Çocuklarda Diyabet ve Hipoglisemi Çocuklarda Diyabet ve Hipoglisemi
Çocuklarda Diyabet ve Hipoglisemi  Tip 1 Diyabetes Mellitus (T1DM) çocukluk çağında görülen kronik hastalıkların en yaygın olanıdır. Diyabet özelliklede küçük yaşlardaki çocuklarda hastanın yaşam... Çocuklarda Diyabet ve Hipoglisemi

Çocuklarda Diyabet ve Hipoglisemi

 Tip 1 Diyabetes Mellitus (T1DM) çocukluk çağında görülen kronik hastalıkların en yaygın olanıdır. Diyabet özelliklede küçük yaşlardaki çocuklarda hastanın yaşam kalitesini ciddi anlamda etkileyen, anne ve babayı korkutan bir hastalıktır. Ama günümüzde doğru uygulanan bir insülin tedavisi ile hastalar sağlıklı bir şekilde hayatlarını devam ettirebilirler. Obezite ve sedanter yaşamın artması ile çocuklarda Tip 2 Diyabetes Mellitus (T2DM) görülme oranının da giderek artmakta olduğu yapılan çalışmalarda gösterilmiştir [1]. Eczacıların çocukluk çağında obezite konusunda anne ve babaların farkındalık düzeylerini artırmak için gerekli bilgilendirmeleri yapması koruyucu eczacılık açısından çok önemlidir.

Diyabette klinik Bulgular Nelerdir?

 Çocuklara diyabetin klinik bulguları; aşırı su içme isteği, aşırı idrara çıkma, kilo kaybı, kan şekerinin yükselmesi, idrarda keton varlığıdır. Eczacılar olarak hızla kilo kaybeden, aşırı su içen ve idrar çok çıkan çocukları hemen doktora yönlendirmek erken teşhis için çok önemlidir.

Genelde pediatrik hastalarda ilk tanı diyabetik ketoasidoz tablosu gelişmesi ile konulur. Anne ve babaların diyabetin klinik bulgularını fark edememeleri nedeni ile hasta ketoasidoz gibi ciddi bir tablo gelişene kadar tanı almayabilir. Yapılan çalışmalarda T1DM en çok tanı aldığı yaş 4-6 yaş ve 10-14 yaş arası dönemler olarak belirlenmiştir[2]. Ağızda meyve kokusu, uyuşukluk, uyku hali ve sersemlik gibi bulgular ketoasidoz belirtileri olabilir. Hastanın hemen hastaneye yatırılması, rehidratasyon tedavisi ve insülin tedavisi alması gerekir. Diyabetik ketoasidoz gibi ciddi bir tablo yaşanmadan önce tanının konulması için eczacının diyabet bulguları olan çocukları doktora yönlendirmesi eczacının önemli bir görevidir. Eczanelerde ebeveynleri diyabet ve çocukluk çağı obezitesi hakkında bilgilendiren broşürlerin yer alması diyabet farkındalığını artırmaya katkı sağlayabilir.

Amerikan Diyabet Cemiyetine göre açlık kan şekeri 126 mg/dL yüksek olan ya da rastgele ölçümde 200 mg/dL yüksek kan şekerine sahip ve diyabet bulguları olan hastalar diyabet tanısı alır[3]. Sağlıklı bir insanın tokluk kan şekerinin 200 mg/dL üstünde olması beklenmez. Bu nedenle bu değerlere sahip hastaların tanı ve tedavi için derhal doktora başvurmaları gerekmektedir.

İlaçlar Diyabete neden olur mu?

Kan şekerindeki yükselme ilaç kaynaklı olabilir. Glukokortikoidler, siklosporin, takrolimus, HIV proteaz inhibitörleri, hidroklorotiyazid, propranolol, olanzapin, risperidon gibi ilaçlar ilaç kaynaklı kan şekeri yükselmelerine yol açabilir[4]. Bu nedenle bu ilaçlarla tedavi alan hastalarda gelişen kan glukoz değerindeki yükselmeler ilaç kaynaklı olabilir. Eğer diyabetik hasta bu ilaçlarla tedavi alması gerekirse; kan glukoz izlemini daha sık yapması ve gerekirse insülin dozunun artırılması gerekebileceği hastaya söylenmelidir.

Pediatrik Hastada Sıkı Tedavi mi Esnek Tedavi mi Yapılmalı?

 Pediatrik hastalarda diyabet tedavisinin hedefleri hastanın yaşına göre belirlenir. Çok küçük çocuklarda hipoglisemi riskinin fazla olması, hastanın hipoglisemi belirtilerini erken fark edememesi nedeni ile daha esnek tedavi uygulanır. Çünkü şiddetli hipoglisemi komaya ve kalıcı nörolojik sekellere yol açabilir. Hastanın kendi bakımını kendi yapacak yaşa gelmesi ve hipoglisemi durumunda yapması gerekenleri uygulayabilecek düzeyde olması durumunda tedavinin daha sıkı bir tedaviye geçilmesi diyabetin komplikasyonlarını önlemek açısından çok önemlidir. Bu nedenle diyabetik çocuğa sahip anne ve babalara hipoglisemi semptomları ve hipoglisemide yapılması gerekenler hakkında ayrıntılı bir hasta eğitimi yapmak çocuk için hayat kurtarıcıdır.

Hipoglisemi nedir?

T1DM çocuklarda kan glukoz düzeyinin 70mg/dL altında olması hipoglisemi olarak tanımlanır.

Hipoglisemi belirtileri nelerdir?

 

  • Ellerde titreme
  • Hızlı kalp atımı ve çarpıntı
  • Uykuya meyilli olma
  • Baş ağrısı
  • Bulantı
  • Soğuk soğuk terleme
  • Davranışsal değişiklikler: sinirlilik, ajitasyon
  • Nöbet

Hipoglisemi İçin Risk Faktörleri Nelerdir?

Hipoglisemi için risk faktörlerine bakacak olursak yaş bir risk faktördür. Küçük çocuklar hipoglisemi açısından daha risklidir. Çok fazla hareketli olmaları, düzenli yemek yemeye dikkat etmemeleri, tedaviye uyunçlarının düşük olması bu hastalarda hipoglisemi riski artırır. Egzersiz de hipoglisemi riskini artırır. Bu nedenle egzersiz yapmadan önce hastaların muhakkak kan glukoz düzeylerini takip etmeleri gereklidir. Amerikan Diyabet Cemiyeti hastalara egzersiz yapmadan 1-2 saat önce bir ana öğün tüketmelerini ve egzersizden önce kan glukoz düzeyleri 100 mg/dL altında çıkması durumunda; hemen, egzersiz öncesi bir ara öğün tüketip sonra spor yapmalarını önermektedir. Alkol kullanımı hipoglisemi riskini artıran bir unsurdur. Çocukların alkol kullanması beklenmez ancak ergenlik döneminde arkadaş çevresine uyum sağlamak ya da başka nedenlerle alkol kullanan hastalar vardır. Bu hastalara alkolün diyabetik hastalar için ne kadar tehlikeli olabileceği ve hipoglisemi risklerinin artırdığını belirtmek gereklidir. Akut geçirilen hastalıklar; özellikle bulantı ve kusmaya yol açan akut hastalıklar hipoglisemi riskini artırır. Bu nedenle hastalık dönemlerinde diyabet için daha sıkı kan glukoz izlemi yapmaları gereklidir. Karbonhidrattan çok zengin gıdalar hipoglisemi riskini artırır. Hastaların düzenli olarak diyetisyen tavsiyesi almaları ve diyet kurallarına uymaları, asla aç kalmamaları önerilir. Otoimmün çölyak, addison, ya da otoimmün tiroidit gibi hastalıklar hipoglisemi riskini artırır[5-7].

Hipoglisemi olduğunda ne yapmalı?

Hasta hafif ya da orta düzeyde bir hipoglisemi atağı geçiriyorsa derhal 10-15 g glukoz içeren, basit karbonhidrat ve hızla absorbe edilebilecek; meyve suyu, glukoz tablet, şeker gibi bir gıda tüketmelidir. Sonrasında hasta en kısa süre içerinse yemek yemelidir. Hipoglisemi atağı sırasında yağ bakımından zengin çikolata gibi gıdalar ve kompleks karbonhidratlar emilimleri yavaş olacağı için önerilmez. Kan glukoz düzeyi 100 mg/dL üstüne çıkıncaya kadar hasta kan glukoz izlemi yapmalıdır. Ciddi hipoglisemilerde ya da hastanın oral alımının sıkıntılı olduğu gastroenterit gibi bulantı kusmaya yol açan hastalıklar durumunda deri altına glukagon uygulanması önerilir. Ciddi hipoglisemilerde hasta glukagon uyguladıktan sonra muhakkak hastaneye başvurmalıdır.

Diyabet, tedavi kurallarına uyulduğu sürece korkulacak bir hastalık değildir. Ancak iyi bir hasta eğitimi gerekir. Diyabetik hastalar konusunda eczacıya büyük bir görev düşmektedir. Hastayı diyabet hastalığı hakkında bilgilendirmek, komplikasyonlar, hipoglisemi ve ketoasidoz konusunda hasta eğitim yapmak, doğru insülin enjeksiyonu ve enjeksiyona bağlı komplikasyonları önlemek konusunda eczacının hastayı bilgilendirmesi önemli bir klinik eczacılık hizmetidir.

Ecz. Emine Karataş Koçberber

Kaynaklar:

  1. Pediatrics, 2006. 118(4): p. 1510-8.
  2. Diabetologia, 1979. 17(6): p. 357-60.
  3. Diabetes Care, 2016. 39 Suppl 1: p. S4-5.
  4. JAMA, 2001. 286(16): p. 1945-8.
  5. Horm Res Paediatr, 2015. 84(3): p. 190-8.
  6. Clin Immunol Immunopathol, 1997. 82(1): p. 37-42.
  7. Pediatr Diabetes, 2011. 12(4 Pt 1): p. 322-5.

 

İlgili Yazılar