcamaları içinde ilacın payı ise üçüncü, belki de dördüncü sırada. 2004’te sağlık harcamaları içindeki ilaç payı yüzde 50’lere yakınken o yıl başlayan sağlıkta dönüşüm ve sosyal güvenlik reformlarından sonra azaltıldı ve bu günlere yani yüzde 30’lara yaklaştı.  Ancak gelinen nokta yaklaşık yüzde 16,2’lik oran OECD ortalamalarıyla üzerinde olsa da 10 yıl öncesinden geldiği yere göre uyumlu denilebilir.  urada farklılık ülkelerin kişi başı ilaç tüketimlerinde ortaya çıkıyor. ABD her bir kişi için ilaca 1.162 Dolar, İngiltere 497 Dolar, Fransa 668 Dolar, Almanya 766 Dolar, yanı başımızdaki Yunanistan 572 Dolar harcıyorken, Türkiye 170 dolar İLE OECD ortalamalarının altında kalıyor. 1 trilyon doların üzerindeki dünya ilaç pazarının 2021’de 1,4 trilyon olarak gerçekleşeceği tahmin ediliyor. 2017 yılı için bizim pazarımız 7 milyar dolara yakın. Bu rakama dünyadan bakarsak çok küçük, ancak bizim gelir ölçeklerimizle bakarsak da çok önemli bir rakam” şeklinde konuştu.

 

“İlaçta Yerlileşme Konuşuluyor”

İlaçta yerlileşme hakkında yorumlar yapan Demirci, “Uygulanan sağlık politikaları gereği ilaç harcamaları hükümetin maliyecileri tarafından bizde hep kara delik gibi görülür. Halkın cepten sağlık harcamalarındaki katkısı, özel sağlığa giden paydaki artıştan çok söz edilmez.  Şimdi ilaçta yerlileştirme konuşuluyor. Bu konuda atılım yapmak, yeni stratejiler gerçekleştirmekten söz ediliyor. Hem de reçetesiz ilaç tartışmalarının olduğu bir dönemde çok daha önemli ve ülke için gerekli bir tartışmanın açılması olumlu bir durum. Daha güzeli ise bu söylem hükümet tarafından dile getiriliyor. Çok doğru bir çaba. Eğer gerçekleştirebilirsek ülkemiz, insanımız için önemli bir gelişme olur. Böylesi stratejik bir ürün için çok daha etkin ve güçlü ulusal ilaç sanayimiz olmalı. Kim bilir belki de yakın gelecekte biz de kendi laboratuvarlarımızda bulduğumuz yerli molekülerimizi hem kendi hem de dünya insanlarının sağlığına sunarız. Bütün bunları yapabilir miyiz? Bu endişeli soruya umutlu bir soruyla yanıt verirsek! Neden olmasın ki!” diyerek sözlerine devam etti.

 

“Eczacılık Fakültelerinin Durumu Ortada”

Artan eczacılık fakültelerine de değinen Demirci, “İlaçta yerlileşme, başka bir deyişle ulusal ilaç sanayinin geliştirilmesi ve tükettiğimiz ilacın önemli bölümünü üretebilmek hedefine varabilmek için koşulları da sağlıklı biçimde oluşturmak gerekli. Kısaca alt yapıda iyi hazırlanmalı. Bu konu için mutlaka kamu desteği lazım, üniversite- sanayi işbirliği belki de en önemli konu. Yanı sıra eczacı örgütünün katkısı. TEB uzun yıllardır, ‘Ulusal ilaç sanayi’ diyor. Sonuç olarak eğer bu konuda bir yola girilecekse yapılması gerekenler de var. Mevcut ilaç fiyat politikaları ile sanayi AR-GE çalışmalarına ne kadar kaynak aktarabilir, buna bakmak gerekli. Bu işin tam lokomotifi olacak eczacılık fakültelerinin hali ortada. Yalnızca fakülte açarak, oradan da eczacı üreterek ilacın yerlileşmesi mümkün değildir. Hele hele o fakültelerde eczacı kökenli öğretim görevlisi yok ya da sayısı azsa. Daha ötesi taşımalı öğretim görevlileri ile eğitim yapılıyorsa bu alanlara eleman yetiştiremezsiniz” dedi.

 

“Bilim ve Aklı Önceleyeceğiz”

Demirci son olarak, “Sanayinin ihtiyacı olacak eczacıları, nitelikli kadrolara sahip eczacıları yetiştirecek; daha öncesinde kendisi destek ve çaba verecek eczacılık fakülteleri lazım. Sözün özü Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; “bilim ve akıl” lazım. Dünyanın en üst düzey yüksek teknolojili konularından biri olan ilaçta yerlileşmek ve dünyada söz sahibi olmak istiyorsak her şeyden önce bilimi ve aklı önceleyeceğiz. Şunu da bileceğiz; bilim ve akıl özgür ortamlarda gelişir ve büyür. Bir trilyon doların üzerindeki ilaç pazarının yüzde yetmişine yakın bölümünü elinde tutan 7 ülkeye baktığımızda demokrasi, adalet ve özgürlüklerle ilgili de gelişmiş olduklarını görürüz.  İlaçta yerlileşme, millileşme tamam! Mutlaka gerçekleştirmeliyiz. Ama yanına demokratik ve özgür düşünce ortamı koyabilmeliyiz ki bu amaca ulaşalım” diyerek sözlerini noktaladı.

İlgili Yazılar