Değişim İçimizden Başlıyor Değişim İçimizden Başlıyor
Bağırsak sağlığı ve mikrobiyota ilişkisi son yılların şüphesiz en çok araştırılan, konuşulan konusudur. Hipokrat’tan günümüze edindiğimiz bilgiler, bağırsaklarımızın genel sağlığımız üzerindeki etkisini çok net... Değişim İçimizden Başlıyor

Bağırsak sağlığı ve mikrobiyota ilişkisi son yılların şüphesiz en çok araştırılan, konuşulan konusudur.

Hipokrat’tan günümüze edindiğimiz bilgiler, bağırsaklarımızın genel sağlığımız üzerindeki etkisini çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Yalnızca sindirim sağlığı değil, duygu durumumuz, zihinsel performansımız, bağışıklık sistemimiz hatta göz sağlığımız ve bağırsaklarımız arasında çok güçlü bir bağ olduğu biliniyor. Tanımlanmalarının ardından oldukça hızlı bir gelişim gösteren probiyotikler günümüzde sağlığın neredeyse her alanında etkileri araştırılan yaşam kalitesinin artırılmasında önemli rol alan öğeler olarak kabul ediliyor.

Çocuk sağlığından yetişkinliğe, bağışıklık siteminden, atopik dermatit ve çeşitli alerjilere, besin emilimlerinden, gıda intoleransına, kabızlık ve antibiyotik kullanımına bağlı diyareden, otizm, anksiyete ve depresyona, ağız içi sağlığına ve hatta kanser tedavilerinin etkinliğine kadar birçok konuda sağlıklı bağırsak mikrobiyotasının ve bunu sağlayan probiyotiklerin katkısı önemlidir.

Bir yetişkinin sindirim kanalında yaklaşık 2 kg kadar probiyotik bakteri bulunduğunu biliyoruz, doğumumuzdan itibaren vücudumuzda hızla oluşan bu mikrobiyotanın hasar görmesi ise hem çocukluk hem de yetişkinlik döneminde birçok sağlık sorunu beraberinde getiriyor. Bağışıklık sistemimizin yüzde sekseni mide bağırsak kanalında bulunur. Günümüzde iyi bir bağırsak mikrobiyotası, güçlü bağışıklık ve sağlıklı bir yaşamın en önemli parçası olarak kabul görüyor.

Çalışmalar, yaş ilerledikçe sindirim sistemimizdeki bakterilerin değişebileceğini ve farklı faydalı etkilere sahip tür çeşitliliğinin azalacağını belirtmektedir. İyi bakteriler, özellikle de kalın bağırsaktaki Bifidobakterilerin düzeyleri, 40-60 yaşları arasındaki bireylerde, genç nüfusa göre 1.000 kat daha fazla düşüş gösterebiliyor. Dolayısıyla bugün geldiğimiz noktada sağlıklı bir organizma için her yaş grubundan insanın probiyotik bakterilere ihtiyaç duyduğu artık tartışılmaz bir gerçek. Peki bozulan bağırsak mikrobiyotasını nasıl yeniden dengeleyebiliriz? Probiyotik desteklerini kullanırken hangi detaylara dikkat etmek gerekir?

Bozulan bağırsak mikrobiyotasını güçlendirmek için tanımlı suşları içeren probiyotik desteklerinin kullanımı pratik, güvenli ve etkilidir. Canlı bir bakterinin takviye olarak alınması ve bundan fayda sağlanabilmesi için takviyenin özellikleri önem kazanır.

Probiyotiklerin etkinliğini koruması ve kullanım başarısı sağlaması için;

Probiyotik suşunun özellikle mide asitlerine karşı dayanıklı bir formülasyonla sunuluyor olması en önemli kriterlerden biridir. Aksi takdirde oral yolla aldığınız bakteriler bağırsaklara ulaşamadan güçlü mide asidinin etkisiyle canlılığını yitirebilir ve etkisini kaybetmiş olur.

Mide bağırsak kanalı boyunca sağ kalabilmesinin yanında önemli bir diğer kriter de probiyotiklerin çoğalabilme özelliğine sahip olmasıdır. Vücudumuzda trilyonlarca sayıya ulaşması gereken probiyotik bakteriler çoğalma başarısı gösteremezse beklenen etkileri sağlayamaz.

İnsan vücuduna uyumlu yüksek etkinlik gösterebilen probiyotik bakterilerin orjini yine insan olmalıdır. Tanımlanmış, insan orjinli suşların kullanılıyor olması etkili bir probiyotik desteği için önemli bir özelliktir.

Sağlıklı günler dilerim

İlgili Yazılar